reklam reklam reklam reklam
Ana Sayfa Sür Manşet, Yazarlar 3.03.2023 1138 Görüntüleme

YÜCEL ŞEHİTLERİ -1

II.nci Dünya Savaşı yıllarında Nazi Almanya’sı ve müttefiklerinin işgal ettiği Yugoslavya’da, varlığı tehdit altında bulunan Makedonya Türkleri tarafından Yücel Teşkilatı kuruldu. Savaşın bittiği yıllarda, yıkılan Yugoslavya devletini ve Federal Makedonya Cumhuriyeti’ni yeniden tesis etmek için AVNOJ ve ASNOM toplantılarında alınan kararlarla Türk azınlığına da birtakım haklar verilince, bir araya gelen Yücelciler Yugoslavya’da modern Türkçe eğitim veren okulları kurarlar, “Birlik” adını verdikleri gazeteyi çıkarırlar ve Üsküp Radyosunda ilk Türkçe yayınları organize ederler.[1]

AVNOJ ve ASNOM kararlarına dayanan Yücelciler; Yugoslavya’da Kasım 1945’de düzenlenecek seçimlere katılmak için çeşitli görüşmeler yapsalar da bir polis devleti oluşturan Tito yönetimi bütün muhalifleri baskı altına alarak seçimlere gider ve iktidar olur.

Komünist ideolojiye destek olmayan Yücelciler zaman içerisinde fişlenir ve tutuklanırlar. Uzun işkencelerden sonra çıkarıldıkları mahkeme ise bir yandan Yugoslavya Türklerini baskı altına almakta, öte yandan; göçe zorlamaktaydı. Ocak 1948’de mesnetsiz suçlamalarla itham edilmiş, teşkilat üyeleri “YÜCELCİLER” insanlık dışı işkenceler görmüş ve dönemin Yugoslavya mahkemesince hukuk dışı usullerle yargılanıp, dördü idam olmak üzere ağır cezalara çarptırılmıştır.

Kosova ve Kuzey Makedonya’da yaşayan Türkler için travmatik olan bu kararın neticesinde, sınırların açılmasıyla birlikte yüzbinlerce Türk anavatanına hicret etmiştir.[2] Bu elim olayda Makedonya Türklerinin, milli ve manevi değerlerini yaşatmak için önemli rol oynayan ve bu uğurda çok ağır bedel ödeyen ve hayatlarını kaybeden YÜCELCİLERİ rahmetle anıyorum.

Homojen bir toplum yaratmayı amaçlayan Balkan ülkeleri, Osmanlı’nın çekilişinden sonra kendi sınırları içinde kalmış olan Türklere sürekli baskılar yapmaktaydılar. Yaşanan tüm acılara rağmen topraklarını terk etmeyen soydaşlarımız 21.nci yüzyılın şafağında bile 19. yüzyılın hayaletlerine esir olmaktan kurtulamayıp, sosyal, kültürel, siyasi ve ekonomik baskılara maruz kaldılar ve ağır bedeller ödediler. Gittikçe artan sıkıntılar her geçen gün göçlerin de artmasına sebep oluyordu. Mesela,

–          1923-1933 arasında Yugoslavya’dan 110 bin,

–          1923-1938 yılları arasında Romanya’dan 115 bin,

–          1923-1949 yılları arasında Bulgaristan’dan 220 bin,

–          1923-1945 yılları arasında Yunanistan’dan 400 bin Rumeli evladı anavatana göç etmek zorunda bırakıldı.[3]

Baskılara ve ağır vergilere rağmen vatanlarını terk etmeyi düşünmeyenler de vardı. Balkanlardaki Türk kültürünü, İslam’ı yaşatmayı kendilerine amaç edinenlerin başında ise Yücelciler geliyordu.[4]

Teşkilatın daha önceki halkası; Makedonya, Sancak, Kosova ve Bosna Müslümanlarının 1925 yılında kurduğu “İslam Muhafaza-i Hukuk Cemiyeti ile Cenubi Sırbistan Müslüman Teşkilatı ve Yardım Cemiyetidir”. Ortak amacı, dinî kimliklerin ve hakların muhafazası ve savunusu olan bu teşkilatları örnek alarak daha küçük ölçekte bir bölge olan “Makedonya” için faaliyet göstermeyi hedefleyen Yücel Teşkilatının temelleri 1939 yılında “ÜSKÜP YARDIM CEMİYETİ” çevresinde atılmıştır.[5]

Makedonya’da yaşayan eğitim seviyesi yüksek, ahlâk ve fazilet sahibi Türk gençleri 1937’de milli ve manevi değerlerini, örf, adet ve geleneklerini korumak ve yaşatmak ve komünist teşkilatlardan uzak tutmak amacıyla bir araya gelmeye başlamışlardı. Mevcut Komünist rejim, Türk gençlerini Komünist Parti’de görev vererek aralarına nifak sokmak suretiyle kontrol altına almak istiyordu. 1945 yılına kadar adeta isimsiz bir teşkilat olan bu oluşuma “Yücel” adı verildi. Türklerin haklarını korumak maksadıyla kurulan Yücelciler, o dönemler logosunda minare sembolü bulunan ilk Türk gazetesi unvanına sahip olan “BİRLİK” gazetesinin ilk sayısını, 23 Aralık 1944 tarihinde çıkardılar. Komünist yönetim Yücelcilerin faaliyetlerinden rahatsız olduğu için kurulan teşkilatı ve çıkardıkları gazeteleri ele geçirmek istiyorlardı ve bunu kısa zaman sonra gerçekleştirdiler. Gazetenin yönetimi komünistlerin eline geçince adeta Komünist partisinin yayın organı durumuna soktular. Ellerinden gazeteleri alınmasına rağmen yılmayan Yücelciler, Üsküp radyosunda ilk Türkçe yayını, ilk Türk öğretmen kurslarının organizesi ve bu kurslarda çok sayıda öğretmen yetiştirilmesi, alfabe ve ilk okuma kitaplarının hazırlanarak en ücra köylere kadar ulaştırılması, teşkilat mensuplarının cezaevinde tutuklu bulundukları süre içinde Üsküp Türk Tiyatrosu için birçok tiyatro eserinin Türkçeye çevrilmesi, Yücel Teşkilatı´nın diğer önemli faaliyetlere imza attılar.[6]

Teşkilatın diğer önemli bir faaliyeti, Yugoslavya´nın ilk Türk okulu olan ve günümüzde de faal vaziyette bulunan Tefeyyüz adlı okulu açmasıdır. Üyelerinin büyük bir çoğunluğunu öğretmenlerin oluşturduğu teşkilat, yeni Türk alfabesi ile okuma kitapları basmak, Üsküp Radyosunda ilk Türkçe yayın ve eğlence programı yapmak gibi birçok yeni oluşum gerçekleştirmiştir. Ayrıca millî şuur oluşturma noktasında önemli gördükleri bazı eserleri Türkiye´den Yugoslavya topraklarına getirtmiştir. Ülkedeki Türk varlığından rahatsız olan Komünist rejim, Yücel Teşkilatı mensupları hakkında “Terörist-Casus teşkilatı kurarak, Makedonya´da yaşayan Türkleri, Makedonya Halk Devletine karşı organize ederek, devlet düzenini değiştirmeye ve yıkmaya yönlendirmek.” Suçlamasıyla tutuklamaya başladılar.

19 Eylül 1947 tarihinde başlayan ilk grup tutuklamada 17 kişiyi hapsettiler. Masum insanlar sorgulama adı altında akıl almaz işkencelere maruz kaldılar. 19 Ocak 1948 tarihinde başlayan duruşmalarda avukat tutmalarına bile izin verilmemiş, hükümet tarafından yandaş avukatları tayin etmişlerdi. Türklere hizmet etmeye çalışan ve zulümlerin son bulmasını isteyen Yücelciler, düzmece mahkemelerde yargılanmış ve işkencelerin ardından Şuayb AZİZ İSHAK, Ali ABDURRAHMAN ALİ, Nazmi ÖMER YAKUP, Adem ALİ ADEM idam cezasına çarptırılmışlar, 27 Şubat 1948’de idam edilmişlerdi. “Yugoslavya rejimine karşı geldikleri” suçlamasıyla, Şerafettin Ferit Süleyman (Yücelden), Refik Şerif Mehmet (Özer), Kemal Rasim İlyas (Günsever), Abdülkerim Ethem İbrahim (Sezer), Şefik Ruşit Elmas (Ersoy) ise 20 yıla hapis cezasına mahküm oldular. Fettah Salih Süleymanpasiç, Muzaffer Ahmet Süleyman (Hocaoğlu) 15 yıla mahkum edilirken arkadaşları da bu yılları takiben 12, 8,4, yıl hapiste kaldılar. 1948 yılının Mayıs ayında yeni bir operasyona maruz kaldılar ve İKİNCİ TUTUKLAMA FURYASI BAŞLADI. Bu tutuklamalar sonrasında yapılan duruşmalar neticesinde, yirmi dokuz kişi daha hüküm giydi.

1948 yılının sonuna doğru 18 kişinin daha tutuklanmasıyla ÜÇÜNCÜ GRUP TUTUKLANMA gerçekleşti. Hukuka aykırı bir mahkeme sonucu mahkum ve idam edilen Yücelciler için, “İADE-İ İTİBAR” bekliyor, bu amaçla resmi makamları göreve davet ediyoruz.

Süheyl ÇOBANOĞLU

RUBASAM Başkanı

Yorumlar

Tema Tasarım | AnatoliaWeb