DOLAR
Alış:
Satış:
EURO
Alış:
Satış:
GBP
Alış:
Satış:
ALIN TERİNİ TOPRAĞA DÖKENLERE EN KALBİ SAYGILARIMLA…
Aşık Veysel der ki:
“Dost dost diye nicesine sarıldım,
Benim sadık yârim kara topraktır.”
Ne acıdır ki bugün biz bu dizeleri, toprağı yalnızca öldüğümüzde bizi bağrına basacak bir yer olarak anlıyoruz. Oysa toprak sadece mezar değildir. Toprak, yaratılışımızdır. Toprak anamızdır. Toprak, yaşarken bizi doyuran, besleyen, var eden en sadık yârdır.
Ama biz bu sadık yâre ihanet ettik.
Uzun yıllardır hem de…
Toprağı rantla ölçtük.
Bereketi değil betonun metrekare fiyatını konuştuk.
Tarlayı değil projeyi kutsadık.
Mustafa Kemal Atatürk’ün “milletin efendisi” dediği köylüyü, sistemli biçimde yalnızlaştırdık. Üreteni değil, üretmeyeni kolladık. Tohumu bozdurduk, toprağı yorduk, çiftçiyi küstürdük.
Ve şimdi utanmadan soruyoruz:
“Niye köyler boş?”
“Niye üretim yok?”
Çünkü toprağa sırt döndünüz!
Bugün bu ülkenin dört bir yanında; OBS adıyla, HES bahanesiyle, maden projesi maskesiyle toprağın bağrına hançer saplanıyor.
Üstelik bu projeler “halk istiyor” yalanıyla meşrulaştırılmaya çalışılıyor. Soruyorum:
Hangi halk?
Hangi köylü?
Hangi çiftçi?
Bir avuç sermayedarın kârı için;
Bin yıllık tarım alanlarını,
Su kaynaklarını,
Meraları,
Yaylaları gözünü kırpmadan feda ediyorsunuz.
Bu bir kalkınma değil, toprak gaspıdır.
Bu bir yatırım değil, gelecek talanıdır.
Açlık, en zalim yokluktur. Ve açlık kapıya dayandığında ne OBS kurtarır ne beton ne ithalat. Karnı doyuran tek şey topraktır!
Bu yüzden diyoruz ki:
Ekilmedik bir karış toprak kalmamalıdır.
Tarım, bu ülkenin en stratejik meselesidir.
Çiftçiye sadaka değil;
Mazot, tohum, gübre, ilaç, teknoloji desteği verilmelidir.
Üretim planlanmalı, alım garantisi sağlanmalıdır.
Üretebildiğimiz hiçbir ürün, hiçbir gerekçeyle ithal edilmemelidir.
Tarım, bu işi bilmeyenlerin değil;
Ziraat mühendislerinin, veteriner hekimlerin, gerçek uzmanların eline bırakılmalıdır.
Toprak bizi son nefeste kucaklamadan önce, biz onunla bugün barışmak zorundayız.
Bugün tohumu toprakla buluşturmak zorundayız.
Bu mesele bir tercih değil, milli bir davadır.
Bu bir temenni değil, kazanmak zorunda olduğumuz bir mücadeledir.
Bu duygu ve düşüncelerle;
Dünya Çiftçiler Günü vesilesiyle, toprağı eken, biçen, alın terini toprağa döken gerçek çiftçilerimizin saygı, hürmet ve minnetle eğiliyorum.
Toprağı savunmak, vatanı savunmaktır.
Toprağa ihanet eden hiçbir anlayışın karşısında susmayacağız.
Mehmet Mahmut Yıldız
Şahlanış Partisi Kurucu Genel Başkanı
Yorumlar
Benzer Yazılar
-
Çıkmaz Siyasetin Gölgesinde Türkiye ve Artan Toplumsal Kaygılar
-
Siyasette Edep Kaybı ve Onur Aşınması
-
Muhalefet Partilerinin Dikkatine: Erken Seçim Tartışmaları ve Anayasal Riskler
-
Sağduyu Kaybolursa Siyaset Yolunu Şaşırır
-
Demokrat Misyon: Hatıra Defteri mi, Sorumluluk Alanı mı?
-
BANDIRMA VAPURU – 2 (ASRA SIĞMAYAN YOLCULUK) [1]
-
Her Şerde Bir Hayır Vardır: Krizler Karşısında Sorumluluk, Fedakârlık ve Devlet Aklı
-
5 Haziran Dünya Çevre Günü: Yaşamak mı, Yağmalanmak mı?
-
Gerçek Kimin Dilinde, Gürültü Kimin Üslubunda?
-
İstanbul’un Fethinin Yıldönümünde
-
ASKERLERİN ve HASTALARIN TABURCU OLMASI (TABURCU OLMAK)
-
DENİZCİLERİMİZ ve DENİZCİLERİN TABURA GEÇMESİ (ÇİMARİVA)