reklam
Ana Sayfa Sür Manşet, Yazarlar 3.06.2026 118 Görüntüleme
Muharrem Kaynak

Muharrem Kaynak

DENİZCİLERİMİZ ve DENİZCİLERİN TABURA GEÇMESİ (ÇİMARİVA)

Kahraman denizcilerimizin kullandığı “Tabura Geçmek” diye bir tabir vardır. Tabura Geçmek kavramının anlamı gemi mürettebatının belli bir tören veya emir komuta amacı ile geminin güvertesinde “belli bir nizam ve intizam içinde, aralarında eşit mesafe ve aralıklar bırakarak” yan yana dizilmesi içtima/toplanma işlemidir.

Gemilerin yabancı bir limana yanaşmaları veya bir limandan ayrılmaları, ya da törensel geçişler sırasında emir ve komutla ile “Tabura Geçme” yapılır. Gemi Komutanını, Sancağı ve Bayrağı selamlamada veya limandaki diğer gemi ve askeri araçları selamlamada onları onurlandırmak amacı ile yapılır. Tabura geçerek karşılama, bekleme ve selamlama işlemine “Çimariva” denir.

Çimavirava’nın nerede ve hangi amaç ile hangi düzende yapılacağı İkinci Komutan tarafından anons edilerek duyurulur. Çimariva’nın kökeni İtalyanca olup ciama-arriva’dan gelir. Geliyorlar/geliyor ifadesinden dilimize geçmiştir. Gemiye gelen önemli bir devlet büyüğünü, komutanı veya başka bir ülke gemisini selamlamak için yapılır. Çimariva için düzen alındıktan sonra karşılanan veya selamlanan büyüğün selamlanması esnasında birlik ve beraberlik sağlamak için üç kez düdük çalınır. Personel şapkalarını sol koltuk altına koyar ve komut ile üç kez şapka kaldırılır ve selamlama (çimariva) yapılır.

Denizcilik literatüründe; milliyeti, aidiyeti, limanı ve ünvanı ne olursa olsun tüm ticari gemiler ve deniz vasıtaları askeri gemileri (harp gemilerini) selamlamakla yükümlüdürler denilmektedir. Uygulanmayan bir emir gibi görülse de denizcilik tarihinde böyle bir yazısız kayıt ve kural mevcuttur.

Denizcilik terimleri: Genellikle yelkenli gemiler zamanında oluşmuş terimlerdir. Halen askeri ve sivil tüm denizciler tarafından kullanılmaktadır. Denizcilik terimleri Yunanca, İtalyanca, Latince, İspanyolca ve Arapça’dır. Kullandığımız bazı denizcilik terimlerini şöyle bir hatırlayıp sayacak olursak;

(vira=yukarı/kaldır), (mayna=aşağı/indir), (iskele =sol taraf), (sancak=sağ taraf), (yelkenler fora=yelkenleri aç), (cayro=pusula), alabora, halat, palamar, bordo, (puruva= geminin ön tarafı burnu), (pupa=geminin arka tarafı=kıç), (lumbar ağzı= gemilerde personelin gemiye giriş yaptığı kapı =nizamiye), güverte, köprü üstü, çark ve çarkçıbaşı…vb. denizcilik terimlerimiz vardır.

Denizcilik örf, adet ve gelenekleri: Denizcilerin Yazısız Kurallarıdır. Denizlerde asırlardır süren seyrüsefer tecrübeleri ile doğa koşullarına duyulan saygıya ve denizcilerin zorlu yaşam koşullarına dayanan yazısız kurallar bütünüdür. Konu ile ilgili bazı örnekler;

-Denize şişe fırlatmak; yeni bir geminin denize inişinde (kızağa konulmasında) şampanya patlatma ritüelinin yanı sıra, iyi şans getirmesi için denize bir çift de ayaykkabı atılması yaygındır.

-Kadın ve uğursuzluk; gemide kadın bulunmasının denizi kızdırdığı, denizin kıskanç olduğu, kötü hava şartlarına yol açtığına ve uğursuzluk verdiğine inanılırdı. Gemilere her zaman dişi bir ruh atfedilirdi.

-Düdükle selamlama: Denizde karşılaşan bütün askeri gemiler biribirlerini düdük çalarak selamlar. Önce küçük olan gemi büyük gemiyi selamlar, büyük olan da onun selamını usulüne uygun olarak alır.

-Deniz Ticaret Gemilerindeki önemli bir gelenek: Dünya sularındaki tüm TÜRK ticaret gemilerinde Pazar günleri öğle yemeği menüsünde mutlaka kuru fasulye, pilav ve turşu yer alır.

-İngilizce’de kadınlar ve tüm dişi canlılar; özellikle keçi dahil, analar, kız ve kadınlar, güneş, doğa, gemi ve teknelere dişi bir ruh atfedilir. İzahı şudur; gemileri idare etmek çok müşkül olduğundan, geminin bir kocası, ikinci kaptanı, ince ve zarif bir beli, güzel bir başı ve güvertede arkadaşları vardır. İşte bu sebepler ile İngilizce’de gemilere (She) öznesi getirilerek hitap olunur.

-Eski denizcilik geleneklerinden birisi de; gemide ölenlerin cenazeleri, çok uzun süre bir limana veya karaya çıkma imkanı yoksa, bir telise konularak törenle denize cumba ile atılmasıdır. “Modern çağda bundan vazgeçilmiştir.” denilse de halen uygulanır. Doğrusu, ilk ve müsait limanda ailesine teslimidir.

-Gemi kaptanları evlendirme memuru olarak nikah kıyabilirler mi? Gemi kaptanları ile uçak kaptan pilotlarının sembolik de olsa böyle bir yetkisi mevcuttur. Ancak; Türk Medeni Kanunu’nda böyle bir nikah akdine müsaade edilmemiştir. Başka ülkelerde var olduğu bilinmekte ve söylenmektedir.

-Gemilerin ilk kez denize indirilmesinde ve kızağa konulmasında tören yapılır. Şampanya şişesi gemiye fırlatılır ve kırılması sağlanır. Şişenin fırlatılması görevi seçkin hanımefendilere verilir.

-Dünya denizcilerinde ve Türk Bahriyelilerinde; üniforma ve kıyafet ile rütbe ve işaretlerde beynelmilel özellikler ve benzerlikler vardır, bu özellikler bizimkilerle aynı veya çok benzerdir.

-Görevim dolayısı ile; birçok kez Deniz Kuvvetlerimizin T.C.G gemilerinde, amfibi birliklerinde ve çıkarma gemilerinde “LCT, LCM ve LST, LCVP, LCU’larla” denizcilerimiz ile müşterek görev yaptım. Şimdilerde hücum botlarımız ve sürat botlarımız da vardır. Hem deniz içinde hem de karada süratle ilerleyebilen, arkadan kapak atan ve açan amfibi araçlarımız mevcuttur. Denizcilerle birlikte çalışarak, çok güzel anı, deneyim ve tecrübeler edindim, sayısız dost ve arkadaş kazandım. Gemiye personel bindirme ve indirme eğitimleri ile yük ve araçları sabitleme, bağlama, limbo ve cumba eğitimlerine fiilen katıldım. Can yeleğinin kıymetini ve yüzme becerisinin önemini de denizcilerimizden öğrendim.

-Denizcilerin fırtına takvimi; Denizciler rüzgar ve fırtına takvimini çok iyi bilirler, tehlikeli fırtına ve dalga hareketlerini, koy ve limanlara sığınma, demir atma ve demir almayıda çok iyi bilirler.

Fırtına Takvimi : Yıl içinde rüzgar yönlerinin değiştiği, şiddetli hava olaylarının beklendiği takvimdir. Yıllarca süren gözlemlerle şekillenen bu takvimde denizleri ve denizcileri etkileyen fırtına isimleri aşağıdadır. Fırtına günleri denizci ve balıkçılarımızca çok iyi bilinmektedir. Zehmeri fırtınası, ayandon, hamsini, berdül’aciz, koz kavuran, kırlangıç, filizkıran, ülker, gündönümü, kızıl erik, yaprak dökümü, samyelleri, çaylak, börtü-böcek, çalı dökümü, patlıcan, üveyik, karakış…vb.

NOT: Takvimde yazıyorsa; aynı gün veya bir iki gün önce ya da bir iki gün sonra “Mutlaka ve Mutlaka” belirtilen fırtına olur ve gerçekten cereyan eder. Denizcilerimiz bunu yaşayarak doğrulamaktadırlar.

Bir zamanlar Türkiye Radyoları’nda her gün sabah ajanslarında: Seyir Hidrografi ve Oşinografi Dairesi Başkanlığından Bildirilmiştir. Denizcilerimize ve Balıkçılarımıza Duyurulur, Denizlerimizdeki ve Kara Sularımızdaki Hava Durumu Raporudur… diye anonslar yapılırdı. Şimdilerde duyamıyoruz.

Su üstü ve su altı seyir esnasında, takip edilen rota üzerindeki varlıkları tespit eden dürbün, periskop, radar, deniz feneri gibi gözetleme ve kılavuzlama araç ve cihazlarını gördüm. Pusula kullandım, yön tayini yaptım, (kerteriz) istikamet açısı ölçtüm. Karacıların grup atışına, denizcilerin salvo dediğini, gemilerin yaş ve kuru kapak atabilmelerinin önemini bizzat yaşayarak gördüm ve öğrendim.

Bir gemide 48 saatten fazla bir süre “kapalı mekanda” kalmanın insanın psikolojisi üzerindeki olumsuz etkilerini ben de yaşadım. Azgın deniz dalgaları arasında yol alan gemilerle ilk kez yolculuk yapanların başı döner, dengesini kaybeder ve midesi bulanır. Bu konuda da zaman her şeyin ilacıdır.

Gemi personelinin alarm ve yangın alarm tatbikatlarındaki görevlerini ve görev başına koşmalarının heyecanını bizzat yaşadım ve gördüm, takdirle izledim, benim de iştirak ettiğim zamanlar oldu.

Gemide komutan ile birlikte yemek yenildiğini, her türlü yemeğin önce en kıdemsizden başlayarak en kıdemliye doğru dağıtıldığını, en son ve en sıcak yemeğin komutana verildiğini, komutan yemeğe başlamadan başlanmadığını, komutan masadan kalkmadan masadan kalkılmadığını öğrendim.

Denizcilerin misafirperverliğini ve çok vefalı asker kişiler olduğunu öğrendim. Halkımız nezdinde çok kültürlü ve “kar beyazı” tertemiz üniformaları içerisinde kibarlık misali olarak gördüğümüz, tüm bahriyelilerimiz ve denizcilerimizin görevleri başında adeta birer aslan kesildiğini gördüm. Oldum olası onların üniformasına, rütbe, işaret ve kıyafetlerine hayran olmuşumdur.

-Denizlerde gemicilerin haberleşme yöntemleri nelerdir onları da öğrenelim:

VHF telsiz ve uydu sistemleri, mors ışıkları ve sancak flamaları (uluslararası işaret kodları ile), simpleks VHF(aynı kanaldan hem gönderme hem de dinleme yapabilen VHF deniz telsizleri ile) Çağrılar sesli olarak veya kanal 6, 8, 72 ve 77 üzerinden yapılır. Ya da kanal 70’te bulunan sayısal çağrı (DSC) sistemi ile dijital ortamda gerçekleştirilebilir. Otomatik tanımlama sistemi (AIS) ile ve Akıllı telefonlarımıza yüklenebilen Acil SOS özelliği ile sağlanabilir. Önceki yıllarda ticaret filolarında gemi haberleşmeleri için Hetorodin ve Super Hetorodin radyo almaç ve göndermeçleri de kullanılmıştır.

Konumuz denizcilerin “Tabura Geçmesi” idi. Biz çağrışımlar yaparak, daha başka neler öğrendik:

Mavi Vatancılarımız “Güven Erkaya, Bülent Bostanoğlu, Soner Polat, Cem Gürdeniz ve Cihat Yaycı Amirallerimiz ile Dz. İs. Alb. Ferhat Kolat, Dz. Yb. Ali Kurumahmut ve Kur.Alb. Ümit Yalım’dan” Mavi Vatan kavramını ve bize kazandırdığı değerleri öğrendik. Bu kavram ile 783.562 Km. kare olan Kutsal Vatan toprağımızın yanında 462.000 Km. kare de Mavi Vatanımız olduğunu öğrenmiş olduk.

Vatan için söylediğimiz “Vermem Ondan Ben Bir Karış” parolasının yanında milletçe “Vermem Ondan Ben Bir Kaşık Su ve Bir Çakıl Taşı” parolası oluşturduk. Kardak gibi Ege’deki ada, adacık ve kayalıklarımızın değer ve kıymetini bir kez daha halkımıza anlatma fırsatı bulduk.

Velhasıl denizlerimizin dibindeki maden, doğal gaz, petrol, hidro-karbon ve diğer kaynaklarımızın ve su ürünlerimizin değer ve önemini daha iyi anladık. Literatürümüze giren Münhasır Ekonomik Bölge, Deniz Yetki Alanları, Gambot Diplomasisi ve Jeopolitik Rota’yı öğrendik. Buna rağmen yıllardan beri Denizcilik Bakanlığımızın kurulamamış olmasına üzülüyoruz.

Deniz Harp Okulumuzun ve Muharip Denizci Subaylarımız ile Denizci Astsubaylarımızın, Yüksek Denizcilik Fakültelerimiz ile Denizcilik Meslek Yüksek Okullarımızın önemini çok iyi anlıyoruz.

Tabura geçtik, asker ve bahriyeli olduk, onların örf, adet ve geleneklerine değindik. Sıra sıra dizildik, çimariva yaptık ve selamlamada bulunduk. Doğuştan asker olan bir milletin fertleri olarak hepimiz biliriz ki, günlük hayatımızda halkımızca kullanılan daha birçok askeri terim ve tabirimiz vardır.

Örnek verecek olursak: Mehmetçikler, kınalı kuzular, askerlik çağı ve yoklaması, tertip kurası, asker arkadaşlığı, yemin töreni, zabitler ve bahriyeliler, çelik kanatlılar, askerin matarası, kasaturası, asker bavulu, er mektubu görülmüştür, asker yolu bekleyenler, karavana, askerin talimi, askerin fotini (postalı), çavuş ve onbaşılar, arazi olmak, fırça atmak- fırça yemek, esas duruş ve asker selamı…

Asker türkülerimizi hatırlayalım; mızıka çalındı, şu kışlanın kapısına, kışlalar doldu bugün, Yemen türküsü (Burası Muş’tur), asker ettiler beni, asker oldum giydim yelek, gemilerde talim var bahriyeli yarim var, kışlada bahar şarkısı (kara gözlüm efkarlanma gül gayri), iki keklik bir kayada ötüyor…

Okuyucularımıza mavi vatanımızın engin sularında ve ötesinde yol alan gemilerle tabura geçerek seyir ve seyahatler diliyorum. Kahraman denizcilerimiz Çaka Bey, Barbaros Hayrettin Paşa, Cezayirli Hasan Paşa, Turgut, Oruç ve Seydi Ali Reis’ler ile Sadun Bora’yı minnet ve rahmetle anıyoruz.

Denizcilik tarihimize geçen ve tarihimizdeki yerini alan; İstanbul’un fethinde gemileri karadan yürüterek Haliç’e indiren gemicilerimizi, Ertuğrul Gemimizi, Yavuz’u, Nusrat’ı ve döşediği mayınları, Alemdar’ı ve Dumlupınar Denizaltımızı, Kocatepe Gemimizi, Atatürk’ün Savarona’sını ve onların kahraman mürettebatını rahmet ve minnetle anıyor ve selamlıyoruz. Diyoruz ki:

Biz Türkler Doğuştan Askeriz, Biz Asker Bir Milletiz, Biz Mustafa Kemal’in Askerleriyiz, Ne Mutlu Türk’üm Diyene Diye Diye… Haykırıyor ve Övünüyoruz. Selam olsun Ulu Önderimiz Gazi ve Mareşal Mustafa Kemal Atatürk ile Aziz ve Kahraman Şehitlerimize…Onları minnet ve rahmetle anıyoruz.

Muharrem KAYNAK

02 HAZİRAN 2026

Yorumlar

Tema Tasarım | AnatoliaWeb