Ana Sayfa Sür Manşet, Yazarlar 25.12.2025 681 Görüntüleme
Mehmet Mahmut YILDIZ

ŞAHLANIŞ HAREKETİ GENEL BAŞKANI

Takvim Değişiyor, Peki Ya Biz?

Zaman, insan aklının tam olarak kuşatamadığı ender hakikatlerden biridir. Ne başlangıcını kavrayabiliriz ne de sonunu… Onu anlamlandırmak için saniyeleri, dakikaları, yılları icat ettik; takvimler yaptık, saatler kurduk. Oysa bütün bu ölçüler, zamanın kendisini değil, yalnızca bizim ona tutunma çabamızı gösterir.

Bir yıl daha bitiyor. 2025 gidiyor, 2026 geliyor. Aynı yatakta uyuyor, aynı sabaha uyanıyoruz. Gideni ayakta uğurluyor, geleni ayakta karşılıyoruz. Peki ne değişiyor? Takvimdeki bir rakamdan başka ne?

Asıl soru şudur: Biz değişmeden, neyin değişmesini bekliyoruz?

Yıllardır aynı şeyleri tüketiyor, aynı ekranlara bakıyor, aynı tartışmaların içinde debeleniyoruz. Siyaset sahnesinde isimler değişiyor gibi görünse de zihniyet yerinde sayıyor. Koltuğuna yapışmış aktörlere göre saf tutuyor, durduğumuz yere göre alkışlıyor ya da yuhalıyoruz. Hakikat, çoğu zaman işimize geldiği kadar değerli.

Daha da vahimi, inancı da sembollere hapsediyoruz. Asırlardır İslam’ın özüne ulaşmak yerine, onun etrafında dolaşmayı marifet sanan bir anlayış hâkim. Her yıl yılbaşı geldiğinde birdenbire dindarlık hatırlanıyor; Noel Baba bir “düşman” ilan ediliyor. Çünkü sembollerle kavga etmek kolaydır.

Taş atarsın, rahatlar; ama adalet üretmek zahmetlidir.

Noel Baba’ya öfke kusarken, onun ülkelerine sığınmacı olmaktan rahatsızlık duymayan bir çelişkiyle karşı karşıyayız. Faize kürsülerden lanet okurken, ekonomik tercihlerle onu daha da beslemekten hicap duymayan bir siyaset aklıyla yaşıyoruz. Uluslararası ihtilaflarda “yabancı” mahkemeleri yetkili kılıp, içeride bağımsız adaletten söz edebiliyoruz. İşte asıl problem tam da burada başlıyor: Söz ile fiil arasındaki uçurumda.

Üretmek zor iştir. Yeni söz söylemek, yeni bir yol açmak cesaret ister. Bunun yerine eleştirmek daha konforludur. Bir “öteki” icat eder, parmağımızı ona doğrulturuz. Parmağın gösterdiği yöne bakan kalabalıklar, yerde yatan yoksulu, açlığı, adaletsizliği görmez olur.

Belli oranlarda oy almak başarı sayılır; fakat insan kazanmak, vicdan inşa etmek gündem dışıdır.

Günler geçer, aylar devrilir, yıllar eskir… Değişmeyen tek şey, yerinde sayan alışkanlıklarımız olur. Sonra da “neden hiçbir şey değişmiyor” diye hayıflanırız.

Oysa gerçek değişim, insanın kendisiyle yüzleşmesiyle başlar. Takvimle değil, niyetle olur.

2026’ya girerken ihtiyacımız olan şey yeni sloganlar değil; yeni bir ahlaki duruştur.

Kin yerine sevgiyi, riyanın yerine dürüstlüğü; öfkenin yerine sükûneti koymadıkça…

Adam kayırmanın yerine liyakati, “ben bilirim” kibrinin yerine meşvereti getirmedikçe…

Yozlaşmayı normalleştirmekten vazgeçip asaleti yüceltmedikçe,

Yalanı değil hakikati savunmadıkça,

Hiçbir yıl gerçekten “yeni” olmayacaktır.

Bu vesileyle çağrımız açıktır:

Herkesi bakış açısını, davranışlarını ve siyasi tercihini yeniden gözden geçirmeye; yerinde saymak yerine koşmaya, hazırdan tüketmek yerine üretmeye; ötekileştirmek yerine sevgi ve saygı yolunda kol kola girmeye davet ediyoruz.

İnancı, kimliği, düşüncesi ne olursa olsun; bu topraklarda yaşayan herkesin ortak bir geleceği vardır. Bu gelecek, ancak adaletle, samimiyetle ve ortak akılla inşa edilebilir.

Bu duygu ve düşüncelerle;

Hıristiyan vatandaşlarımızın Noellerini,

Müslüman vatandaşlarımızın yeni yıllarını kutluyor;

Daha adil, daha dürüst, daha insanî yarınlar diliyoruz.

Mehmet Mahmut Yıldız

Şahlanış Partisi Kurucu Genel Başkanı

Yorumlar

Tema Tasarım | AnatoliaWeb