DOLAR
Alış:
Satış:
EURO
Alış:
Satış:
GBP
Alış:
Satış:
Adaletsizliğin Normalleştirildiği Bir Dönemde Emeklilik Gerçeği
Son dönemde emeklilere yapılması planlanan zamlar, yalnızca rakamsal bir artış meselesi olmaktan çıkmış; toplumda derinleşen gelir dağılımı adaletsizliğinin en görünür sembollerinden biri hâline gelmiştir. Açıklanan zam oranları, emekliler arasındaki mevcut dengesizlikleri gidermek bir yana, bu dengesizlikleri daha da kalıcı hâle getirmektedir.
Bugün aynı yıllarda çalışmış, aynı primleri ödemiş, aynı emeği vermiş emekliler arasında oluşan maaş uçurumları, sosyal devlet ilkesinin sorgulanmasına yol açmaktadır. Bir emekli temel gıda ihtiyaçlarını dahi karşılamakta zorlanırken, bir diğeri nispeten daha rahat bir yaşam sürebilmektedir. Bu tablo, ne adaletle ne de vicdanla açıklanabilir.
Asıl sorun ise yalnızca düşük zam oranları değildir. Asıl sorun, bu adaletsizliğin olağan, hatta kabullenilmesi gereken bir durum gibi sunulmasıdır. Toplumdan, özellikle de emeklilerden beklenen şey; artan hayat pahalılığına, yükselen kiralara, temel tüketim maddelerindeki fahiş fiyatlara rağmen “şükretmeleri”dir. Oysa adaletsizliğe şükür olmaz, olmamalıdır.
Gelir dağılımındaki uçurum, yalnızca ekonomik bir problem değildir; aynı zamanda toplumsal barışı ve sosyal güven duygusunu zedeleyen ciddi bir sorundur. Emekli, yıllarca bu ülkeye hizmet etmiş bir yurttaş olarak, yaşamının son döneminde yoksullukla mücadele etmek zorunda bırakılıyorsa, burada sistemsel bir sorun var demektir.
Sormak gerekir:
Bu kadar açık bir gelir adaletsizliği karşısında, her insanın bu durumu kabullenmesi mi beklenmektedir?
Yoksa sessiz kalanların, itiraz etmeyenlerin bu adaletsizliğin devamına ortak olduğu mu düşünülmektedir?
Unutulmamalıdır ki adalet, yalnızca mahkeme salonlarında aranmaz. Adalet; sofrada, pazarda, kirada ve emeklinin maaş bordrosunda da kendini göstermek zorundadır. Emeklilere yapılan zamlar, bütçe dengeleri gerekçe gösterilerek sınırlanırken; israf, ayrıcalık ve savurganlık görmezden geliniyorsa, burada adaletten söz etmek mümkün değildir.
Toplumun en kırılgan kesimlerinden biri olan emeklilerin yaşadığı bu durum, yalnızca onların sorunu değildir. Bu, yarın emekli olacak milyonların da kaderini belirleyecek bir meseledir. Dolayısıyla bu adaletsizliğe karşı ses yükseltmek, bir hak arayışı olduğu kadar, toplumsal bir sorumluluktur.
Gerçek bir sosyal devlet, emeklisine “idare et” demez; insanca yaşam koşullarını sağlar. Aksi hâlde, adaletsizliğin normalleştiği bir düzenin bedelini herkes, er ya da geç ödemek zorunda kalır.
Mehmet Mahmut Yıldız
Şahlanış Partisi Kurucu Genel Başkanı
Yorumlar
Benzer Yazılar
-
AK Parti Beykoz Gençlik Kolları’nda Yeni Dönem Başladı
-
Beykoz Kavacık’ta Dehşet Tartışmaya Müdahale Eden Komşu Hayatını Kaybetti
-
Beykoz’un Hizmet Çıkarması ‘Bozhane Mahallesi’nde
-
NADİR TOPRAK ELEMENTLERİNİ ÖĞRENİRKEN BİLMEMİZ GEREKENLER-(2)
-
U13’te Zorlu Sınav: Gümüşsuyuspor Güçlü Rakibini Ağırlıyor
-
Örnekköyspor’dan Lider Kozyatağı’na Sürpriz Hazırlığı
-
Zirveyi Belirleyecek Dev Randevu: Cumhuriyetköyspor Tuzla Deplasmanında
-
MAYIS: EMEĞİN BAYRAMI MI, EMEĞİN YAS GÜNÜ MÜ?
-
Başkan Vekili Gürzel’den Beykoz’un Ulaşım Projelerine Yakın Takip
-
Mehmet Mahmut Yıldız “Ayrışmaya Değil, Dayanışmaya İhtiyacımız Var”
-
Beykoz’da “Şok Hizmet” Seferberliği Göztepe’de Devam Etti
-
Beykoz Belediyesi Masa Tenisinde Madalyalarla Döndü