Ana Sayfa Sür Manşet, Yazarlar 2.07.2026 109 Görüntüleme

ŞAHLANIŞ HAREKETİ GENEL BAŞKANI

Gündem Gürültüsü Altında Bir Çöküş İbn-i Sina’nın Asırlık Uyarısı ve Bugünün Siyaseti

Büyük düşünür İbn-i Sina, toplumların çöküşünü yalnızca dış saldırılarla değil; içeriden başlayan ahlaki, sosyal ve yönetsel bozulmayla açıklar. Bugün içinde bulunduğumuz siyasal atmosfer, bu uyarıların bir tarih notu değil, canlı bir teşhis olduğunu göstermektedir.

Son haftalarda ülke, gerçek sorunlarını konuşamaz hâle getirilmiştir. Ekonomi, adalet, geçim sıkıntısı, gençlerin geleceksizliği konuşulmasın diye; siyaset, yapay tartışmalar, kısır polemikler ve bitmeyen iç çekişmelerle meşgul edilmektedir. Gündem ne kadar gürültülü ise, gerçekler o kadar görünmez kılınmaktadır.

İbn-i Sina’nın ilk işaret ettiği çöküş belirtisi olan dayanışmanın yok oluşu, bugün siyasal dilde açıkça görülmektedir. Toplumu birleştirmek yerine ayrıştıran, ortak acıları paylaşmak yerine taraflaştıran bir anlayış hâkimdir. “Biz” duygusu, yerini “bizden olanlar ve olmayanlar” ayrımına bırakmıştır.

Üretimin zayıflaması, artık rakamlarla değil, mutfaklardaki yangınla hissedilmektedir. Buna rağmen siyaset, üretimi değil; tüketimi ve borçlanmayı teşvik eden bir algı yönetimiyle ilerlemektedir. Tüketim çılgınlığı, yoksulluğun üzerini örten bir vitrin hâline getirilmiştir.

Vergi politikaları, adaletin değil çaresizliğin göstergesi olmuştur. Yük, yine sabit gelirlinin ve dar gelirlinin omzuna bindirilirken; israf, şatafat ve kamu kaynaklarının hoyratça kullanımı sorgulanamaz hâle getirilmiştir.

Liyakatsizlik, bugün bir istisna değil, neredeyse bir yönetim modeli hâline gelmiştir. Ehliyet değil sadakat, bilgi değil biat esas alınmaktadır. Bunun kaçınılmaz sonucu ise adaletsizliktir. Adaletin geciktiği değil, yönünü kaybettiği bir dönemden geçilmektedir.

Bu tablo toplumda derin bir umutsuzluk üretmektedir. Gençler artık hayal kurmuyor; yalnızca gitmenin yollarını arıyor. Göç, bireysel bir tercih değil, sistematik bir kaçışa dönüşmüştür. Gidenler yalnızca bedenlerini değil, umudu ve geleceği de beraberinde götürmektedir.

İbn-i Sina’nın özellikle uyardığı iblisane gurur ve kibir, bugün siyasetin dili ve üslubunda açıkça görülmektedir. Eleştiriye kapalı, hatayı kabul etmeyen, kendini mutlak doğru sanan bir anlayış… Buna eşlik eden gösteriş, riyakârlık ve yalakalık, hakikatin boğulmasına neden olmaktadır. Gerçeği söyleyenler dışlanmakta, susanlar ödüllendirilmektedir.

Bugün sorulması gereken soru şudur:

Bu gidişatı görüp de susanlar, gerçekten tarafsız mıdır?

Yoksa sessizlik, bu çöküşün ortağı olmak mıdır?

İbn-i Sina asırlar önce uyarmıştı:

Bir toplum adaleti, liyakati ve ahlakı kaybettiğinde; çöküş kaçınılmaz olur.

Bugün hâlâ zaman varken, bu uyarıyı ciddiye almak zorundayız.

Mehmet Mahmut Yıldız

Şahlanış Partisi Kurucu Genel Başkanı

Yorumlar

Tema Tasarım | AnatoliaWeb