reklam
Ana Sayfa Sür Manşet, Yazarlar 3.06.2026 127 Görüntüleme
Muharrem Kaynak

Muharrem Kaynak

ASKERLERİN ve HASTALARIN TABURCU OLMASI (TABURCU OLMAK)

Harpte yaralanarak hastaneye yatan veya hasta olduğu için hastaneye yatırılan askerlerin; iyileşmeleri ve şifa bulmalarından sonra bağlı bulundukları askeri birliklerine “Taburlarına geri dönmelerine ve gönderilmelerine” “Taburcu olmak” denir. Bu tanım, halkımızca şifa bulan askerler ile hastanede iyileşen tüm vatandaşlarımız için kullanılan “tarihi” bir terimdir. Günümüzde sivil sağlık hizmetlerinde de aynen kullanılmaktadır.

Hekimler subay olduğu için eski dönemlerde iyileşen ve hastanedeki tedavi süresini tamamlayan askerleri evlerine değil, doğrudan birliklerine “taburlarına” gönderirlerdi. Taburcu olmak ve Taburcu etmek terimi dünyada “Sadece Türk Milleti’ne Özgüdür.” Bu tabir Türk askeri geleneğinden gelir.

Taburcu olmak deyim ve tabirinin kullanılması, Osmanlı İmparatorluğu döneminden itibaren her konuda öncülük yapan askerlere ve askeri sağlık sistemine dayanır. Taburcu kelimesi kök olarak taburuna yollamaktan gelir. 1827’de ilk ve modern Tıbbiye (Mekteb-i Tıbbıye-i Adliye-i Şahane) açılmıştır. İki ayrı bölümü içinde barındıran “Tıbhane-i Amire ve Cerrahhane-i Amire” kurulmuştur.  Tıbbiyenin açılması ile Birinci Dünya savaşı, Çanakkale Savaşı ve Kurtuluş savaşımızda tıbbiyenin doktorları cephe gerisindeki çadırlarda hizmet vermeye devam etmişlerdir. 

Tabur kelimesi, Tabur seviyesinde bir askeri birliği bize hatırlatır. Bir Tabur’un en az dört bölükten oluştuğunu biliyoruz. Taburun Komutanı Yarbay veya Binbaşı rütbesinde bir subaydır. Tabur bölükten büyük, alaydan küçük bir birliktir. Asker mevcudu taburun görevine ve sınıfına (piyade, tankçı, istihkam, muhabere, jandarma, komando, Sıhhıye, levazım…vb.) göre değişen 600-1000 kişilik bir birliktir. Topçu, Hava Savunma, Roket ve Füze Taburlarında Bölük Yerine Batarya terimi kullanılır.

Bir de halkımızın kullandığı “Alaylı” tabiri vardır. Alaylı; yaptığı işi, erbabı ve ustası olduğu mesleği hiçbir “teorik ve bilimsel” eğitim almadan yapabilen kişilere denir. Yine de halkımız hangi tabir, terim ve kavramın günlük yaşantımızda kullanılacağına iyi bir karar vermiştir. Mangacı, Takımcı, Bölükçü, Alaycı ve Tümenci olmak dememiş ve yakışanı söylemiştir. Yoksa alay eder ve dalga geçer gibi olurdu.

Doğuştan asker olan bir milletin fertleri olarak günlük hayatımızda kullandığımız daha bir çok askeri terim ve tabir vardır: Mehmetçikler, kınalı kuzular, askerlik çağı ve yoklaması, tertip kurası, asker ve silah arkadaşlığı, askerin şafak sayması, terhis olmak ve teskere almak, 3-5 nöbetleri, askerin yemin töreni, jandarmalar, zabitler, çavuş ve onbaşılar, bahriyeliler, çelik kanatlılar, askerin matarası ve kasaturası, askerin fotini (postalı), asker bavulu, er mektubu görülmüştür, asker yolu bekleyenler, karavana, askerin talimi, arazi olmak, fırça atmak-fırça yemek, esas duruş ve asker selamı…vb.

Asker türkülerimizi hatırlayalım. Mızıka çalındı, şu kışlanın kapısına, kışlalar doldu bugün, Yemen Türküsü, (Burası Muş’tur), asker ettiler beni, asker oldum giydim yelek, gemilerde talim var bahriyeli yarim var, kışlada bahar şarkısı (kara gözlüm efkarlanma gül gayri), iki keklik bir kayada ötüyor…

Tüm okuyucularımıza ve hastalarımıza şifa ile taburcu olmalarını diliyorum ve diyorum ki: 

Biz Asker Bir Milletiz, Biz Doğuştan Askeriz, Biz Mustafa Kemal’in Askerleriyiz. Ne Mutlu Türk’üm Diyene Diye Diye…. Haykırıyor ve Övünüyoruz.

Selam olsun Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ve Kahraman Silah Arkadaşları ile Aziz Şehitlerimize. Onları rahmet ve minnetle anıyoruz ve ruhları şad olsun diyoruz.

Muharrem KAYNAK

02 HAZİRAN 2026

Yorumlar

Tema Tasarım | AnatoliaWeb