reklam
Ana Sayfa Sür Manşet, Yazarlar 5.06.2026 67 Görüntüleme

ŞAHLANIŞ HAREKETİ GENEL BAŞKANI

5 Haziran Dünya Çevre Günü: Yaşamak mı, Yağmalanmak mı?

Bundan 49 yıl önce, İsveç’in başkenti Stockholm’de düzenlenen Birleşmiş Milletler Çevre Konferansı, çevre konusunda insanlık adına bir dönüm noktası oldu. Bu konferansta alınan kararla 5 Haziran, çevrenin korunması için küresel farkındalık ve eylem günü olarak ilan edildi: Dünya Çevre Günü.
Ancak aradan geçen onca yıla rağmen, bugün doğa en büyük tehdidi insanın kendisinden görüyor.
Çevre kirliliği artık bir ihmal değil, sistematik bir yıkım haline gelmiştir.
Çevre Kirliliğinin Başlıca Nedenleri
Hızlı nüfus artışı ve kontrolsüz göç
Plansız kentleşme ve sanayileşme
Doğal kaynakların ölçüsüz ve rant odaklı kullanımı
Katı atıklar, plastik kirliliği ve geri dönüşüm yetersizliği
Tarımda bilinçsiz gübre ve zirai ilaç kullanımı
Orman tahribatı, yangınlar ve erozyon
Motorlu taşıtlar, maden ve taş ocakları
Isınma kaynaklı hava kirliliği
Arıtılmadan doğaya bırakılan kanalizasyon suları
Kaçak avlanma ve sulak alanların yok edilmesi
Yanlış arazi kullanımı
Radyasyon yayan teknolojilerin kontrolsüz yayılması
Endüstriyel ve kentsel gürültü kirliliği
Bu Tahribatın Sonuçları
İklim krizinin derinleşmesi
Su kaynaklarının hızla tükenmesi
Küresel ısınma ve aşırı hava olayları
Gıda ve enerji krizleri
Verimli toprakların kaybı
Biyolojik çeşitliliğin yok oluşu
Bu tablo karşısında sormak zorundayız:
Bu gidişat kader mi, yoksa tercih mi?
Çözüm Var mı? Elbette Var
Ekolojik farkındalık ve çevre bilinci yaygınlaştırılmalı
Atıklar kaynağında ayrıştırılmalı, geri dönüşüm zorunlu hale getirilmeli
Sanayi ve konut bacalarında etkili filtre sistemleri kullanılmalı
Orman alanları korunmalı, yeşil alanlar artırılmalı
Ozon tabakasına zarar veren ürünler yasaklanmalı
Toplu taşıma teşvik edilmeli
Avcılık sıkı denetim altına alınmalı
Yenilenebilir enerji esas alınmalı
Naylon poşet kullanımı tamamen sonlandırılmalı
Tıbbi ve endüstriyel atıklar güvenli şekilde bertaraf edilmeli
Sanayi bölgelerinde zorunlu arıtma tesisleri kurulmalı
Bu anlayışla Dünya Çevre Günü kutlu olsun.
ALTI MI DEĞERLİ, ÜSTÜ MÜ?
Son yıllarda ülkemizin dört bir yanında taş ocakları, maden sahaları ve HES projeleri üzerinden yürüyen tartışmalar artık çevre meselesi olmaktan çıkmış, bir varlık–yokluk meselesine dönüşmüştür.
Kaz Dağları, Cerattepe, Ordu-Fatsa ve Karadeniz’in birçok bölgesi…
Her yerde aynı senaryo:
Toprak deliniyor, su satılıyor, halk susturuluyor.
Bu yağmanın bedelini selde, heyelanda, kuraklıkta canlarımızla ödüyoruz.
Daha acısı ise, bu felaketler yaşana yaşana hâlâ ders alınmaması.
Altın aramalarında kullanılan siyanür, dünyanın en tehlikeli zehirlerinden biridir. Buna rağmen çıkarılan altından devletin payı yalnızca %5. Geri kalan kimlere gidiyor, hangi bedellerle?
Toprağın altında kalan sözde “milli servet” için,
toprağın üstündeki hayat feda ediliyor.
Bugün dünyanın zenginleri, örneğin Bill Gates, milyonlarca dönüm tarım arazisi satın alırken;
bizim insanımız toprağını, ineğini, geleceğini satıp ithal teknoloji peşinde koşuyor.
Oysa bilmeliyiz ki:
En stratejik kaynak toprak ve sudur
En hayati sektör tarımdır
Dünya açlıkla, susuzlukla boğuşurken;
Türkiye gibi bir ülkenin tarımı, gübreyi, tohumu dışarıdan alması bir tercih değil, bir ihanettir.
Köyler boş, tarlalar ekilmez halde.
Üretmek isteyen cezalandırılıyor.
Yaş ortalaması 55’i aşmış bir köylü nüfusuyla bu ülke nasıl ayakta kalacak?
Son Söz
Yalandan yerlilik, millilik nutukları atmayın.
Vatan savunması yalnız silahla olmaz.
Toprağı korumakla olur.
Suyu korumakla olur.
Üretmekle olur.
Artık “yeter” deme zamanıdır.
Toprağa dönme, toprağa sahip çıkma zamanıdır.
UNUTMAYIN:
VATAN TOPRAĞININ ÜSTÜ, ALTINDAN DAHA DEĞERLİDİR.
Mehmet Mahmut Yıldız
Şahlanış Partisi Kurucu Genel Başkanı

Yorumlar

Tema Tasarım | AnatoliaWeb