reklam
reklam reklam
Ana Sayfa Sür Manşet, Yazarlar 25.01.2024 686 Görüntüleme
Mehmet Mahmut YILDIZ

ŞAHLANIŞ HAREKETİ GENEL BAŞKANI

NATO MERMER NATO KAFA GİDİŞİMİZ NE TARAFA(!)

Delikanlılık toplumumuzun çok önem verdiği ve yücelttiği bir değer. Bir için ‘delikanlı adam’ denince akan sular durur. Delikanlılık her ne kadar erkekler üzerinden tanımlansa da bu toprakların delikanlı kadınları da meşhurdur.

Delikanlılığın en önemli işaretlerinin başında ise kişinin söz ve davranışlarında tutarlı olması gelir. Ülkemizin son 22 yılına hükmeden sayın Cumhurbaşkanımızın kendine yakıştırdığı özelliklerden biri de delikanlılık. Hep der ya” Diklenmeden dik durduk.” diye… İş lafa gelince kolay da gerçek ne peki? Ortada bir dik durma, bir tutarlılık bir sözüne güvenilirlik var mı acaba?

Bu soruya sağlıklı cevap verebilmek için Sayın Erdoğan’ın yakın tarihimizdeki davranışlarına bir göz atmamız gerek.

Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad ile 2012 yılına gelinceye kadar aile boyu oturmalara kadar varacak bir samimiyet. Schengen vizesi yerine Şamgen vizesini koymayı dile getirecek bir dış politika muhabbeti. Ardından ABD, İsrail ve onların yardakçıklarının kuyruğuna eklenerek yıkılan köprüler ve “Katil ESED” noktasına varış. Aradan geçen 10 yılı aşkın zaman. Kilitlenen ekonomik yapı ve dış ilişkilerin ardından Esat ile yeniden görüşmek için can atan bir delikanlılık timsali…

NATO’nun Libya’da ne işi var dedikten üç gün sonra, EGE Ordusunun faaliyet sahasını NATO öncülüğünde, KADDAFİ’nin katillerine açan bir delikanlı modeli…

Mısır’ın seçilmiş lideri MURSİ’yi darbe ile deviren SİSİ ile EYYYY… diye başlayan KATİL diye devam eden, TAHRİR Meydanında katledilen 14 yaşındaki ESMA için dökülen göz yaşlarıyla sulanan düşmanca tavır… Geçen zaman içinde şartların zorlamasıyla indirilen yelkenler, tıss diye sönen EYYY balonu ve SİSİ ile sarmaş dolaş; ağzı kulaklarında pozlara evrilen bir delikanlı davranışı…

FETÖ darbe girişiminin ardında yer alan, darbecilere finans sağlayan BİRLEŞİK ARAP EMİRLİKLERİ hakkında sarf edilen ve bolca delikanlılık içeren nutuklar… Birkaç yıl sonra aynı ülke emirleriyle yan yana, gayet dik(!) biçimde verilen aslında para için eğilen ve zorunlu olarak dostluğa dönüşen delikanlıca bir tavır; ardından bu ülkeye tanınan kapitülasyon benzeri özel ticari imtiyazlar…

Suudi Arabistan’ın İstanbul Konsolosluğunda asitle yok edilen Cemal Kaşıkçı olayından söz etmezsek delikanlılık eksik kalır… Delikanlımız neler neler demişti Kaşıkçının gerçek katili Veliaht prens Selman’a. Hatırlatmama gerek yok. Sonradan yaşananlar ve gözümüzün önünden gitmemesi gereken sahnelerse Katil Selman’la para hatırına kurulan ballı kaymaklı muhabbet.

ABD ile bir sürü abartılı delikanlılık gösterisinden “Ver papazı al papazı!” restleşmesinden sonra yaşadığımız yüz kızartıcı süreç. Fransa ve Almanya devlet başkanlarının ricasıyla casuslukla suçlananlara bile açılan mahpushane kapıları…

Her seçimin değişmez malzemesi, lafa gelince şamar oğlanımız, ticarete gelince en samimi ortağımız İsrail ile yaşanan ilişkilerdeki delikanlılığı derseniz, sayfalara sığmaz.

Veee elbette ki İSVEÇ’in NATO’ya üyeliği sürecinde tanık olduğumuz, koltuklarımızı kabartan delikanlıca nutuklar ve pozlar…(!)  İSVEÇ’in teröre, teröristlere verdiği destek üzerinden ”NAYIIR N’OLAMAZ ASLA OLAMAZ!” sözleri.  Sonra alışıldık sahne, yine yelkenler fora… Meclise sunulan İSVEÇ’in NATO’ya üyelik teklifi ve meclis tarafından büyük çoğunlukla kabul edilen tasarı…

Bu kaçıncı dönüş değerli vatandaşlarımız? Bu ne baş döndürücü manevra kabiliyeti… Ne kadar kıvrak davranan ne kadar esnek ve her duruma ne kadar kolay uyan delikanlı bir cumhurbaşkanımız var görüyorsunuz değil mi? Onun bu diklenmeden dik duran davranışlarına tanık olunca Ömer Seyfettin’in Pembe İncili Kaftan öyküsündeki Muhsin ÇELEBİ aklıma geliyor. Osmanlı İmparatorluğu’nu temsilen elçisi olduğu Osmanlı’yı aşağılamak amacıyla İran Şahı’nın huzurunda ayakta bekletilince kendi parasıyla diktirdiği PEMBE İNCİLİ KAFTAN’ı altına seren ve huzurdan çıkıp giderken kendini “Kaftanını unuttun elçi!” diye uyaran İran Şahı’na” Osmanlı altına serdiğini sırtına almaz!” diyerek kaftanını geride bırakan ve şaha gerçek bir delikanlılık dersi veren Muhsin ÇELEBİ…

En büyük delikanlımızın sadık bendeleri olan ittifak ortağını anarken, onun bir yıl önce İsveç-Terör bağlamında çektiği restleri; ardından herkesten önce “İsveç’e davet NATO’ya evet” dediği sahneleri izlerken delikanlılığım dan utanıyorum inanın.

Gördüklerim karşısında yüreğim ağlıyor değerli vatandaşlarım. Kalemim ağlıyor… Gözyaşlarımı içime akıtıyorum sığmıyor…

600 yıllık bir Osmanlı, 100 yıllık bir Türkiye Cumhuriyeti mirasının mahkum edildiği ellere, düşürüldüğü hallere tanık olmaktan utanıyorum artık. Bize bunları yaşatanlardan razı değilim. Memleketimin içine düşürüldüğü bu hallerdeki -az veya çok-payımdan ötürü kendimden razı değilim.

Ya siz, siz olan bitenden memnun, % 160 enflasyona rağmen % 49 zam verdi diye, sizi uyutmak için herkese eyy çeken, durmadan diklenen; ama değişen durumlar karşısında kıvrak bir hareketle şıp diye eğilip bükülen delikanlımızdan ve onun sadık yol arkadaşı, asla zincir vurulamayan BOZKURT duruşlu(!) sözünün eri(!)Bahçeli’den razı mısınız? Kendinizden razı mısınız sahi!

Ve bir soru çınlıyor beynimde… “Ebedi alemden bu halimizi gören peygamberimiz, bu ülke uğruna kan, can veren terini akıtan atalarımız, şehitlerimiz, gazilerimiz bizden razı mıdır acaba? Ve elbette ki ezeli ve ebedi hüküm sahibi ALLAH… O bizden razı mıdır?”

MEHMET MAHMUT YILDIZ-ŞAHLANIŞ PARTİSİ YÜKSEK İSTİŞARE KURULU BAŞKANI

Yorumlar

Tema Tasarım | AnatoliaWeb