Ana Sayfa Sür Manşet, Yazarlar 7.07.2026 100 Görüntüleme

ŞAHLANIŞ HAREKETİ GENEL BAŞKANI

MESUDİYE’DE KADASTRO SKANDALI: DEVLET KAYIT TUTTU, ADALETİ KAYBETTİ

Ordu’nun Mesudiye mahallelerinde yapılan kadastro çalışmaları, teknik bir tespit süreci olmaktan çıkmış; insanî, vicdanî ve tarihî bir yıkıma dönüşmüştür.

Bugün yetkililer “kadastro tamamlandı” diyebilir.

Ancak Mesudiye’de tamamlanan şey adalet değildir.

Kadim Haklar Silindi, Köy Hafızası Yok Edildi

Nesiller boyunca köy halkı tarafından fiilen kullanılan; sınırları, sahipleri ve kullanım biçimi herkesçe bilinen tarla, bahçe ve ekili alanlar, kadastro sürecinde bilinçli biçimde yok sayılmıştır. Kadim kullanım dikkate alınmamış, köy hafızası tapu sicilinden silinmiştir.

Bu, bir hata değil; sahadaki gerçeği görmezden gelen bir anlayışın sonucudur.

Meralar Gasp Edildi, Köy Hayatı Çökertildi

Köylerin ortak yaşam alanı olan meralar, kadastro eliyle Hazine’ye devredilmiş, köylünün fiilî kullanımından koparılmıştır. Bu işlem:

Hayvancılığı bitirmiş,

Geçim kaynaklarını daraltmış,

Köyleri üretimden koparmıştır.

Kağıt üzerinde kamuya kazandırılan alanlar, gerçekte köy hayatından çalınmıştır.

Osmanlı Tapuları Reddedildi, Tarih Hükümsüz Sayıldı

Kadastro sürecinin en vahim boyutu, Osmanlı tapu ve belgelerinin açıkça geçersiz ilan edilmesidir.

Şahsım tarafından sunulan bu belgeler için tarafıma söylenen ifade nettir:

“Bunların artık geçerliliği yok.”

Bu söz, sadece bir vatandaşa değil;

tarihe, devlete ve hukukun sürekliliğine söylenmiş bir sözdür.

Devlet arşivlerinde kabul gören belgelerin sahada yok sayılması, hukukla açıklanamaz; ancak keyfiyetle açıklanabilir.

Gurbette Olmanın Bedeli: Yanıltılmak

Uzun yıllardır gurbette olmam nedeniyle kadastro sürecini sahada birebir takip etme imkânım olmamıştır. Bu nedenle görevli memurların beyanlarına güvenmek zorunda bırakıldım.

Tarafıma “Sorun yok”, “İtiraz gerektiren bir durum yok”, “Her şey usulüne uygun” denildi.

Bugün ortaya çıkan tablo, bu sözlerin gerçeği yansıtmadığını açıkça göstermektedir.

Bu durum, bilgilendirme eksikliği değil; açık bir mağduriyettir.

Bu Bir Tapu Meselesi Değil, Toplumsal Çöküştür

Mesudiye’de yaşananlar:

Kardeşi kardeşe düşürmüş,

Aileleri yıllarca sürecek davalara sürüklemiş,

Köy huzurunu ve dayanışmayı parçalamıştır.

Bu kadastro uygulaması, toplumsal barışı zedeleyen bir sürece dönüşmüştür.

“İtiraz Süresi Geçti” Demek Adalet Değildir

Yetkililerin arkasına sığındığı “itiraz süresi geçti” cümlesi, bu mağduriyetin üzerini örtemez.

Adalet, takvimle sınırlanamaz.

Hak, süreyle düşürülemez.

Kadastro bir tespit işlemidir; ancak gerçeği tespit etmeyen her işlem, meşruiyetini kaybeder.

Açık Çağrımızdır

Mesudiye’de yapılan kadastro çalışmaları, yeniden ve yerinde incelenmelidir.

Kadim kullanım esas alınmalı, Osmanlı tapuları ve tarihî belgeler hukuken değerlendirilmelidir.

Meralar köy yaşamından koparılmamalı, köylü kaderine terk edilmemelidir.

Tapu dağıtmak kolaydır.

Zor olan adaleti dağıtmaktır.

Mesudiye’de tapu var; ama adalet yoktur.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

Mehmet Mahmut Yıldız

Şahlanış Partisi Kurucu Genel Başkanı

Yorumlar

Tema Tasarım | AnatoliaWeb