reklam
Ana Sayfa Sür Manşet, Yazarlar 13.03.2026 82 Görüntüleme

TÜM İSLAM ALEMİNE SIRA GELECEK – 1

Ortadoğu’nun (Güneybatı Asya’nın), özellikle zengin toprak ve su kaynaklarına sahip Mezopotamya ve Doğu Akdeniz havzaları ilkçağlardan itibaren nüfusun yoğunlaştığı merkezlerden biri olmuştur. Tarihin en köklü medeniyetlerinin birçoğuna ev sahipliği yapmasının yanında bu bölge, yerkürenin jeopolitik açıdan en önemli alanlarından biri olma özelliğine sahiptir.[1]

Dünya petrol ve doğalgaz rezervlerinin %60’ından fazlasına sahip olması, Süveyş Kanalı ve Hürmüz Boğazı gibi kritik deniz yolları (enerji nakil hatları) barındırması ve Asya-Avrupa-Afrika kıtalarının kavşağında yer alması nedeniyle küresel jeopolitik ve jeoekonomik açıdan en stratejik bölge olan ORTADOĞU[2], Enerji jeopolitiği, tarihsel/kültürel önemi ve çatışma odaklı yapısı ile büyük güçlerin hakimiyet mücadelesinin merkezidir.

Bölgenin bu şeklide önem kazanmasında üç unsur öne çıkmaktadır, bunlar; coğrafi konum, dinler ve zengin yeraltı kaynaklarıdır. Asya, Avrupa ve Afrika kıtaları arasında bu kıtaların doğal geçiş yolları üzerinde yer alan Ortadoğu; Rusya ile sıcak denizleri, Doğu ile Batıyı, Akdeniz ile Hint Okyanusu’nu birbirine bağlayan, aynı zamanda Avrupa ile Asya arasındaki bütün ticarî ve kültürel bağlantıların yapıldığı bir bölgedir. Yeryüzünün en önemli kara ve su yollarını kumanda etmesinin kendisine kazandırdığı eşsiz jeopolitik değer, Ortadoğu’yu tarihin ilk dönemlerinden bu yana dünya egemenliği peşinde koşan güçlerin ilk hedefi haline getirmiştir.[3]

Asya ve Avrupa’ya yönelik tüm projelerin merkezini oluşturan bu bölge jeostratejik konumu nedeni ile Avrupa devletlerini deniz komşuluğuyla, Hindistan, Çin ve Balkanları karasal yollardan, Anadolu, İran ve Arap yarımadasını tümüyle etkileme potansiyeline sahiptir. Ortadoğu’nun coğrafi konumundan ileri gelen birçok medeniyete ev sahipliği yapmasının doğurduğu kültürel zenginlik ile tarihin birçok defa akışını değiştirmiştir. Tarihte insanların yaşamını etkileyen birçok gelişmenin, ilk olarak bu bölgede gerçekleştiği bilinmektedir. Örnek vermek gerekirse ilk yerleşik hayat, ilk tarım faaliyetleri, ilk yazı, ilk yazılı kanunlar ve ilk dinler hep bu bölgede ortaya çıkmış ve dünyaya yayılmıştır.[4]

Son yıllarda İsrail’in televizyonlardan naklen yayınladığı Filistin katliamları ve Gazze soykırımının Batı Dünyası tarafından hiçbir tepki gösterilmeden onaylanmasının ve hatta desteklenmesinin altında uzun vadeli bir planın olduğunu çeşitli vesilelerle görmekteyiz.

1919-1920 yıllarında, İngiltere ve Fransa Ortadoğu’yu cetvelle çizerek paylaşmış, manda yönetimlerini oluşturmuştu. ABD’nin dış politikasında çok önemli bir yeri olan eski Dışişleri Bakanı Henry Kissenger “Dünya Düzeni” adlı eserinde, Ortadoğu’daki devletlerin (Irak, Suriye, Lübnan vb.) Avrupa’daki gibi “ulus-devlet” bilinciyle değil, emperyal güçlerin çıkarlarına göre yapay olarak oluşturulduğunu, bu sınırların, etnik ve mezhepsel (Sünni, Şii, Kürt, Arap vs.) gerçeklikleri göz ardı ettiğini savunuyordu. ABD zaten I. Dünya Savaşı sonrası kurulan düzenin sürdürülemez olduğunu ve bu sınırların değişmesi gerektiğini savunuyordu.  (DEVAM EDECEK)

Süheyl ÇOBANOĞLU

RUBASAM Başkanı

[1] https://stratejikortak.com/ortadogunun-onemi/

[2] Ortadoğu kavramı ise Avrupa merkeziyetçi yaklaşıma dayanır ve Britanyalıların 20. yüzyılın başlarında kullanmaya başladıkları bir kavramdır. Bu tanımlamada İngiltere ve Avrupa ülkeleri merkez kabul edilmiş; doğu, Uzak Doğu, Yakın Doğu, Ortadoğu gibi kavramlar buna göre tayin edilmiştir

[3] https://stratejikortak.com/ortadogunun-onemi/

[4] Çelik, 2014, 7

 

Yorumlar

Tema Tasarım | AnatoliaWeb