Ana Sayfa Yazarlar 1.12.2019 52 Görüntüleme

HEM DÜŞMANI, HEM DE KENDİNİ TANI…

Sun-Tzu’nun Harp Okullarında okutulan meşhur bir sözü var. Eğer hem düşmanını, hem kendini iyi tanırsan zafer mutlaka senindir. Eğer sadece kendini tanır düşmanını tanımazsan, belki kazanabilirsin. Eğer kendini de düşmanını da tanımıyorsan kaybetmeye mahkûmsun.

1683 yılında 2.nci Viyana kuşatmasında Osmanlı ordusunun yenilmesi sonucu Avrupalılar yeni bir safha başlatmışlardır. 1699’da başlayan geri çekiliş sürecinde, 1838 Baltalimanı Serbest Ticaret Antlaşmasıyla önce EKONOMİK İŞGALE, sonra çeşitli isyanları ve savaşlarla, ASKERİ İŞGALE uğrayan Osmanlı/TÜRK vatanı, Gazi M. Kemal ATATÜRK’ün önderliğinde tüm zincirlerini kırarak, 300 yıldır süren geri çekilişi durdurmuştu.

Kurtuluş Savaşı ve sonrasında ilan edilen Cumhuriyetle açılan aydınlık sayfa, ATATÜRK’ün vefatı sonrası, etnik bölücü ve siyasal İslamcı zihniyet tarafından sürekli kemirilmiştir.

ATATÜRK’ün kurduğu Türk Milletinin kayıtsız şartsız egemenliğini esas alan TAM BAĞIMSIZ, DEMOKRATİK, LAİK, MİLLİ, ÜNİTER devlet yapısı, Osmanlıyı çökerten güçlerin ekonomik ve siyasi tehditleri altındadır. Ülke bütünlüğümüz ve bu coğrafyadaki varlığımız hedef alınmıştır.

İsrail’in Fırat-Nil arası vaat edilmiş topraklar hayaliyle,  AB ve Dünyayı yeniden dizayn etmek isteyen ABD’nin örtüşen çıkarları bölgede kaos yaratıp, milyonu aşan sayıda insanın ölümüne, sakat kalmasına ve milyonlarcasının ülkesini terk ederek sığınmacı durumuna düşmesine sebep olmuştur.

Gelecekte kullanılmak üzere Türkiye’ye gelen 5 milyon Suriyeli sığınmacı, demografik yapımızı ve ekonomimizi alt-üst etmiştir. Yarın için tasarlanan kaosun alt yapısına malzeme olmaları çok büyük ihtimaldir.

Öte yandan ABD tehditleri ve şantajı ile İpotek altına alınan dış siyasetimiz, Rusya’dan aldığımız S400 Hava Savunma Füze sistemi bahane edilerek F35 projesinden dışlanan ve yaptırımlarla tehdit edilen Türkiye, Doğu Akdeniz’de İsrail, Yunanistan-Güney Kıbrıs ikilisi, Fransa başta bazı AB ülkeleri, sözde din kardeşimiz Mısır gibi devletlerin hepsi karşımızda yer almıştır. Özellikle “Barış Pınarı” harekatına, Hristiyan ülkeler ve nefret ettikleri İsrail’le birlikte aynı cephede yer alan Müslüman kardeşlerimizi (!!!) anlamak mümkün değil…

Nasıl bir Müslüman kardeşliğiyse, Ortadoğu’da, Türkiye’ye yönelik komplo peşinde koşan dört önemli aktör var. Bunlar: Muhammed Bin Selman (Suud), Muhammed Bin Zaid (BAE), Muhammed Dahlan (Filistin) ve Abdülfettah es-Sisi (Mısır): Bu dörtlünün hem patronları hem de efendileri ABD/İsrail ikilisidir… (1)

Bilindiği kadarıyla 90 milyon kişilik bir kitleyi temsil eden ve ABD sistemine hakim olan Protestan EVANJELISTLERE göre, YECÜC-MECÜC (GOG-MOGOK) olarak niteledikleri TÜRKLER, İsrail’e saldıracak ve kıyamete giden yolu açacaktır. Bu nedenle TÜRKLER, durdurulması ve fırsat varken yok edilmesi gereken güçtür…

İngiliz derin yapısının düşünce kuruluşu İngiltere Kraliyet Enstitüsü, Chattam House tarafından “Tanrıya ve Emperyal Hedeflere Hizmet” rütbesi ile ödüllendirilmiş, Türkiye-AB Ortak Parlamento Komitesi Başkan Yardımcılığı yapmış Avrupa Parlamentosu Milletvekili Andrew Duff, 2005 Eylülü’nde şu konuşması ile öne çıkmıştı: “Türkiye, Avrupa’nın gerçek partneri olabilmek için klasik MİLLİYETÇİ   KEMALİZM’LE mücadele etmelidir. Devletin gücü azaltılmalıdır. Kemalizm reforme edilmeli ve bu eski liderin fotoğrafları kamu binalarının duvarlarından indirilmelidir. Türkiye, artık Kemalizm’de değişme gereğiyle yüzleşmeli. Sadece yasalar, anayasa değil KEMALİZM KÜLTÜRÜ VE FELSEFESİ DE DEĞİŞMELİ.  Özetle, İngiliz derin devletinin adamı, “Cumhuriyetin kuruluş felsefesinden, Atatürk’ten, ulus devletten, üniter devletten vaz geçeceksiniz, federasyona dönüşeceksiniz!” diyordu.(2)

2001 yılında, AKP’yi kurmaya hazırlanan Sn. Erdoğan‘a ABD’den gönderilen ve kısa bir süre sonra parti programına alınan gizli belgede de “Ankara, yerel yönetimlere otonomi vermek ve milli hükümetin fonksiyonlarını yerel düzeyde merkezi olmaktan çıkarmak zorundadır. Dünya, bütün hükümetlerden bunu istemektedir.” deniliyordu… Kısacası ABD, İngiltere ve AB’nin hedefi, Türkiye’yi etnik özerklik verilmiş bölgelere ayırmaktır.

Onlar ve sözde Müslüman din kardeşimiz olan Siyonist Hristiyan işbirlikçisi alçaklar, istedikleri kadar hep yapsınlar… Onların hesabı varsa bizim de verilecek cevabımız var…

Üstümüze kurgulanan komployu boşa çıkarmak için, DOSTUMUZU-DÜŞMANIMIZI İYİ TANIMAK suretiyle, Cumhuriyetimizin kuruluş felsefesi ile ATATÜRK’e ve ilke ve inkılaplarına sahip çıkmak, Türk kimliğinin dışında kimlik arayışlarına taviz vermemek, hak-hukuk ve ahlakı kaybetmemek, kindar ve dindar nesil yetiştirmek hayaliyle çağdaş eğitim ve bilimden kopmamak, birbirimizi ötekileştirmeden tüm vatandaşlarımızı kucaklayarak birlik ve beraberliği sağlamak gerekir.

Süheyl ÇOBANOĞLU

RUBASAM Bşk. V.

K A Y N A K………………..:

(1)   Yeniçağ: Siyonizm’in dört atlısı! – Özcan YENİÇERİ

(2)   Yeniçağ: İngiliz derin devleti şimdi ne istiyor? – Arslan BULUT

Yorumlar

İlginizi çekebilir

ADİL SEÇİM

ADİL SEÇİM

reklam
reklam
reklam
Tema Tasarım | AnatoliaWeb