DOLAR
Alış:
Satış:
EURO
Alış:
Satış:
GBP
Alış:
Satış:
Söz ile İcraat Arasındaki Çelişki: Maden Meselesinde Kim Kimi Kandırıyor?
İstanbul Sultanbeyli’de yapılan toplantıda, AK Parti MKYK Üyesi ve Genel Başkan Vekili Yardımcısı Fahrettin Yahşi tarafından dile getirilen açıklamalar, kamuoyunda oluşan hassasiyeti bir nebze olsun yatıştırmıştır. Özellikle Perşembe Yaylası gibi korunması gereken alanlarda maden faaliyetlerine karşı açık bir duruş sergilenmesi, sözlü olarak önemli ve değerlidir.
Ancak burada asıl sorulması gereken soru şudur:
İktidarın ve yerel yönetimlerin bilgisi ve izni olmadan bu denli kapsamlı maden çalışmaları yapılabilir mi?
Eğer yapılamazsa — ki hukuken ve fiilen yapılamaz — o halde kamuoyuna şu gerçeği açıklamak gerekir:
Vatandaşın karşı çıktığı bu maden girişimleri hangi idari izinlerle, hangi kurumların onayıyla ve kimlerin imzasıyla hayata geçirilmiştir?
Sayın Yahşi’nin, “İktidar partisiyiz diye her bürokratik kararı savunmak zorunda değiliz” sözü siyaseten doğru olabilir. Ancak bu ifade, iktidar sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Çünkü bürokrasi dediğimiz yapı, siyasi iradeden tamamen bağımsız bir mekanizma değildir. Valilikten bakanlıklara, il müdürlüklerinden ruhsat süreçlerine kadar uzanan zincirin her halkası, siyasi iktidarın kurduğu ve yönettiği sistemin parçasıdır.
Dolayısıyla bugün “Biz madeni savunmak zorunda değiliz” demek, halkın vicdanını rahatlatmaya yetmemektedir. Halkın beklentisi şudur:
Madem savunmuyorsunuz, o halde neden izin verdiniz?
Madem karşısınız, o halde neden durdurmadınız?
Bu noktada mesele yalnızca bir maden meselesi değildir. Bu durum, bölge halkının aklıyla alay etmek, itirazlarını geçiştirmek ve kamuoyunu sözlerle oyalamak anlamına gelmektedir. İnsanlar yaşadıkları coğrafyanın talan edilmesine karşı çıkarken, kendilerine “hukuki sürece başvurabilirsiniz” demek, sorumluluğu vatandaşa yıkmaktır.
Üstelik Perşembe Yaylası gibi turizm potansiyeli olan, doğasıyla ve kültürüyle korunması gereken bir alan söz konusuyken; “firma savunsun” yaklaşımı, devleti ve siyaseti işlevsizleştiren bir anlayıştır. Devletin görevi, firmaların çıkarını değil, kamu yararını savunmaktır.
Sonuç olarak şunu açıkça ifade etmek gerekir:
Sözlü beyanlar değil, somut idari kararlar kamuoyunu rahatlatır.
Sorumluluk reddi değil, hesap verme güven oluşturur.
Ve en önemlisi; halk, kendi toprağı için mücadele ederken, iktidarın tribünden konuşmasını değil, sahada durmasını bekler.
Mehmet Mahmut Yıldız
Şahlanış Partisi Kurucu Genel Başkanı
Yorumlar
Benzer Yazılar
-
Polonezköy Kiraz Festivali Pazar Günü Beykozluları Buluşturacak
-
Beykoz’un Yıllardır Çözülemeyen Mülkiyet Sorunları Bakanlık Gündeminde
-
Türk Sinemasının Efsane İsmi Kadir İnanır Hayatını Kaybetti
-
Beykoz’daki Hastane İnşaatında Kamyon Devrildi: Sürücü İtfaiye Ekiplerince Kurtarıldı
-
İSKİ’den Beykoz Derelerinde Taşkın ve Çevre Sağlığı İçin Yoğun Mesai
-
Beykoz’da Tarihi Miras Operasyonu: 10 Bini Aşkın Eser Ele Geçirildi
-
Çıkmaz Siyasetin Gölgesinde Türkiye ve Artan Toplumsal Kaygılar
-
Hanefi Dilmaç’tan Mehmet Gündoğdu’ya Hayırlı Olsun Ziyareti
-
Beykoz Başkan Vekili Gürzel, Boğazın Yargıçları ile Bir Araya Geldi
-
Beykoz Belediyesi’nin 35 TOGG Alımı Tartışma Yarattı: Gazetecilerden Peş Peşe Eleştiriler
-
Beykoz’da Bağımlılıkla Mücadelede Dev İş Birliği
-
Beykoz’da Gençlik Coşkusu Zirveye Ulaştı