Ana Sayfa Sür Manşet, Yazarlar 10.07.2026 118 Görüntüleme

ŞAHLANIŞ HAREKETİ GENEL BAŞKANI

TARİHE NOT

Türkiye’nin her alanda Şahlanışı ülkeyi yönetecek olan kadroların vatan ve millet sevgisiyle donanmış ilke sahibi olan ve bu ilkeleri öncelikte kendinde gerçekleştirmiş olmalarıyla mümkündür.

Milletler, yalnızca ekonomik güçleriyle değil; inançları, ahlakları, adalet anlayışları ve devlet gelenekleriyle ayakta kalırlar. Tarih boyunca Türk milleti gücünü, köklü devlet anlayışından, adaletinden ve millet olma şuurundan almıştır.

Bugün Türkiye’nin karşı karşıya bulunduğu meseleler, yalnızca iktidarın veya muhalefetin başarısızlığı olarak değerlendirilemez. Bugün esas sorun, siyasetin insanı insan eden ve bir toplumu millet yapan değerlerden uzaklaşması ve günü kurtaracak, ne pahasında olursa olsun koltuğu koruyacak basit ve şahsi hesapların devlet ve millet menfaatinin önüne geçmesidir.

Benim kanaatim odur ki; Türkiye’nin yeniden yükselişi ancak sağlam esaslar üzerine kurulmuş, bu esasları içselleştirmiş, önce nefsinde gerçekleştirmiş kadrolarla mümkün olacaktır.

Bu konuda rehber ve yol haritası olacak ilke ve esaslar; 30 yılı aşkın bir fikir hareketi olan ve sonrasında partileşen ŞAHLANIŞ HAREKETİ bünyesinde oluşturulmuş ve toplumun önemli bir kısmınca benimsenmiştir.

Bu anlayışın temel taşı DAYANIŞMACI TOPLUMCULUK anlayışıdır.

BU ANLAYIŞ;

Ayrıştıran değil, birleştiren bir anlayıştır.

Parçaya değil bütüne talip olan, parçanın değil, bütünün menfaatini esas alan bir yönetim anlayışıdır.

Esasları önceden belirlenmiş, ülke ve ulus çıkarlarını gözeten, fevri  ve nefsani davranışlarla değişmeyecek, devlet ve milletin haysiyetini koruyacak gerçek manada bir yerli ve millî duruşu esas alır.

Milletimizin temel  inanç ve kültürel değerlerine içtenlikle saygı duyan bu değerlerin sadece sembollerine değil özüne yönelik yozlaştırma faaliyetlerinin önünde durur.

Yaklaşık 2200 yıllık Türk devlet geleneğini yaşatan kurucu ilkelere bağlılıkta ısrarlıdır.

Temel yönetim ilkeleri olan adalet, liyakat, meşveret esaslarına, şeffaf ve denetlenebilen, hesap veren bir yönetim anlayışını tavizsiz biçimde sürdürecek bir anlayıştır.

Kamu malını emanet bilen, yağmalamayan, yağmalanmasına izin vermeyen, her türlü şaibeden uzak bir yönetimi hedefler.

Makamlarla büyüdüğünü sanan  ve makamlar sayesinde yapay bir saygınlık kazanan değil, bulunduğu makamları büyüten şereflendiren kendine ve çevresine değil tüm ülkeye hizmeti önceleyen bir siyasal ahlakın temsilcisidir.

Bu anlayışın temelinde “ÜÇ F” ve “ÜÇ S” olarak özetlenen “FERASET, FEDAKÂRLIK, FERAGAT ile  “SEVGİ,SAYGI,SADAKAT” vardır. Bu anlayışın kadroları, yurt içinde ve dışında gerçekleşen olayları sağduyuyla, ferasetle değerlendirir, ona göre bir tavır sergiler. Gerektiğinde sahip olduğu maddi değerlerden, kendinden ve ailesinden fedakârlık etmekten çekinmez. Asla koltuk, makam, mevki merakı yoktur. Hak etmediği koltuğu işgal etmez kendinden daha layık olanlara devretmeyi görev sayar.

Bu anlayışı benimseyenler birbirlerine çıkarsız sevgiyle, zorunlu olarak saygıyla ve kolay kolay kopmayacak sadakat duygularıyla bağlıdırlar. Bu ilkelere eklenecek VEFA duygusu ise insan ilişkilerinde esas alınması gereken en güçlü duygudur.

Bu ilkeler doğrultusunda 30 yılı aşkın bir süre önce  fikir hareketi, ardından dernek olarak ülkemize hizmet eden  Şahlanış Hareketi’nin  partileşme sürecine öncülük ettim. Emeklerini, hizmetlerini asla inkâr edemeyeceğim değerli yol arkadaşlarımın da desteğiyle Şahlanış Partisi’ni kurdum. Bu süreçte gayem hiçbir zaman makam, mevki veya kişisel menfaat olmadı. Tek hedefim, içtenlikle inandığım ilkeleri siyaset alanına aktarmak ve vatanımızın, milletimizin hizmetine sunmaktı.

Ancak zaman içerisinde, Türkiye’nin zaten var olan yeni ayrışmalara, yeni partilere değil, ortak ilkeler etrafında birleşebilen güçlü demokratik yapılara ihtiyacı olduğunu gördüm. Bu sebeple, hiçbir kişisel beklenti taşımadan, ihtiyaç duyulan güç birliğine kapı açmak, destek sunmak amacıyla yönetimi oluşturan arkadaşlarımla istişare ederek Şahlanış Partisi’ni feshetme kararı aldım.

Parti içinde artık aktif bir görevim yok. Buna rağmen ara vermeden inandığım ilkeler doğrultusunda aynı inanç ve aynı samimiyetle yazmaya devam ediyorum. Biliyorum ki bu bir insanlık, yurttaşlık görevidir. İnsanlar fanidir; fakat doğru fikirler ve sağlam ilkeler nesilden nesile yaşamaya devam eder.

Bu satırlar, herhangi bir kişiye veya siyasi yapıya karşı kaleme alınmış değildir. Aksine, Türkiye Cumhuriyeti’nin daha güçlü, daha adil ve daha müreffeh bir geleceğe ulaşabilmesi için ortaya konulmuş samimi bir vicdanın sesidir.

Dileğim odur ki; siyaset yeniden ahlâkla buluşsun, devlet yeniden adaletle güç kazansın, millet yeniden ortak hedefler etrafında kenetlensin.

İnanıyorum ki Türkiye’nin gerçek şahlanışı, kişilerle değil; kurumlarla, adalet, liyakat, meşveretle, DAYANIŞMACI TOPLUMCULUK’la ve kadim devlet anlayışını benimseyip yaşatan ilkelerle mümkün olacaktır.

MEHMET MAHMUT YILDIZ

ŞAHLANIŞ PARTİSİ KURUCU GENEL BAŞKANI

Yorumlar

Tema Tasarım | AnatoliaWeb