reklam
Ana Sayfa Sür Manşet, Yazarlar 23.11.2021 372 Görüntüleme
Mehmet Mahmut YILDIZ

ŞAHLANIŞ HAREKETİ GENEL BAŞKANI

İNİN BU MEMLEKETİN SIRTINDAN

Konuşmak bir meziyet olsa da asıl marifet susmaktır.  Sayın cumhurbaşkanı, bunu bilmiyor olacak ki durmadan konuşuyor. Lafa bakarsanız ülkeyi kurtarmak için savaş vermekte; ama nedense biz batıyoruz, kurtulanlarsa onun sözüm ona savaş açtığı düşmanlar oluyor.

“Elindeki tel alet çekiç olan dünyayı çivi, sanırmış.” Nutuk bol; ama malzemeniz bitti sayın Erdoğan. Tek çekiç kaldı elinizde. Durmadan ona buna çekiç sallıyor, savaş davulları çalıyorsunuz. Asıl savaş açmanız gerekeni, kendinizi unutunuz. Nefsinizle savaşmayı deneyin. Kibrinizi yenin önce. Unutmayın ki onları yenmeden hiçbir zaferi kazanamazsınız.

Siyaset papazdan dua, şeytandan şefaat beklemek için yapılmaz. Kendinize, kendi insanınıza, kendi kaynaklarınıza güvenmektir marifet.

Yetti artık! Siz kendi yapmanız gerekeni yapmıyorsunuz, sonra da suçu el oğluna yıkıp savaş davulları çalıyorsunuz.

Atalarımız; “Yel kayadan ne aparır?” demişler. Siz kaya olduktan sonra yel size hiçbir şey yapamaz. Köksüz çalılarsa esen rüzgâra dayanamaz savrulur dururlar. Bunu yıllar önce siz de ifade ettiniz sayın cumhurbaşkanı.” Her işte yabancı parmağı, komplo aramak acizliktir.” dediniz. Şimdi ne kadar aciz duruma düştünüz ki durmadan yabancı parmağı arıyor, düşman üretiyor ve onlara parmak sallıyorsunuz. O parmak salladığınız adamlar, Türkiye’nin çivisini çıkarmak, orduyu darmadağın etmek, Atatürk’ü ve ulus devleti yok etmek sürecinde sizin ortağınızdı. Partinizin programını bile onlar yazdılar. Onlar için yaptıklarınızın karşılığı olarak size nişanlar verdiler.

Onların değirmenine su taşımakla görevli olduğunuz için üretmeyi unuttunuz, unutturdunuz insanlara. Tarlalar bomboş dururken insanlarımız, sizin korumanızla semiren küresel marketlerin kasalarını doldurdular durmadan. Dilenciliği kurumsallaştırdınız. “Sen çalışma, ben sana geçimlik veririm.” diyerek asalak bir toplum yetiştirdiniz. Üretim planlaması yapacak yerde, tam ekim, hasat zamanı, gümrük vergilerini sıfırlayarak ithalat kapılarını açtınız. Kendi çiftçiniz yerine yabancı ülkelerin çiftçisine destek çıktınız. Türkiye gübre, yem ithal eden bir ülke oldu sayenizde.

“Para bir devletin itibarıdır.” dediniz. Doğruydu. Ancak paramızı pul, giydiğimizi çul ettiniz. 50 kuruşun metal olarak maliyeti bir liraya dayandı.

Yıllardır Rabia işareti eşliğinde “yerli, milli” nutukları attınız bize. Rabia gözünüzün önünde darbeci Sisi’ye gelin oldu. Londra mahkemeleri yerli ve milli mahkememiz oldu.

Çıkıyor, Avrupa’daki enerji fiyatları ile bizdeki fiyatları karşılaştırıyorsunuz. İyi de asgari ücretli bir Avrupa vatandaşı maaşı ile yaklaşık1500 litre benzin alıyor. Senin vatandaşın ancak 350 litre benzin alabiliyor. Bize “Porsiyonları küçültün, küçük pazar arabası, küçük tabak kullanın. Taneyle yiyin gramla alın.”  Diyorsunuz. Bize bunu söylerken sarayın, uçağın, arabanın en büyüğüne kuruluyor; bunun adına itibar diyorsunuz. Hay itibarınız çarpsın sizi!

Her haltı bildiğiniz iddiasında olduğun uz için bilmeniz gereken en önemli şeyi; yani HADDİNİZİ bilmiyorsunuz. Bu yüzden durmadan hata yapıyor, üstelik hatanızı kabul etmiyorsunuz.

Susmanız nimet oldu artık, siz ise susacak yerde durmadan konuşuyorsunuz. Siz konuştukça Türkiye tersine gidiyor.

Size tavsiye falan verecek değiliz. Çünkü, kibriniz çok büyük; tavsiye dinlemekse mütevazı insanların üstünlüğüdür.

İlla tavsiye derseniz; tek tavsiyemiz var size:” Bu millet, bu memleket sizi taşımaktan yoruldu. İnin sırtımızdan artık.”

Yorumlar

Tema Tasarım | AnatoliaWeb