reklam
Ana Sayfa Sür Manşet, Yazarlar 5.11.2021 650 Görüntüleme

ATATÜRK MEDENİYETTİR, İNSANLIKTIR, AHLAKTIR, ONURDUR, ŞEREFTİR…

Küresel güçler ve onların ülkemizdeki maşaları tarafından ATATÜRK’ü ve fikirlerini, kurnaz taktiklerle yavaş yavaş yok etme operasyonu yürütüldüğü unutmamalıyız.  Küresel güçler tarafından ATATÜRK ve fikirlerinin, kurnaz taktiklerle yavaş yavaş yok etme operasyonu yürütüldüğü unutmamalıyız. “MÜTTEFİK BİLDİKLERİMİZİN, DÜŞMAN”, “KARDEŞ ZANNETTİKLERİMİZİN KALLEŞ” olduğu bir dünyada yaşıyoruz.

30 Ekim 1918’de Osmanlı Devleti kayıtsız şartsız teslim olmuş, Haçlı paryaları, vatanımıza, bayrağımıza, egemenliğimize, dinimize, imanımıza, namusumuza, şeref ve haysiyetimize musallat olmuştu.  19 Mayıs 1919’da Çanakkale Kahramanı Gazi MUSTAFA KEMAL Paşa’nın öncülüğünde başlatılan İstiklal Harbimiz sonucunda vatanımız işgalden, Türk Milleti esaretten kurtulmuş, namus, şeref ve haysiyetine kavuşmuştu.

Dün Sevr anlaşmasıyla başaramadıkları “TÜRKLERİ ANADOLUDAN TASFİYE ETME” planını bugün gerçekleştirmek isteyenler, Türk çocuklarına “ATATÜRK olmasa da olur” türünden biriymiş gibi tanıtarak, unutturmak isterlerken, içimizdeki bazı gafiller düşmanın emellerine hizmet ettiklerini göremeyecek kadar kör mü oldular???

Hindistan Bağımsızlık Hareketi’nin siyasi ve ruhani lideri Mahatma GANDHİ, “Mustafa Kemal İngilizleri yeninceye kadar tanrıyı da İngiliz zannediyordum” diyerek, ATATÜRK’ün mazlum milletlere örnek kişiliğini ifade ettiği halde, bugün ülkemizdeki mütareke artığı bazı şerefsiz ve haysiyetsizler, O büyük insana dil uzatmaktan utanmamaktadırlar.

ATATÜRK, emperyalizmin üzerimizdeki plan ve projelerine engel olduğu için O’na duydukları öfke hiç bitmedi.

  • İstanbul’da bulunan İngiltere Yüksek Komiserliği, istihbarat memurları ve ordu komutanlarının, Londra’daki Savaş Bakanlığı ile Dışişleri Bakanlığı’na 1919’un sonlarına doğru gönderdikleri ilk değerlendirmelerde, Mustafa Kemal ve Anadolu’da başlayan hareket “devrimci ve tehlikeli bir niteliğe sahip” olarak tanımlanırken, “ZITLARININ DESTEKLENMESİ ve RAKİBİ OLAN HAREKETLERİN BİR ARAYA GELMESİNİN TEŞVİK EDİLMESİ” gerektiği belirtiliyordu.[1]
  • Osmanlı Sadrazamı (Başbakan) Damat Ferit, “Padişahın ve benim yegane ümidimiz Allah’tan sonra İngiltere’dir”
  • İskilipli Atıf, “İslam kilidinin anahtarını İngiltere’nin güvenilir eline teslim etmekte İslam alemi için hiçbir tehlike yoktur”, diyordu,

“Kış kışlığını, pu.. pu…luğunu” yapmaktan vazgeçmezmiş sözüyle ifade edebileceğimiz gibi, Küresel  güçler ATATÜRK’ü ve fikirlerini, kurnaz taktiklerle yavaş yavaş unutturmak ve 100 yıl önce başaramadıklarını bugün gerçekleştirmek amacıyla, etnik-dini-ekonomik-sosyal-kültürel her türlü enstrümanı kullanarak bu coğrafyadaki varlığımızı yok etmek üzere yerli işbirlikçileri kullanmaya devam etmektedir.

  • “Keşke Yunan kazansaydı” diyebilecek kadar haysiyetini kaybetmiş şuursuzların ülkemizde varolabilmesini açıklayacak kelime bulamıyorum.
  • Düşmanlarının bile önünde saygıyla eğildikleri, “asrın Türklere nasip olan dahisi” dedikleri ATATÜRK’ü yok sayan Diyanet İşleri Başkanının hangi kafada olduğunu anlamıyorum.
  • Akçokaca müftüsü terbiyesiz birisinin Selaniklileri hedef alan “sebataist-dinsiz” ithamının hemen arkasından bir imam müsveddesinin Cumhurbaşkanı ve devlet erkanının da olduğu ortamda Ayasofya’daki bir programda Atatürk’e hakaret etmesi hangi ahlaka, vicdana ve dini anlayışa sığar bilemem.
  • Avrupa Parlamentosu üyesi Andrew Duff isimli milletvekili “Türkiye’nin Avrupa’nın partneri olabilmesi için “klasik milliyetçi Kemalizm’le mücadele etmesinin gerektiğini” söylerken,
  • Udo Stainbach (Alman vakıfları Doğu Enstitüsü başındaki şahıs) Türkiye hakkında ahkâm kesiyor. “Kemalist değerlerden vazgeçeceksin!” diye buyuruyor,
  • Paul Henze, “Atatürkçülük öldü, Nurcular ileri…” diyerek hedef göstermekte,
  • Samuel Huntington, “Türkiye Atatürk’ün mirasını reddetmelidir…” demekte
  • Kurt Zeimke, “Yapılması gereken, Atatürk’ün hem din hem de Kürt düşmanı olduğu fikrini yaymaktır” iftirasını atmaktaydı.
  • Graham FULLER (Amerikan RAND düşünce kuruluşunun daimi politik danışmanı, ABD Merkezi Haber alma Teşkilatı’nın (CIA) eski yöneticisi, ABD Dışişleri Bakanlığı görevlisi); “Türkler Kemalizm’i terk edip ılımlı İslam’ı benimsemelidir. Ilımlı İslam, Kemalizm’i silmeye yönelik bir karşı devrimdir ve bu devrimin karşısındaki tek güç Türk Ordusu ile ulusalcı aydınlardır ve TASFİYE EDİLMELERİ gerekir” diyor.
  • Hollandalı Hıristiyan Demokrat Parlamenter Arie Oostlander. 2003 yılı Mart ayında Avrupa Parlamentosu Dışişleri Komisyonu’na bir rapor sunuyor. Bu rapor, 19 Mart 2003 tarihinde onaylanıyor. Raporda; “Türk devletinin temel felsefesi olan Kemalizm, Türkiye’nin AB’ye katılımına köstek oluşturuyor. Bu nedenle Kemalizm TASFİYE EDİLMELİDİR” diyor.
  • Amerika Birleşik Devletlerindeki “Kuzey Amerika Ulusal Kürt Kongresi” isimli, kuruluşun düzenlendiği 1.nci Konferansın açılış oturumunda, ikinci sözü alan ve Türkiye Kürtlerini temsilen katıldığı belirtilen Süleyman KURTİR: “KEMALİST HAREKETİ YOK ETMEK İÇİN bilimsel projeler başlattık” diyebiliyor.

Olay bu kadar açık…

Milli mücadelenin öncü kahramanlarından Maraşlı Sütçü İmam Ali “Her kim ki Mustafa Kemal ve Kuvayı Milliye aleyhine fetva verip düşmanlık yapar, bilin ki onların damarlarında kafir kanı akar…” sözleriyle cevap veriyordu.

Rahmetli Yaşar Nuri Öztürk Hoca bunlara “Eyy Yobazlar alemi, Atatürk’e saldırmak daha kaliteli bir dindar olduğunuz değil, daha kaliteli bir ŞEREFSİZ olduğunuz anlamına gelir…” sözleriyle cevap veriyordu.

Kandemir KONDUK bu gafillere hitaben çok güzel bir şiir yazmış.

Akıl, bilgi, vicdan, iman Olmadan olmuşsun imam

Vah zavallı, vah tarihten bihaber, Allahtan korkmaz, kuldan utanmaz

O kovmasaydı düşmanı eğer Ayasofya’da imam değil, olurdun papaz…

Buna rağmen alçaklıkta sınır tanımayan, kendini bilmezin biri utanmadan “Gezi parkından sonra Anıtkabir’i de yıkarız elhamdülillah” diyecek kadar seviyesizleşse de, O büyük insanın Türk halkının gönlündeki müstesna yeri ebediyete kadar kolay kolay silinemeyecek.

Çünkü O, üç tarafı denizler, dört tarafı düşmanlarla çevrili bir ülke olan Türkiye’mizin ve Türk milletinin uğruna ömrünü cephelerde tüketen, Osmanlı İmparatorluğunun yıkılmasıyla esir düşen insanlarımızın özgürlüğü için yola çıkıp vatan topraklarını düşmandan temizleyen ve “Bağımsızlık benim karakterimdir” diyerek zamanın süper güçlerine karşı verdiği mücadele ve şahsiyetli duruşuyla tüm dünyanın saygınlığını kazanan müstesna bir insandı. Her millete nasip olmayan böyle bir lidere sahip olmak Türkiye için bulunmaz bir şanstır.

Gazeteci Zafer Arapkirli’nin yazdığı gibi “Üvey torun dedeye helal midir, haram mıdır?” derdine düşen mercimek beyinli, ırz düşmanı, vicdan fukarası gafiller, siz ne yaparsanız yapın, tüm dünyanın saygı duyduğu ATATÜRK, bu ülkenin vazgeçilmez ve tartışılmaz önderidir…

Atatürk Diyaneti Kuran,

Atatürk Kuran-ı kendi parasıyla tefsir ettiren.

Atatürk kuran ilmihali yaptıran

Atatürk İmam hatipleri açan

Atatürk Ayasofya’yı Cami olarak kaydettiren liderdir…

Atatürk bu vatanı işgalden kurtararak, Ayasofya ve bütün camilerimizi kilise olmasını önlemiştir.

Atatürk, bu milletin namus, şeref ve haysiyetini kurtarmıştır.

Atatürk, insanımızı kula kulluk etmekten kurtarıp, eşit vatandaşlar ve saygın bireyler olmasını sağlamıştır,

Atatürk, medeniyettir, insanlıktır, ahlaktır, onurdur, şereftir, bilimdir, teknolojidir, sanattır, eğitimdir, üretimdir, geleceğimizi aydınlatan ışıktır.

Rahmet ve minnetle anıyorum. Mekanı cennet, ruhu şad olsun…

Yorumlar

Tema Tasarım | AnatoliaWeb