Ana Sayfa Yazarlar 10.01.2020 257 Görüntüleme

KADIN, GENÇLİK ve GELECEK

KADINA bakışın sorunlu olduğu ülkemizde,  Cumhuriyetimizin kurucusu ve Türk Milletinin kurtarıcısı Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün  “EY KAHRAMAN TÜRK KADINI, SEN YERDE SÜRÜKLENMEYE DEĞİL, OMUZLAR ÜZERİNDE GÖKLERE YÜKSELMEYE LAYIKSIN” sözünün siyasetçilerimize, bürokratlarımıza ve halkımıza rehber olmasını temenni ediyorum.

Sosyal ve ekonomik gelişmelere bağlı olarak Aile içi ve ev dışındaki kadın ve erkeğin rolüyle, kadının statüsündeki değişmeler, toplumun kültürel kodlarına yerleşmiş kalıplar nedeniyle çatışma ve kırılmalara sebep olmaktadır.

Erken evlilikler, cinsiyetler arasındaki farklar, kız ve erkek çocukların eğitiminde farklı düşünceler nedeniyle, Kadının ezilmişliği devam etmekte, kadına yönelik taciz-tecavüz-şiddet ve cinayetler, demokrasimiz ilerledikçe(!) azalacağına, artmaktadır.

Erkekler tarafından işlenen binbir türlü suç ve günaha rağmen,  günümüzde Kadına giydirilen “NAMUS” kavramı üzerinden “İNSAN HAK VE ÖZGÜRÜKLERİNE AYKIRI”  bir şekilde üretilen baskılar, hayatı cehenneme çeviren ERKEK EGEMEN ÇARPIK ZİHNİYETTEN kaynaklanmaktadır.

Son yıllarda yara haline gelen, karısını, kızını, şeyhinin koynuna sokmayı, kerameti var diye çoluğunun çocuğunun rızkını,  İslam maskesi altında faaliyet gösteren sapık ruhlu bir takım tarikat, cemaat önderlerine yedirmeyi marifet sanan insanlarımızı bu bataklıktan kurtarmak çağdaş ve modern eğitimle mümkün olabilir.

Her alanda karar alma mekanizmalarında kadın temsiliyetinin yetersizliği, kadınlar ve erkeklere yüklenen roller ve beklentiler,  erkeklerin kadınlar üzerinde söz hakkı olduğu inancı,  erkeklerin şiddet uygulamasının “normal” olduğu görüşü,  evlilik gelenekleri, gibi sebeplerle toplumdaki eşitsizliklerin mağduru olan kadınlar,  sosyal, ekonomik ve siyasal alanda geri bırakılmıştır.

“CENNET ANNELERİN AYAĞI ALTINDADIR” ve “ERKEĞİN EN HAYIRLISI, KADINA EN İYİ DAVRANANDIR.”  inancımıza rağmen,  anne, kardeş, eş,  evlat ve en önemlisi bir insan olan KADINLARIMIZ,  ne yazık ki, taciz-tecavüz, şiddet, namus cinayetleri, erken evlilik, aile baskısı, ekonomik bağımsızlığın olmaması, işsizlik, eğitimsizlik gibi önemli sorunlar yaşamaktadır.

Kadına yönelik şiddetin insan hakları ihlali olduğu bilincinin toplumda yerleşmemiş olmasından dolayı,  yasalar yetersiz kalmakta ve her gün yeni bir dram medyada yer almaktadır. Ne yazık ki ekonomik gelişmişlik düzeyine, yüksek sosyal ve siyasi statüsüne rağmen kadın için sonuç değişmemekte ve milletvekili olmuş bir kadın bile kocasının şiddetine maruz kalabilmektedir…

Meksika’dan sonra en genç nüfusa sahip ikinci ülke olan Türkiye’de, gençlerin yüzde 4’ü okuma yazma bilmiyor, bilse de herhangi bir diplomaya sahip değil.  Her 100 gençten 23’ü ilkokul, 18’i ortaokul, 55’i ise meslek okulu, lise veya üniversite mezunu.

Son yıllarda dindar ve kindar nesil yetiştirmek uğruna, dünyayla rekabet edebilecek, bilim temelli, teknolojik, ilerici, çağdaş, laik, modern eğitim, amacından sapılmış olduğu üzülerek görülmekte.  Eğitimin amacı, üretime, sanayi, turizm, tarım, kültür, sanat ve kalkınma amaçlı olmaktan uzaklaştırılmıştır. Cumhuriyetin kurucu değerlerine ve ATATÜRK’e karşı bir zihniyeti geliştirmeyi amaçlıyorlar.  (DEVAM EDECEK

Süheyl ÇOBANOĞLU

RUBASAM Bşk. V.

 

Yorumlar

İlginizi çekebilir

KAVMİYETÇİLİK, IRKÇILIK

KAVMİYETÇİLİK, IRKÇILIK

reklam
reklam
reklam
Tema Tasarım | AnatoliaWeb