reklam
Ana Sayfa Yazarlar 28.12.2019 966 Görüntüleme
Mehmet Mahmut YILDIZ

ŞAHLANIŞ HAREKETİ GENEL BAŞKANI

ÇATLASANIZ DA PATLASANIZ DA…(!)

Birkaç yıl önce “ÇILGIN PROJE” diye ortaya atılan ve son günlerde ülkeyi sürekli meşgul eden bir proje var. Kanal İstanbul. İktidara bakarsak bu proje ile müthiş sükse yapacakmışız. Türkiye bu proje ile kanat takıp uçacakmış. Zaten tek eksiğimiz sükseydi. Her işimiz tamamdı da bir kanatlarımız yoktu.

Nasıl sükse yapacağız mesela?” Vay be herifler boş hazineyle 47 kilometre kanal yaptılar mı diyecek kanalı görenler? Nasıl kanatlanacağız mesela? Yılda kaç gemi geçecek? Gemi başı kaç lira alacağız? Boğazdan geçiş serbest ve bedava olduğuna göre gemileri buradan geçmeye nasıl zorlayacağız? Gemi sayısı artıyormuş. Hayır, efendim rakamlar diyor ki artmıyor, azalıyor. Kuzey Akım ve Ana Akım boru hatları yakında açılıyor. Dolayısıyla gemi trafiği daha da azalacak. Efendim boğazdan geçen gemiler tehlike yaratıyormuş. İstanbul’u kurtaracaklarmış. 1.5 kilometre genişliğindeki boğazda bile kazaları önleyemezken, genişliği yüzeyde 145–150 m, tabanda ise yaklaşık 125 m. Olan daracık bir suyolunda kazaları nasıl önleyeceğiz? Kıyıdaki yerleşim yerlerini nasıl koruyacağız. Yoksa orası İstanbul değil mi? Bu soruların cevabı var mı? Vallahi ben duymadım. Duyan varsa söylesin.

Proje oldukça yüksek maliyet gerektiren bir proje. Kaynak nerede belli değil. Bu da tıpkı geçenin de geçmeyenin de para ödediği Deli Dumrul köprü ve tünelleri gibi hazine garantili mi yapılacak? Bunlar belirsiz, ama nasıl olacaksa artık ihaleye çıkılacak.

Peki, bu proje kimin işine yarar? Montrö sözleşmesi, askeri gemilerin savaş ve barış zamanlarında Boğazlardan Karadeniz’e geçişini sınırlandırıyor. Bundan Rusya’nın bir sıkıntısı var mı? Yok. Çünkü zaten Karadeniz’e bitişik. Bu sınırlama kime engel peki? Elbette ABD ve onunla birlikte hareket edeceklere. Kanal İstanbul yapılınca buradan ABD ve yanlısı gemiler şıp diye geçer mi? Elbette. Rusya buna nasıl bakar acaba?

Peki, Kanal İstanbul’un Montrö ile ilgisi var mı? Bu kanal ile Montrö tartışmaya açılır mı? Aşağıdaki sözlere bakalım:

ERDOĞAN:“Montrö, Türkiye’ye ne kazandırmış ne kaybettirmiştir hiç düşündünüz mü?”

Cumhurbaşkanı açıkça Montrö’yü tartışmaya açıyor.

CB Sözcüsü İBRAHİM KALIN onu yalanlıyor:”Montrö’yü tartışmaya açmayız. Kanal İstanbul bu anlaşma kapsamında yapılacak bir projedir. Montrö anlaşmasını ortadan kaldıracak bir proje değildir”

İkinci yalanlama, Hükümet sözcüsü ÖMER ÇELİK’ten: Kanal İstanbul’un Montrö ile çatışan bir yönü olduğunu söylemek mümkün değil.

Üçüncü çivi DEVLET BAHÇELİ’den: Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin tartışılması Türkiye için tehdit ve beka sorunudur. (Ardından çelişkili bir açıklama: “Bu projeden hiçbir haklı ve meşru bahanesi olmadan rahatsızlık duyanlar şuursuz ve gayri millidir.”

Dördüncü yalanlama Çevre-Şehircilik Bakanı MURAT KURUM’dan: Kanal İstanbul ayrı, Montrö ayrıdır. Montrö’deki zorunluluğumuz devam edecek.

Bu da Yarı Resmi Gazete Y. Şafak yazarı ERGÜN YILDIRIM’dan: “Uluslararası siyaset açısından Kanal İstanbul, Rus baskısına karşı ABD gücünden yararlanma imkânı verecek bize.

Ve son itiraz bizzat ERDOĞAN’dan Erdoğan’a: “Kanal İstanbul’un Montrö Sözleşmesi’yle herhangi bir ilgisi yoktur. Tamamen Türkiye’nin kendine ait bir suyolu olarak faaliyet gösterecek.”

Bunları okuyup mantıklı bir sonuca varabildiyseniz vallahi helal olsun.

Ve en komik açıklama, yine Çevre ve Şehircilik Bakanı Kurum’dan geldi: ”Biz hiçbir şekilde arsa rantına müsaade etmedik.” Belli ki Sayın Cumhurbaşkanı’nın maketini gösterdiği kanala nazır kuleleri, TOKİ yoksullara dağıtmak için yapmış. Bölgede yıllardan beridir arsa toplayan esmerinden sarışınına, her kavimden sermayedarlar, buralardaki arsaları yetim çocuklara yurt yapmak için toplamışlar? Arap TV’lerinde dönen 250 bin dolarlık ev karşılığı ucuz vatandaşlık reklamları da yoksul Müslümanlar için hazırlanmış.

Şahlanış Hareketi hiçbir projeye önyargılı yaklaşmaz. Bir proje vatan ve millet menfaatine ise elbette yapılmalıdır. Körü körüne karşı çıkılmaz. Mesela birilerinin “Depremi tetikler.” Biçimindeki iddiası bilimsel değildir. Depremi tetiklemez; ancak deprem sırasında kanalın, kanaldaki gemilerin ve Cumhurbaşkanı’nın maketinde gördüğümüz kıyıya dizili Dubai tipi gökdelenlerin ne olacağına karışmam.

Bu kadar büyük bir proje Erdoğan’ın dediği gibi inadına yapılmaz. Gerekli platformlarda uzmanlarca tartışılır. Raporlar sumen altı edilmez, yeniden rapor yazdırılmaz. “Sen işine bak, sen kimsin ya!” mantığıyla iş görülmez. Sükse gibi, kanatlanmak gibi içi boş kavramlar gülünçtür.

Sayın Erdoğan şöyle diyor: “Hak ve halk razı olduğu sürece, CHP ve uzantılarının eleştirilerinin bizim gözümüzde hiçbir kıymeti yoktur.” Kimmiş CHP uzantıları? Nerden anlamış karşı çıkan herkesin CHP uzantısı olduğunu? Hakkın razı olduğunu istihareye yatarak mı öğrendiler acaba. Halkın razı olduğunu kaybedilen İstanbul, Ankara, Adana, Mersin; Antalya seçim sonuçları mı söyledi kendisine? Yoksa referandum mu yapıldı bu konuda?

Sayın Cumhurbaşkanı; inancınızda samimi iseniz eğer meşveret edin. İşi ehline verin. Her şeyi siz mi bilir siz mi düşünürsünüz? Sizden başka herkesi aptal mı sanırsınız? İnin kibir tahtından aşağı!

Dinler tarihi, burundan içeri giren ufacık bir sineğin dahi nelere muktedir olduğuna tanıktır.

Arzu ederiz ki ibret alına.

EN KALBİ SAYGILARIMIZLA…

MEHMET MAHMUT YILDIZ-ŞAHLANIŞ HAREKETİ GENEL BAŞKANI

Yorumlar

İlginizi çekebilir

SÜPER LİGDE İLK HAFTA

SÜPER LİGDE İLK HAFTA

reklam
reklam
reklam
Tema Tasarım | AnatoliaWeb