reklam
Ana Sayfa Siyaset, Sür Manşet 23 Mayıs 2026 79 Görüntüleme

CHP Beykoz’dan Kurultay Davası Sonrası Yürüyüş ve Açıklama: “Türkiye Bir Yol Ayrımında”

CHP’nin 38. Olağan Kurultayı ile 21’inci Olağanüstü Kurultayı’nın iptali istemiyle açılan davada verilen “tedbirli mutlak butlan” kararının ardından CHP Beykoz İlçe Başkanlığı tarafından yürüyüş ve basın açıklaması düzenlendi.

CHP’nin 38. Olağan Kurultayı ile 21’inci Olağanüstü Kurultayı’nın iptali istemiyle açılan davada verilen “tedbirli mutlak butlan” kararının ardından CHP Beykoz İlçe Başkanlığı tarafından yürüyüş ve basın açıklaması düzenlendi.

CHP Beykoz İlçe Başkanı Aydın Düzgün, Kadın Kolları Başkanı Eylem Uzuner ve Gençlik Kolları Başkanı Emre Mert Kılıç öncülüğünde İlçe Başkanlığı önünden başlayan yürüyüş, Kavacık Meydanı’nda yapılan açıklamayla sona erdi.

Programa Türkiye İşçi Partisi Beykoz İlçe Başkanlığı temsilcileri, CHP’li İBB ve Beykoz Belediye Meclis Üyeleri ile Silivri’de tutuklu bulunan Beykoz Belediye Başkanı Alaattin Köseler’in eşi Firdevs Köseler de katıldı.

Ayrıca Anahtar Parti Beykoz İlçe Başkanı Onur Kaya ve yönetim kurulu üyeleri de CHP Beykoz İlçe Başkanlığı’nı ziyaret ederek destek mesajı verdi.

“CHP’nin Değişim Süreci Türkiye’ye Umut Oldu”

Basın açıklamasında konuşan Aydın Düzgün, 2023 seçimlerinin ardından CHP’de başlayan değişim sürecinin yalnızca parti içinde değil, ülke genelinde yeni bir umut oluşturduğunu savundu.

Düzgün, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ardından oluşan umutsuzluk ortamında CHP’nin değişim iradesi gösterdiğini, Genel Başkan Özgür Özel liderliğinde parti içinde dönüşüm yaşandığını ifade etti.

Yerel seçimlerde elde edilen sonuçların bu değişimin toplumsal karşılığı olduğunu belirten Düzgün, 31 Mart seçimlerinin ardından CHP’nin Türkiye’nin birinci partisi haline geldiğini öne sürdü.

“Belediyeler Üzerinden Baskı Kuruldu”

Konuşmasında iktidarın CHP’nin yükselişini engellemeye çalıştığını iddia eden Düzgün, özellikle CHP’li belediyelere yönelik ekonomik ve idari baskılar uygulandığını söyledi.

Düzgün, finansman süreçleri, SGK borçları ve parti teşkilatlarına yönelik girişimlerin siyasi amaç taşıdığını savunarak, CHP’nin kurumsal yapısının hedef alındığını dile getirdi.

“19 Mart ve 21 Mayıs Süreçlerini Siyasi Müdahale Olarak Değerlendirdi”

Aydın Düzgün açıklamasında, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında yaşanan süreçler ile kurultay davasına ilişkin gelişmeleri de değerlendirdi.

19 Mart ve 21 Mayıs tarihlerinde yaşanan gelişmeleri siyasi müdahale olarak nitelendiren Düzgün, bu süreçlerin demokrasiye zarar verdiğini öne sürdü.

Kurultay sürecine ilişkin verilen kararın hukuki değil siyasi bir nitelik taşıdığını savunan Düzgün, CHP’nin değişim iradesinin engellenmek istendiğini ifade etti.

“Mücadeleye Devam Mesajı”

Açıklamasının son bölümünde toplumsal dayanışma ve demokrasi vurgusu yapan Düzgün, yaşanan gelişmeler karşısında geri adım atmayacaklarını söyledi.

CHP’nin demokrasi, adalet ve özgürlük mücadelesini sürdüreceğini belirten Düzgün, Türkiye’nin önünde yeni bir siyasal süreç bulunduğunu ve bu sürecin halkın iradesiyle şekilleneceğini ifade etti.

Program, katılımcıların alkışları ve toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.

Basın Açıklamasının Tam Metni

Aydın Düzgün açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

“Türkiye bir yol ayrımında!

Hatırlayın, 2023 Mayıs’ında, büyük umutlarla ve enerjiyle girilen Cumhurbaşkanlığı seçimi kaybedilmişti.

Halkımız umut yorgunuydu.

AKP’nin karanlık düzeninin artık yenilemeyeceği, değişimin asla mümkün olmadığı zihinlere yerleştirilmeye çalışılıyordu.

İşte bu en ağır ‘yenilgi’ ortamında, bir yiğit; Ekrem İmamoğlu, kolları sıvadı. ‘Değişmeyen tek şey değişimdir, CHP değişirse Türkiye değişir’ dedi.

Başta Genel Başkanımız Özgür Özel, sonra CHP’nin yüzlerce onurlu kadrosu, hiçbir ikbal düşünmeden, değişim için sorumluluk aldı, o günün koşullarında gerçekleşmesi imkansız görüleni başardı.

CHP, Türkiye’de görülmemiş parti içi demokrasinin en ileri örneğini sergiledi, bir önceki genel başkanını Kurultay’da delegelerin iradesiyle değiştirdi.

CHP değişmişti, sıra Türkiye’deydi.

Ülkemize dayatılan çoklu kriz ortamında, umut yorgunluğu sürüyordu. 1 yıldan az bir süre kalan yerel seçim için, kimsenin büyük bir beklentisi yoktu.

İktidarın hesabı, yine kıyılara sıkışmış, yüzde 20’lerde bir oy alacak CHP’yi görmekti karşısında.

Ama öyle olmadı.

Değişimin enerjisi, partinin onurlu, fedakar kadroları, ilmik ilmik örülen bir mücadeleyle 31 Mart’ta tarihi bir zafere imza attı.

31 Mart’ta Türkiye haritası kırmızıya boyandı. AKP’nin ‘kalesi’ saydığı şehirler, ilçeler CHP’ye geçti.

1 yıl içinde CHP Türkiye’nin birinci partisi olmuştu.

Cam tavan kırılmıştı.

Gerçekten CHP değişince, Türkiye değişmişti.

Halk, umutsuzluk girdabından çıkmış, gençler ülkeye olan inançlarını tazelemiş, kadınlar özgür bir hayatın mümkün olduğuna yeniden inanmışlardı.

Türkiye’nin son çeyrek asırdaki belki de en umutlu, en aydınlık günleri başlamıştı.

CHP’li belediyeler, 2019’dakinden çok daha güçlü bir şekilde halkımızla güçlü dayanışma köprüleri kurdular.

Annelere, emeklilere, gençlere, emekçilere, kadınlara nefes aldırdılar.

Artık bir azınlık iktidarına dönüşmüş mevcut iktidar, CHP’nin halkla kurduğu bu güçlü bağı gördü.

Yapılan tüm anketlerde CHP’nin iktidar yürüyüşünü gördü.

CHP’nin iktidar yürüyüşünü durdurabilmek için önce belediyelere yönelik finansman baskıları kurdular, kendi dönemlerinde biriktirdikleri milyarlarca liralık SGK borçlarının ödenmesini istediler.

Yetmedi, silkeleyin talimatı verdiler.

Yetmedi, İl Başkanlığımıza saldırdılar.

Yetmedi, CHP’nin kurumsal kimliğine saldırdılar.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün partisine, Cumhuriyetin kurucu partisine türlü kumpaslar kurdular.

CHP’nin değişim iradesini hedef aldılar.

Buna rağmen durduramadılar.

Bunun için, Trump icazetli darbe mekaniğini çalıştırmaya karar verdiler.

16 Mart 2025’te Erdoğan, Trump’la görüştü.

18 Mart’ta Ekrem Başkanın 35 yıllık diploması iptal edildi.

19 Mart’ta ise 15,5 milyon oyla cumhurbaşkanı adayımız olacak Ekrem İmamoğlu ve onlarca belediye başkanımız, bürokratımız tutuklandı.

Biz bu darbe mekaniğine karşı bir adım geri atmadık, bir milim eğilmedik.

Halk diz çökmedi, gençler, kadınlar diz çökmedi.

Büyük bir haysiyet, adalet ve hürriyet mücadelesi başladı.

Saraçhane, gerçekten milletin evi, tarihi bir direnişin kalesi oldu.

Hiçbir duvarın, hiçbir zulmün, halkın iradesinden daha güçlü olmadığını cümle aleme gösterdik.

Dünya tarihine geçen, kesintisiz bir direnişe başladık.

Adliyelerde, mahkemelerde, meydanlarda, çarşıda pazarda durmaksızın süren bir ekmek ve özgürlük mücadelesi verdik.

Biz dışarda, belediye başkanlarımız içerde; memleketin dört bir yanındaki zindanlarda tarih yazdık.

Silivri Zindanı bir direniş kalesi oldu.

Partimize, belediye başkanlarımıza, yol arkadaşlarımıza kurdukları kumpas davaları bir bir çöktü.

Peki ne oldu?

Dün yani 21 Mayıs’ta Trump onaylı ikinci bir darbe daha yaptılar.

Erdoğan 20 Mayıs’ta Trump’tan icazeti aldı.

Tıpkı 12 Eylülcüler gibi…

21 Mayıs’ta adına ‘Mutlak Butlan’ denen, hukuken hiçbir karşılığı olmayan Beştepe yargısının, siyasallaştırılmış bir yargı sultasının kararıyla yeni bir darbe yaptılar.

1,5 yıl içinde 2 darbe yaptılar.

19 Mart ve 21 Mayıs darbesi Türkiye tarihine bir kara leke olarak geçti.

Amaç ne?

CHP’yi yok etmek.

Sadece CHP’yi değil, Türkiye’nin değişim umudunu, yüz yılı aşan demokratik birikimini yok etmek.

Türkiye bir yol ayrımında.

Cumhuriyeti yıkmak, demokrasiyi askıya almak, milletin önünden sandığı kaçırmak istiyorlar.

19 Mart’ın halkımıza bilançosu 100 milyar doların üstündeydi.

21 Mayıs’ın ilk akşamında ise bilanço daha şimdiden 10 milyar dolar.

Borsa çakıldı.

AKP yüzünden halkımızın ekmeği biraz daha küçüldü.

Kolay olan kenara çekilmektir.

Biz zor olanı yapacağız.

Ülkemizi sefalete sürükleyen bu düzene direneceğiz.

Bu düzeni değiştireceğiz.

Korku duvarlarını nasıl aştıysak, demokrasi ve vicdan barikatlarını da öyle kuracağız.

Ülkemizi bu zorbaların elinden kurtaracağız.

Türkiye bir yol ayrımında.

Ya bir yol bulacağız ya da yeni bir yol açacağız.

Mesele memleket meselesidir.

Bize güvenen, bize inanan halkımızı asla yüzüstü bırakmayacağız.

Bu millet bu oyunlara geçit vermeyecek.

Türkiye bu zorbalığa boyun eğmeyecek.

Atatürk’ün emanetini taşımaya devam edeceğiz.

Adalet, demokrasi ve özgürlük mücadelesini aynı kararlılıkla sürdüreceğiz.

Bu mücadelenin sonunda Türkiye kazanacak.

Bu mücadelenin sonunda halk kazanacak.”

Yorumlar

Tema Tasarım | AnatoliaWeb