DOLAR
Alış:
Satış:
EURO
Alış:
Satış:
GBP
Alış:
Satış:
ASKERLİKTE ORGANİK DAYANIŞMA
On altı yaşıma yeni girmiştim, 1965-1966 öğretim yılında Kuleli Askeri Lisesi giriş sınavını kazandım ve okula girdim. Üniforma giydiğim ilk günden itibaren organik dayanışmanın ne demek olduğunu öğrendim. Asker ve silah arkadaşlığının kardeşlikten de öte bir dayanışma olduğunu ve olması gerektiğini bizzat yaşayıp, hissederek öğrendim. Askeri okulda arkadaşlarımız arasında sıra, sınıf ve devre arkadaşlığımız olmasına rağmen, organik dayanışma ve yardımlaşma ruhu ile edindiğimiz tecrübe, ehliyet ve kazanımlar hayati önem taşıyordu.
Türk Silahlı Kuvvetlerindeki Subaylar Askeri Lise ve Harp Okullarına girdiği ilk günden itibaren, Astsubaylar da Astsubay Okuluna girdikleri tarihten itibaren organik dayanışmayı öğrenirler. Bu dayanışma ve yardımlaşma anlayışı, bizzat eğitim yaparak ve yaşayarak kazanılır. TSK içerisinden gelen emekli bir subay olarak, özellikle belirtmek isterim ki “bu konudaki eğitime daha çok ağırlık ve önem verilmesinin uygun olacağı kanaatini taşıyorum” ve bu kanaatimi yeniliyorum.
Er ve erbaşlarımız da eğitim merkezlerine katıldıkları ilk günden itibaren organik dayanışmayı öğrenirler. Gerektiğinde ve muharebede bizzat uygularlar. Askeri okul ve eğitim merkezlerinde “Organik Dayanışma Dersi ” Nazari ve Uygulamalı “olmazsa olmaz bir ders olarak” Eğitim Programlarında yerini almıştır, almalıdır ve önemine binaen yer ve değerini korumalıdır.
Organik Dayanışma Dersleri: İlk Yardım, Beden Eğitimi ve Savaş Beden Eğitimi dersleri ile birlikte veya onların içinde planlanıp icra edilebilir. Deneme ve tekrarlar için arazi tatbikatları en iyi fırsatlardır.
Organik Dayanışma: İnsanların ya da canlıların birbirlerine doğal olarak duyduğu ihtiyaçtan ortaya çıkan bir dayanışmadır. Bu tür dayanışma, iş ve görev bölümünden ya da insanların ve canlıların birbirlerine muhtaç olmalarından doğan bir dayanışmadır.
Harpte, cephede ve en zorlu muharebe şatlarında askerlerin organik dayanışmasına gelince: Hayatta kalma ve düşmanla savaşma azmi ile şekillenen derin bir kardeşlik, güven ve paylaşım ruhudur diye tarif edilebilir. Askerlerin açlık, mühimmat ve erzak eksiklik ve yokluğu çektiği dönemlerde, ellerinde var olanı kendi aralarında yudum yudum, gıdım gıdım da olsa, paylaşabilmeleridir. Uyku ve dinlenmelerini bile paylaşabilmeleridir. Moral, cesaret, kahramanlık ve yardımlaşma duygularını birbirlerine aktarabilmeleridir. Görevlerinin vatan savunması olduğu bilincini asla unutmamalıdırlar.
Sanayi Alanındaki Organik Dayanışma ise: Emile Durkheim tarafından tanımlanan bir kavram olup, sanayi sonrası gelişen topluluklarda iş bölümü ve uzmanlaşma sonucu bireylerin birbirlerine olan karşılıklı bağımlılığına dayanan toplumsal biçimdir. Örneğin: Bir fırıncının, çiftçinin buğdayına ve ununa olan ihtiyacı karşılıklı toplumsal birleşmedir. Ya da hayalindeki tasarımı bir mimara anlatarak plan ve proje çizdiren kişinin, anlaştığı mühendis, müteahhit firma ve yapı ustaları marifeti ile evini yaptırması gibi. Sanayi alanındaki organik dayanışmanın bizim konumuz ile karıştırılmaması gerekir.
Askeri okullarda ve Eğitim Merkezlerinde yetişen ve yetiştirilen muharip askerlerin harpte ve fiilen karşılaştıkları en zor şartlarda bile hayatta kalabilmeleri sağlanmalıdır. Buradaki organik dayanışma, birbirleri ile yaptıkları, yapacakları ve yapmaları gereken yardımlaşma ve dayanışmadır. Bu öğreti de eğitim ve fiili uygulamalar ile barış zamanında kazanılır.
Harpte, cephede ve düşman karşısında, en zorlu muharebe şartlarında, askerlerin organik dayanışma refleks ve alışkanlıkları ile kazandıkları öğreti ve marifetleri “gerektiğinde/iş başa düştüğünde yapmaları gerekenleri” şöyle bir sıralayalım;
-Askerin matarasında bir yudum suyu bile kalsa, onu ihtiyacı olan arkadaşına vermek ve ona içirmek,
-Kanamalı yarası olan arkadaşına ilk yardımda bulunmak, tampon ve turnike yapmak, yarasını sarmak, gerekli ise atellemek,…arkadaşını doktora ulaştırmak, ya da doktor gelinceye kadar ilk yardımı sürdürmek,
– Gerektiğinde yaralı ve baygın olan arkadaşına ağzından nefes vererek suni teneffüs yaptırmak, canlanıncaya ve gözünü açıncaya kadar ona nefes vermek ve kalp masajı yapmak,
-Yaralı arkadaşını tek başına da olsa, uygun taşıma yöntemlerinden birisini kullanarak “sırtlayarak, kucaklayarak, omuzlayarak, koluna ve koltuğuna girerek” taşımak (at, araba ve sedye ile dâhil…)
-Arkadaşının yarasını sarmak, bakımını yapmak, kendi yemek ve erzakını arkadaşı ile paylaşmak,
-Dinlenme ve uykuyu sıra ile ve nöbetleşerek yapıyorlar ise, uyku ve nöbet sırasını feragatte bulunarak onun lehine kabullenmek ve yerine getirmek.
-Cephanesi biten arkadaşına kendi cephanesinden vermek, arkadaşının hedefine de ateş etmek,
-Arkadaşı kendi hedefine ilerlerken ve mevzi değiştirirken onu ateşi ile korumak ve desteklemek,
-Mürettebat ile kullanılan bir silahın başında iken saf dışı olan arkadaşının görevini derhal üstlenmek ve yerine getirmek. Her türlü tehdit ve tehlikeye karşı arkadaşını uyarmak, korumak ve kollamak.
-Korku ve panik yaşayan arkadaşına moral ve cesaret vermek, dayan arkadaşım, sen olmasan ben ne yapardım diyebilmek, arkadaşına yalnız olmadığını hissettirebilmek. Bak yanında ben varım demektir.
-Yaptıkları askerlik hizmetinin vatan görevi olduğunu vatan, bayrak ve millet için her türlü fedakârlığı yapmaları gerektiğini, bunun için yemin ettiklerini her an ona hatırlatmak, anlatmak ve hissettirmek.
**Bunun için uygulamalı eğitimlerde neler yapılmalı ve hangi konular ders olarak işlenmelidir;
-Askerler arkadaşları yaralandığında onun neresinden nasıl tutulması gerektiğini (elinden mi?, kolundan mı?… vb.) bilmeli ve öğrenmelidir. Kişi yaralı arkadaşını sımsıkı tutmalı ve onun sıcaklığını hissetmelidir. Yaralı arkadaşına da kendi sıcaklığını ve yardım ettiğini hissettirmelidir.
-Eğitimlerde rol icabı da olsa her türlü usul, teknik ve yöntemlerle birbirlerini kucaklayarak, sırtlayarak ve omuzlayarak, kolundan tutup destek vererek taşımalıdırlar. (Gerekirse sedye ile taşıma dâhil)
– Yaralı arkadaşının akan kanından, tükürük ve salyasından iğrenmemelidirler, gerekli önlemleri alarak her türlü yardımı ve gereğini anında ve gecikmeksizin yapabilmelidirler. Bu yapılarak öğretilmelidir.
-En önemlisi de, arkadaşlarını sözde değil, gerçekten kardeşinden ve sevdiğinden de yakın birisi olarak sevmelidirler. Gerektiğinde ağzından ve burnundan ona nefes vermesini maket üzerinde değil, bizzat arkadaşları ile sıra ile uygulayarak öğrenmelidirler.
-Askerler kanamalı yarası olan arkadaşının akan kanının eline, yüzüne ve üniformasına bulaşmasından iğrenip, çekinmemelidirler. Aynı duruma kendisinin de düşebileceğini asla unutmamalıdırlar.
-Askerler yaralı arkadaşlarının nefes alışını, nabız atışını ve ateşini bire bir ve aynen hissetmelidirler.
-Askerler askerlerin cesur, kahraman, azimli ve düşmandan korkup kaçmayan kişiler olduğunu ve olması gerektiğini bilmelidirler ve bunu hiç akıllarından çıkarmamalıdır. Bu konuda birbirlerine cesaret vermeli ve birbirlerinin cesaretlerini arttırmalıdırlar.
ÖNEMLİ NOT-1: Askerler tüm bu eğitimleri kendi başlarına değil, her zaman Komutan ve Öğretmenlerinin gözetim, denetim ve nezaretinde uygulamalı olarak yapmalıdırlar.
ÖNEMLİ NOT-2: Askerlerimiz öğrendikleri bu yardımlaşma ve dayanışma usul, alışkanlık ve tekniklerini normal hayatlarında (sivil yaşamda, doğal afetler dâhil…) her türlü kaza, trafik ve iş kazlarında yaralanan kişilere de derhal ve vakit kaybetmeksizin, çekinmeden uygulamalıdırlar.
ÖNEMLİ NOT-3: Askeri Okullar ve Kışlalar yatılı okullar değildir. Askeri okul öğrencileri; önceki ve diğer okullardaki acemilik dönemini çoktan tamamlamış, yetkin, yetişmiş, er, yiğit ve kahraman gözü pek bireylerdir. Atik, tetik ve çeviktirler. Ömürleri boyunca böyle ve bunun idraki içinde olmalıdırlar.
ÖNEMLİ NOT-4: Asker arkadaşlığı ve askerlik; askerler asker ve silah arkadaşlığının önem ve kutsallığını barış döneminde iken eğitim, tatbikat ve manevralarda öğrenmiş olmalıdırlar.
Bu arkadaşlık bağları ölünceye kadar kopmaz ve devam eder, biz bunu baba ve dedelerimizin askerlik anıları ile arkadaşlık hikâyelerinden de biliriz. Anadolu’da askerliğini yapmayana kız bile vermezler derler. Bu söz askerde kazanılan hayat tecrübesi, deneyim birikimi ve askerliğe duyulan saygıdandır.
ÖNEMLİ NOT-5: En önemlisi nedir bilir misiniz? Hiç bir asker, eğitilmeden ve muharebe eğitimlerinde savaşmayı öğrenmeden, ölmeden öldürmeyi ve hayatta kalmayı öğrenmeden “Cepheye Gönderilmez” Gönderilmemelidir. “Cepheye Sürülmemelidir” Komutanlar bu bilinç ile askerlerini ve astlarını eğitim, tatbikat ve manevralarda yetiştirirler. “Barışta ter dökmeyen, savaşta çok kan döker.”
Ulu Önder Atatürk’ün bütünleyici ilkelerinden birisi olan “İnsan ve İnsanlık sevgisi” ile yoğrulmalıyız. Her zaman ve her yerde, çevremizdeki kişiler ile organik dayanışma ve yardımlaşma içinde olmalıyız.
Okulda, asker ocağında, iş yerlerimizde, köy ve mahallelerimizde, ev ve apartmanlarımızda, nerede olursak olalım kardeş, arkadaş, dost, hısım ve akrabalarımız ile komşu ve hemşerilerimiz ile her zaman organik yardımlaşma ve dayanışma içinde olalım. Sağlıcakla kalın…
Muharrem KAYNAK
09 MAYIS 2026


Yorumlar
Benzer Yazılar
-
MHP Beykoz İlçe Başkanı Gündoğdu’dan Tokatköy’deki Yol Sorunu İçin Çağrı
-
Beykoz’da Anneler Günü Etkinlikleri Renkli Görüntülere Sahne Oldu
-
Ortaçeşme’de Trafik Alarmı: Millet Bahçesi Düzenlemesi Tepki Çekiyor
-
Beykoz’da Hentbolun Yeni Üssü Açıldı: Serdar Seymen Spor Salonu Hizmete Girdi
-
EDEBİYATIMIZDAKİ BAZI AKIM ve TOPLULUKLAR
-
ASKERLİKTE ORGANİK DAYANIŞMA
-
Toprağımıza ve Suyumuza Yönelik Dayatmalar Konusunda Yöneticilere Açık Uyarıdır
-
MHP Beykoz’da Yeni Dönem Resmen Başladı
-
CHP’li Aydın Düzgün’den Sert Çıkış: “Beykoz Deprem Riski Altında Yaşıyor”
-
İSKİ’den Çengeldere Deresi’nde Yaz Mesaisi
-
Beykoz’daki Tarihi Mekanların Giriş Ücretleri Güncellendi
-
Beykoz Meclisi’nde Tokatköy ve Bütçe Tartışması: Borç, Daire Satışı ve Yetki Gündemde