CHP’li Aydın Düzgün’den Sert Çıkış: “Beykoz Deprem Riski Altında Yaşıyor”
Aydın Düzgün, düzenlediği basın toplantısında Beykoz’un yıllardır çözülemeyen imar sorunları, kapanan fabrikalar, belediyenin borç yükü ve kentsel planlama politikalarına ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu.

Cumhuriyet Halk Partisi Beykoz İlçe Başkanlığı’nda gerçekleştirilen toplantıya parti yöneticileri, meclis üyeleri ve basın mensupları katıldı. Düzgün, Beykoz’un “üst akılla kötü yönetildiğini” savunarak ilçenin ranta açıldığını öne sürdü.
“2960 SAYILI KANUN BEYKOZLUYU NEFESSİZ BIRAKIYOR”
Açıklamasında Beykoz’un en temel sorunlarından birinin 2960 Sayılı Boğaziçi İmar Kanunu olduğunu söyleyen Aydın Düzgün, mevcut düzenlemenin vatandaşları mağdur ettiğini ifade etti.

Düzgün, şu ifadeleri kullandı:
“Vatandaşımız evine çivi çakamıyor, penceresini yenileyemiyor, damını onaramıyor. Baskı ve zulüm Beykozluya işlerken; aşağıdaki yalılar ve köşkler için durumun nasıl olduğunu kamuoyunun takdirine bırakıyorum. Boğaz’a en uzun kıyısı olan ilçemizin sakinleri yoldan geçerken denizi bile göremiyor.”

CHP olarak söz konusu yasanın değiştirilmesi için Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde teklif vermeye hazır olduklarını belirten Düzgün, iktidara “Hodri meydan, gelin bu kanunu değiştirelim” çağrısında bulundu.
“BEYKOZ HALKI ADETA TABUTTA YAŞIYOR”
Beykoz’un İstanbul’da sürekli göç veren tek ilçe olduğunu söyleyen Düzgün, bunun temel nedeninin imar kısıtlamaları olduğunu savundu.
İlçedeki yapı stokunun 40 ila 70 yıllık olduğunu belirten Düzgün, deprem riskine dikkat çekerek şu değerlendirmeyi yaptı:
“Şu anki sistemde imar hakları sadece belirli gruplara ve büyük inşaat firmalarına verilmektedir. Beykoz halkının %85’i deprem riski altında, adeta ‘tabutta’ yaşamaktadır.”
Köylerde yaşayan gençlerin evlenip aile kurduklarında barınma sorunu nedeniyle çevre ilçelere taşınmak zorunda kaldığını da dile getiren Düzgün, özellikle Çekmeköy yönüne göç yaşandığını söyledi.
“FABRİKALAR KAPATILDI, BEYKOZ İŞSİZLİĞE MAHKUM EDİLDİ”
Aydın Düzgün, Beykoz’un geçmişte önemli istihdam sağlayan sanayi kuruluşlarını da gündeme taşıdı.
Düzgün, ilçenin simgesi haline gelen fabrikaların farklı amaçlarla elden çıkarıldığını öne sürerek şu örnekleri verdi:
Sümerbank Deri ve Kundura Fabrikası: “Çalıştırma şartıyla 18 milyon dolara satıldı ancak makineleri satıldı, alan film platosuna dönüştürüldü.”
Paşabahçe İçki İspirto ve Şişecam Fabrikaları: “Holdinglere satılarak zenginlere malikane ve saray yapılmak üzere elden çıkarıldı.”
Her fabrikada yaklaşık 3 bin kişinin çalıştığını söyleyen Düzgün, bu tesislerin kapanmasının ardından Beykoz’un işsizlik ve ekonomik sıkıntılarla karşı karşıya kaldığını savundu.
“ŞAHİNKAYA’DAKİ HAFRİYATLA İKİ HASTANE YAPILIRDI”
Kamu yatırımlarına ilişkin eleştirilerde de bulunan Düzgün, Türk-Alman Üniversitesi çevresindeki hastane projesini örnek gösterdi.
Şahinkaya Tepesi’ndeki hastane inşaatı için büyük ölçüde hafriyat yapıldığını belirten Düzgün, şöyle konuştu:
“Ulaşımı daha kolay olan Tepeüstü’ndeki eski hastane arazisi dururken koca bir dağ yok edildi. Sadece oraya harcanan hafriyat parasıyla iki tane tam teşekküllü hastane yapılırdı.”
“BORÇ 3.9 MİLYAR LİRAYA ÇIKTI”
Aydın Düzgün, Beykoz Belediyesi’nin mali yapısına ilişkin de değerlendirmelerde bulundu.
Yaşam Merkezi projesinde gelir getiren alanların müteahhide bırakıldığını öne süren Düzgün, belediyeye açık alanların kaldığını iddia etti.
AK Parti yönetimini arsa satışı üzerinden eleştiren Düzgün, şu ifadeleri kullandı:
“Belediyeyi CHP aldığında ‘2 milyar borç var’ diyenlere cevabımızdır: Bugün borç 3.9 milyar liraya çıkmıştır. CHP döneminde ‘Arsa satarak mı borç ödeyeceksiniz?’ diye bağıran AKP yönetimi, bugün koştur koştur arsa satma peşindedir. Beykoz artık Cumhuriyet Halk Partisi’nin kalesidir ve öyle kalacaktır.”
Toplantının devamında hukuki süreçlere ilişkin değerlendirmelerde bulunmak üzere söz, CHP Beykoz İlçe Başkan Yardımcısı Avukat Dilmin Hanım’a bırakıldı.