reklam
reklam
Ana Sayfa Sür Manşet, Yazarlar 2.04.2021 1794 Görüntüleme
Mehmet Mahmut YILDIZ

ŞAHLANIŞ HAREKETİ GENEL BAŞKANI

ŞAHLANIŞ HAREKETİNDEN BİR VİCDAN MUHASEBESİ VE ÇAĞRI

Dünya geneli ve Türkiye zor bir dönemden geçmekte. Salgın şartları tüm ekonomileri zorluyor. Parası olan ülkeler, tam kapanma uygulayarak çalışanına, esnafına destek oluyor, olmayansa günü kurtarma çabasıyla toplumu avutuyor.

Salgın sürecinin başında hükümet çok hata yaptı. Önce gerçekleri halktan gizledi. Toplumun salgını hafife almasına neden oldu. Ardından maske dağıtımı konusundaki bir dizi saçmalıkla boğuştuk. Memleket hayli zamandır üretimden koparılıp müşteri haline dönüştürüldüğü için de vatandaşa ciddi bir ekonomik destek sağlanamadı. Ekonomik şartların zorlamasıyla koruyucu tedbirlerden tavizler verildi. Kış bitiminde hastalık kontrol altına alınmış gibi görünürken Mart başındaki gevşeme ve gevşetme ile birlikte vaka sayılarında salgındaki en yüksek rakamlara ulaştık. Her gün büyük bir uçak dolusu insanımız hayatını kaybetmekte.

Bu noktaya neden, nasıl gelindi? Herkesin gözünün önünde yaşandı her şey. Polis zabıta yan yana gelen üç kişiye, parkta yan yana oturan yaşlı çiftlere maske, mesafe cezası kesti. Buna rağmen iktidar partisi sırf “Bakın biz hala ne kadar güçlüyüz.” havası basmak için kapalı mekanlarda il kongrelerini yaptı. Her şehirdeki kongreye komşu şehirlerden insan taşındı. Kadınlar kolu, gençlik kolu ve büyük kongrelerine tüm Türkiye’den insan taşıdı. Üstelik bizzat Sayın Cumhurbaşkanı vatandaşa küfredercesine, kendi günahına “Maşallah barekallah” çekmekten vazgeçmedi. Vatandaş en yakının cenazesini üç beş kişiyle kaldırırken onlar kendi makbullerinin cenazelerini binlerce kişiyle kaldırdılar. Yani “Ele verir talkını, kendi yutar salkımı” gibi ne İslami ne de insani olan bir anlayışa sığındılar. İmamın ayıbının cemaate de fazlasıyla bulaşacağını hesap ederek yaptılar bunu. Çünkü kibirliydiler. “Bu millet defalarca aşağıladığımız halde bizi seçti, yine seçer.” gafletindeydiler.

Kısa çalışma ödeneği bitti. Şimdi ücretsiz izinler dönemi başlayacak. Ciddi bir işsizlik, yoksulluk kaçınılmaz; bunlara bağlı olarak enflasyon artacak. Pek çok kez kendini büyük ekonomist olarak gören ve “Ekonominin patronu benim ben.” diyerek asıl sorumluyu ilan eden Cumhurbaşkanına merkez bankası başkanı dayanmıyor. Sayın Erdoğan bir kez de aynaya bakıp;” A evladım ekonominin patronu madem sensin, ne diye emir kullarını değiştiriyorsun? Neden kendin değişmiyorsun, kendini değiştirmiyorsun?” diye vicdan muhasebesi yapmıyor.

Bir konuda yiğidin hakkını vermem lazım. Şu an ülkemizde aşı tedarikinde, aşılamada sıkıntılar yaşanıyor. Bu dünya çapında bir sorun. Yine de dünya geneline göre Türkiye’nin aşı konusunda iyi bir noktada olduğunu söyleyebiliriz. Ancak gerçek şu ki memlekette salgın kontrolden çıktı. Ve maalesef bunu gören Sağlık Bakanı denen gariban emir kulu, ortada top dolaştırıyor, gerçekleri söylemekten korkuyor. “Bizden size fayda yok. Başınızın çaresine bakın.” anlamında sözler söylüyor. Yakında çay sezonu açılıyor. Turizmciler ağızlarını açmış turist bekliyor. Kışın şehirlere taşınan vatandaşlar köylerine dönmek için gün sayıyor. Cuma serbest, teravih serbest. Fabrikalar açık. Binlerce işçi iç içe yemek yiyor. Otobüsler, dolmuşlar tıka basa dolu. Kahveler, lokantalar açık mı kapalı mı belli değil. Aslında kapalı. Dilerim yanılırım; ama Ramazan’ın ilk haftası sonunda karşımıza çıkacak tabloya hazır olalım.

Buraya kadar hep eleştiri yaptım. Biraz da çözümden söz etmeliyim. Çözüm ne? Türkiye’nin ekonomisi bugünkü haliyle tam kapanmayı kaldırmaz. Bu nedenle öyle bir öneride bulunmayacağım. Türkiye kısa ve uzun vadede üretime dönmelidir. Toprağıyla barışmalıdır. Tohumu toprakla buluşturmalıdır. Eğitimli gençlerin, özellikle ziraat mühendisleri ve Veteriner hekimlerin tarımda sorumluluk alması için projeler üretmelidir. Bu konuyu neden önemsediğimi bir örnekle açıklamak istiyorum.

Yıllardır dünyanın en zengin ilk üç insanı arasında yazılım firması Microsoft un sahibi Bill Gates vardır. Bu adamın şirketinin yıllık cirosu, Türkiye’nin yıllık bütçesiyle yarışır.

Bu salgın günlerinde de adı çok sık geçen Bill Gates, bu zenginliği bizlere teknoloji satarak elde etmiştir. Kendine gelince neye yatırım yapmıştır biliyor musunuz? Dünyanın en değerli ve en stratejik yatırım aracı olan TOPRAĞA…

Gates’in mülkiyetinde 979 kilometrekare (Yaklaşık 979 bin dönüm) tarım arazisi ve 109 kilometrekare (Yaklaşık 109 bin dönüm) civarında diğer kullanım arazisi vardır.

Bu herifin ABD’deki toplam arazi varlığı 1 milyon dönümün üzerindedir.

Ata toprağını boş bırakıp şehirlerde asgari ücretin bile altında bir gelirle sefalet çeken ve en büyük eğlencesi elindeki akıllı telefonu olan, buna sahip olmayı bir üstünlük sanan yurdum insanına, özellikle de onları buna teşvik eden ve kentleşme ile övünen yöneticilerimize sesleniyorum.

Aklınızı başınıza alın. Üretmediğiniz hiçbir şeyin gerçek sahibi siz değilsiniz. Kullandığınız cep telefonunu üreten firma, istediği anda onu kullanılmaz hale getirebilir. Bindiğiniz lüks otomobillerin, uçakların elektronik sistemleri tek merkezden kilitlenebilir. O övündüğünüz araç birkaç saniyede mezarınız olabilir.

Dünya hep böyle gitmez ya. Üç gün aç-susuz kaldınız diyelim. O hava atmak için kullandığınız, üretiminde sıfır katkınız olan cebinizdeki iki bin dolarlık telefonu yarım ekmekle, bir bardak suyla değiştirmek için yalvarırsınız. Ama toprağınızı, köyünüzü, köylünüzü hor görür, kentlere kaçar, ezikliğinizi iki yıl taksitle aldığınız cep telefonlarınızla, kredi kartıyla aldığınız markalı yırtık pantolonlarınızla gizlemeye çalışırsınız.

BAKIN HANIMLAR, BEYLER!

Bu ülkede, o ekmek ve diğer tarım ürünlerini üreten ve bu yüzden de sürekli cezalandırılan yüzde yedi buçuk nüfus var ya… Onların yaş ortalaması 55 efendiler. Karnınız o ihtiyarlar sayesinde doyuyor. İyi de onlar kaç yıl daha siz, elinizde telefon, en yakınınızdaki insanın bile yüzüne bakmadan onların alın terini zıkkımlanasınız diye bu çileye katlanacaklar?

ÇOK GEÇ OLMADAN AKLINIZI BAŞINIZA ALIN.

MEHMET MAHMUT YILDIZ-ŞAHLANIŞ HAREKETİ GENEL BAŞKANI

Yorumlar

Tema Tasarım | AnatoliaWeb