<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Şahlanış Hareketi &#8211; Beykoz Olay</title>
	<atom:link href="http://www.beykozolay.com/tag/sahlanis-hareketi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.beykozolay.com</link>
	<description>Beykoz Olay Gazetesi</description>
	<lastBuildDate>Wed, 07 Jan 2026 13:40:52 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Adaletsizliğin Normalleştirildiği Bir Dönemde Emeklilik Gerçeği</title>
		<link>http://www.beykozolay.com/2026/01/07/adaletsizligin-normallestirildigi-bir-donemde-emeklilik-gercegi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Mahmut YILDIZ]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 Jan 2026 13:40:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sür Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Beykoz Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazarı]]></category>
		<category><![CDATA[Kurucu Genel Başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Mahmut Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[Şahlanış Hareketi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.beykozolay.com/?p=64193</guid>

					<description><![CDATA[Son dönemde emeklilere yapılması planlanan zamlar, yalnızca rakamsal bir artış meselesi olmaktan çıkmış; toplumda derinleşen gelir dağılımı...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Son dönemde emeklilere yapılması planlanan zamlar, yalnızca rakamsal bir artış meselesi olmaktan çıkmış; toplumda derinleşen gelir dağılımı adaletsizliğinin en görünür sembollerinden biri hâline gelmiştir. Açıklanan zam oranları, emekliler arasındaki mevcut dengesizlikleri gidermek bir yana, bu dengesizlikleri daha da kalıcı hâle getirmektedir.</p>
<p>Bugün aynı yıllarda çalışmış, aynı primleri ödemiş, aynı emeği vermiş emekliler arasında oluşan maaş uçurumları, sosyal devlet ilkesinin sorgulanmasına yol açmaktadır. Bir emekli temel gıda ihtiyaçlarını dahi karşılamakta zorlanırken, bir diğeri nispeten daha rahat bir yaşam sürebilmektedir. Bu tablo, ne adaletle ne de vicdanla açıklanabilir.</p>
<p>Asıl sorun ise yalnızca düşük zam oranları değildir. Asıl sorun, bu adaletsizliğin olağan, hatta kabullenilmesi gereken bir durum gibi sunulmasıdır. Toplumdan, özellikle de emeklilerden beklenen şey; artan hayat pahalılığına, yükselen kiralara, temel tüketim maddelerindeki fahiş fiyatlara rağmen “şükretmeleri”dir. Oysa adaletsizliğe şükür olmaz, olmamalıdır.</p>
<p>Gelir dağılımındaki uçurum, yalnızca ekonomik bir problem değildir; aynı zamanda toplumsal barışı ve sosyal güven duygusunu zedeleyen ciddi bir sorundur. Emekli, yıllarca bu ülkeye hizmet etmiş bir yurttaş olarak, yaşamının son döneminde yoksullukla mücadele etmek zorunda bırakılıyorsa, burada sistemsel bir sorun var demektir.</p>
<p>Sormak gerekir:</p>
<p>Bu kadar açık bir gelir adaletsizliği karşısında, her insanın bu durumu kabullenmesi mi beklenmektedir?</p>
<p>Yoksa sessiz kalanların, itiraz etmeyenlerin bu adaletsizliğin devamına ortak olduğu mu düşünülmektedir?</p>
<p>Unutulmamalıdır ki adalet, yalnızca mahkeme salonlarında aranmaz. Adalet; sofrada, pazarda, kirada ve emeklinin maaş bordrosunda da kendini göstermek zorundadır. Emeklilere yapılan zamlar, bütçe dengeleri gerekçe gösterilerek sınırlanırken; israf, ayrıcalık ve savurganlık görmezden geliniyorsa, burada adaletten söz etmek mümkün değildir.</p>
<p>Toplumun en kırılgan kesimlerinden biri olan emeklilerin yaşadığı bu durum, yalnızca onların sorunu değildir. Bu, yarın emekli olacak milyonların da kaderini belirleyecek bir meseledir. Dolayısıyla bu adaletsizliğe karşı ses yükseltmek, bir hak arayışı olduğu kadar, toplumsal bir sorumluluktur.</p>
<p>Gerçek bir sosyal devlet, emeklisine “idare et” demez; insanca yaşam koşullarını sağlar. Aksi hâlde, adaletsizliğin normalleştiği bir düzenin bedelini herkes, er ya da geç ödemek zorunda kalır.</p>
<p>Mehmet Mahmut Yıldız</p>
<p>Şahlanış Partisi Kurucu Genel Başkanı</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>2023 UMARIM HOŞLUKLARLA GELİRSİN</title>
		<link>http://www.beykozolay.com/2022/12/26/2023-umarim-hosluklarla-gelirsin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Mahmut YILDIZ]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Dec 2022 13:57:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sür Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Beykoz Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazarı]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Mahmut Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[Şahlanış Hareketi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.beykozolay.com/?p=42780</guid>

					<description><![CDATA[Zaman uçsuz bucaksız bir yol. İnsanın anlayışının, kavrayışının güç yetiremediği eşsiz bir hazine. İnsanoğlu onu biraz olsun...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Zaman uçsuz bucaksız bir yol. İnsanın anlayışının, kavrayışının güç yetiremediği eşsiz bir hazine. İnsanoğlu onu biraz olsun yönetebilmek umuduyla zaman ölçerler icat etmiş. Saliseden yüzyıla, hatta milenyuma kadar uzanan ölçüm birimleri kullanmış. Ancak bunların zamanın işleyişine etki eden bir özelliği yok.<img fetchpriority="high" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-42782" src="http://www.beykozolay.com/wp-content/uploads/2022/12/mehmet-mahmut-yildiz-2.jpg" alt="" width="530" height="432" /></p>
<p>2022 bitiyor, 2023&#8217;e giriyoruz. Birinde yatıyor, diğerinde uyanıyoruz. Veya gideni ayakta uğurluyor, geleni ayakta karşılıyoruz. Ne değişiyor peki? Sadece takvimdeki bir rakam. Biz değişmediğimiz müddetçe neyin değişmesini bekliyoruz ki…</p>
<p>Aynı şeyleri yiyor, içiyor, aynı şeyleri izliyoruz. Yıllardır koltuğuna yapışmış siyasilere bağlanıyor; durduğumuz yere göre alkışlıyor, ya da eleştiriyoruz.</p>
<p>Asırlar boyunca İslamiyet’i sembollere hapseden, özüne varamayanlar, her sene yılbaşı gelince Müslümanlıklarını hatırlıyor; Noel Baba düşmanı kesiliyorlar. Çünkü o da bir sembol. Onu taşlamak zahmetli değil.</p>
<p>Noel Babayı taşlamak; ama onun memleketlerine sığınmacı olmakta bir sorun yok öyle mi? Noel Babaya saydırıp da paralı yol, tünel, köprü, hastanelerle ilgili ihtilafların çözümünde Noel baba mahkemelerini yetkili kılmakta da bir gariplik yok galiba? Faiz konusunda vaaz verip de ardından Noel Baba daha fazla kar etsin diye faizi yüzde 9 yapmak da ayıp sayılmaz nihayetinde.</p>
<p>Üretmek zahmetli ama. Yeni şeyler söylemek, yeni ufuklar açmak, yenilikler yapmak için çaba gerek. Kim uğraşacak, yorulacak böyle şeyler için.</p>
<p>Görevin hep eleştirmek, komşunun tavuğunu taşlamakmış gibi davranırsın. Kendine bir öteki bulur, durmadan parmak sallar, azarlarsın.</p>
<p>İnsanlar parmağına baktıkları için açları, yoksulları, dertlileri görmezler. Her seçimde belli miktarda oy almayı başarmak sanırsın.</p>
<p>Günler aylar, yıllar gelir geçer; sen yerinde sayarken bir şeyler değişecek sanır, aldanırsın.</p>
<p><img decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-42781" src="http://www.beykozolay.com/wp-content/uploads/2022/12/mehmet-mahmut-yildiz-1.jpg" alt="" width="1536" height="2048" srcset="http://www.beykozolay.com/wp-content/uploads/2022/12/mehmet-mahmut-yildiz-1.jpg 1536w, http://www.beykozolay.com/wp-content/uploads/2022/12/mehmet-mahmut-yildiz-1-768x1024.jpg 768w" sizes="(max-width: 1536px) 100vw, 1536px" /></p>
<p>Değişimin, üretimin ve yalın gerçeğin adresi DAYANIŞMACI TOPLUMCU ŞAHLANIŞ PARTİSİ olarak; değişimin önce insanın kendinden başlaması gerektiğinin şuuru ile…</p>
<p>Herkesi 2023&#8217;de bakış açısını, davranışını, siyasi tercihini gözden geçirmeye; yerinde saymak yerine koşmaya, hazırdan yemek, el oğluna el açmak yerine üretmeye, yani BİZİMLE KOL KOLA GİRMEYE, davet ediyoruz.</p>
<p>Kin ve nefretin yerini sevginin; riyanın yerini dürüstlüğün, öfkenin yerini, sükunetin; adam kayırma, adamına göre muamele yerine adaletin ve liyakatin; “Ben her şeyi bilirim.” yerine meşveretin; yozlaşma yerine asaletin, yalan yerine hakikatin hakim olacağı yarınlar temennisiyle…</p>
<p>Hıristiyan vatandaşlarımızın Noellerini, Müslüman vatandaşlarımızın yeni yıllarını kutlar, en kalbi saygılarımızı sunarız.</p>
<p>MEHMET MAHMUT YILDIZ</p>
<p>ŞAHLANIŞ PARTİ KURUCU GENEL BAŞKAN VE HALİ HAZIRDA GENEL BAŞKAN VEKİLİ</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şahlanış Hareketi Çoklu Baro Sistemi ve TES Hakkında Basın Açıklaması Yayınladı</title>
		<link>http://www.beykozolay.com/2020/06/26/sahlanis-hareketi-coklu-baro-sistemi-ve-tes-hakkinda-basin-aciklamasi-yayinladi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Beykoz Olay]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Jun 2020 18:29:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Sür Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Basın Açıklaması]]></category>
		<category><![CDATA[Beykoz Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Başkan Mehmet Mahmut Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[Şahlanış Hareketi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.beykozolay.com/?p=33458</guid>

					<description><![CDATA[Şahlanış Hareketi Genel Başkanı Mehmet Mahmut Yıldız, Türkiye gündeminden düşmeyen Hükümetin hazırlık içinde olduğu çoklu baro sistemi...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Şahlanış Hareketi Genel Başkanı Mehmet Mahmut Yıldız, Türkiye gündeminden düşmeyen Hükümetin hazırlık içinde olduğu çoklu baro sistemi hakkında ve Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi (TES)hakkında basın açıklaması yayınladı. </strong></p>
<p>Basın açıklamasında şu ifadelere yer verildi:</p>
<p><strong>ŞAHLANIŞ HAREKETİ’NİN HAFTALIK BASIN AÇIKLAMASI</strong></p>
<p>Açıklamama başlamadan önce memleketin her köşesine en içten sevgi ve saygılarımızı gönderiyorum.</p>
<p>Bugünkü açıklamamızda gündemdeki iki konuya yer vermeyi uygun gördük. İlki barolara getirilmeye çalışılan düzen.</p>
<p>İkincisi ise içinde büyük haksızlıklar barındıran işçiye kurulan tuzak TES, yani tamamlayıcı emeklilik sistemi.</p>
<p><strong>1.ÇOKLU BARO UYGULAMASI:</strong></p>
<p>Kesinlikle çok tehlikeli ve bölücü bir uygulamadır.</p>
<p>Nedenini bir örnekle açıklamaya çalışayım. Şu an kamuda toplu görüşmelerde çoğunluğu elinde bulunduran sendika, iktidara yakın duran, eski genel başkanları, iktidar partisince mebus yapılan MEMUR-SEN.</p>
<p>2002 yılında Memur-Sen’in üye sayısı 42.000 idi. Bu sayının büyük ölçüde bir zihniyeti dava olarak benimsemiş insanlardan oluştuğuna ve üyelerinin daha samimi ve sendikalarına daha da çıkarsız bağlı olduklarına inanıyordum. AKP iktidar olduktan sonra ne oldu peki? Üzülerek söyleyeyim; “Bir makam kaparım, çıkarım, olur, daha rahat ederim.” diye düşünen memur kesiminin çoğunluğu, dalgalar halinde oraya aktı. Bu sendikanın şu sıralar 800.000 kadar üyesi var. Ama etkinliği sıfır. Memurdan çok hükümeti koruyup kollamakla görevli.</p>
<p>Bunun çoklu baro ile ilgisi ne peki? Çoklu baroya gidildiğinde ne olur? Nasıl ki 12 Eylül 2010 referandumu sonrasında yargı mensupları ayrıştıysa, gruplandırılarak adlandırıldıysa aynısı olur.</p>
<p>Gelin o günlere gidelim. Neler söylendi vatandaşa. “Geçmişteki adaletsizliklerin hesabı sorulacaktı. Adil bir yönetim ve yargı düzeni getirilecekti. Devlet kurumlarının üzerindeki askeri vesayete son verilecekti.” Bu söylemler pek çok vatandaşa hoş geldi. 12 Eylül cuntasının canını yaktığı devrimcilerin bir bölümü, askeri darbelerin yol açtığı adaletsizliklerden gına gelmiş mütedeyyin kesim, bu değişikliğe destek verdi. Şimdinin hemen herkese vurulmak üzere elde tutulan damgası FETÖ, ölüleri EVET demeye çağırdı.</p>
<p>Sonrasında ne oldu? Yargıç ve savcılar, “CEMAATÇİ, CUMHURİYETÇİ, ÜLKÜCÜ, İKTİDAR YANLISI” DİYE BÖLÜNDÜ. FETÖ’cü denenlerin mutlak egemenliği tesis edildi yargıda. Ardından İKTİDAR-FETÖ yetki ve rant paylaşım kavgası patladı, ülke, üzerinde hala kirli bir örtü bulunan ve aydınlatılmak istenmeyen 15 Temmuz 2016 hain darbe teşebbüsüne maruz kaldı.</p>
<p>ÇOKLU BARO, yargının zaten bölünmüş olan HAKİM-SAVCI SINIFINA BİR DE SAVUNMANIN BÖLÜNMÜŞLÜĞÜNÜ EKLEYECEKTİR. Yargıda hangi zihniyet egemense o zihniyeti, temsil eden baronun imtiyazlı muamele göreceği kanaati, kaçınılmaz olarak oluşacaktır. Zaten açlık çeken çok sayıda avukat, geçim derdiyle oraya yönelecektir.  İKTİDAR YARGISI,  İKTİDAR SAVUNMASINI BESLER. Hedeflenen ve sızan taslak, İktidarın, böl-yönet taktiğinin hukuka dönük bir yansımasıdır.</p>
<p><strong>2.KIDEM TAZMİNATI VE TES SİSTEMİ</strong></p>
<p>Aynısını kıdem tazminatında da yaşayıp göreceğiz. Görmeye başladık bile&#8230; İKTİDAR, “seçim, referandum” derken koltuğunu kaybetmemek uğruna tüm kamu kaynaklarını çarçur etti. Bir yandan da itibarı gösteriş ve lükste gören bir anlayışla israftan ve gösterişli harcamalardan vazgeçmedi. Çevresindekileri kendine bağlamak için, “yoksula azıcık, zengine kocaman” olmak üzere kamu kaynaklarını durmaksızın dağıttı. Hazinede para yok. Durmadan para basıyor, kendi adamları olarak gördüklerine dağıtıyor. Hükümetin ve Hazine-Maliye Bakanının cilalanmış sözleri gerçek dışı. Her kapıda dileniyor, yalnız KATAR kapısından sadaka alabiliyor, vatandaşa, asla uygulamayı düşünmedikleri İSLAMİ İKTİSAT DERSİ veriyorlar.</p>
<p><strong>KESİN OLAN ŞU:</strong></p>
<p>İktidar mensupları, ellerinin altında her an harcayabilecekleri sıcak paraya gerek duyuyorlar. İşsizlik fonu, zaten işçiden çok işvereni desteklemek üzere kullanılmakta. Yeni oluşturulmak istenen “Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi”; adı ne kadar yaldızlı olsa da gerçekte kazanılmış haklara tırpan olmak üzere hazırlanan bir sistem. İş güvencesini ortadan kaldırıyor. Ölmez de emekliliğe hak kazanırsanız, yıllardır alın terinizden kesilen paranın çeyreğini size veriyor, kalanını emekli maaşına ekleme numarasıyla kendi kullanmak üzere kamulaştırıyor.</p>
<p>İşveren yalancıktan karşı çıkar gibi yapsa da sendikalar bu tasarı için ”Kıdem Tazminatı kırmızı çizgimiz.” dese de şimdiden kıvırmalar hissedilmekte. Hükümete yakın duran HAK-İŞ sadece zamanlamaya karşı. TÜRK-İŞ dik duruyor gibi görünse de başkanın daha önceki meşhur dik duruşları hafızalarda taze ve güven vermiyor. Birleşik Kamu İş; “Diğer sendikalar dik durursa…” gibi kaypak bir ön şart koymuş kendine. Belli ki kıvırmaya hazır. Bu konuda en kararlı sendika DİSK, zaten üvey evlat. İktidar onu istişare toplantılara çağırmayarak en baştan dışlayarak işçi sınıfını bölme hedefini açık ediyor.</p>
<p><strong>KESİN OLARAK SÖYLÜYORUZ Kİ…</strong></p>
<p>Bu tasarı işçiyi diri diri mezara gömme tasarısıdır. İşçi sınıfı bu son kalesini dik durarak, adam gibi savunmazsa bir daha belini doğrultamayacak ve zaten mahkum olduğu açlık ve yoksulluğa iyice gömülecektir.</p>
<p><strong>ŞAHLANIŞ HAREKETİ OLARAK</strong></p>
<p>Açık bir haksızlığa ve bölünmeye yol açacak çoklu baro uygulamasına ve sahte yüzlü TAMAMLAYICI EMEKLİLİK SİSTEMİ’ne karşı olduğumuzu ve ADALET SİSTEMİNİN ÜÇÜNCÜ AYAĞI SAVUNMA’nın, EKONOMİNİN BELKEMİĞİ İŞÇİ-EMEKÇİ KARDEŞLERİMİZİN haklı mücadelesinin sonuna dek yanında olduğumuzu açıkça ifade ediyoruz.</p>
<p>26 Mayıs 2020-CUMA</p>
<p>EN KALBİ SAYGILARIMIZLA</p>
<p>MEHMET MAHMUT YILDIZ-ŞAHLANIŞ HAREKETİ GENEL BAŞKANI</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şahlanış Hareketi Partileşiyor</title>
		<link>http://www.beykozolay.com/2020/06/14/sahlanis-hareketi-partilesiyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Beykoz Olay]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 14 Jun 2020 17:23:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Sür Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Basın Açıklaması]]></category>
		<category><![CDATA[Beykoz Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Şahlanış Hareketi]]></category>
		<category><![CDATA[Şahlanış Hareketi Genel Başkanı Mehmet Mahmut Yıldız]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.beykozolay.com/?p=33365</guid>

					<description><![CDATA[Şahlanış Hareketi Başkanlık Kurulu adına bir basın açıklaması yayınlayan Genel Başkan Mehmet Mahmut Yıldız, Şahlanış Hareketi olarak...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Şahlanış Hareketi Başkanlık Kurulu adına bir basın açıklaması yayınlayan Genel Başkan Mehmet Mahmut Yıldız, Şahlanış Hareketi olarak partileşmenin ilk adımlarını atmaya karar verdiklerini açıkladı.</strong></p>
<p>Yıldız basın açıklamasında <strong>“Memleketin dört yanından çare arayan eller bize uzanıyor. “Bunca yıl düşünce olarak varsınız; ancak bu yetmez. Artık parti olarak da var olmalısınız.” diyor, bizi sorumluluk almaya çağırıyorlar. Bu çağrılar kulak arkası edilemeyecek kadar çoğaldı. Bu yüzden Şahlanış Hareketi olarak partileşmenin ilk adımlarını atmaya karar vermiş bulunuyoruz. Programımız, çalışma esaslarımız hazır. Pek çok ilde, ilçede kadromuzda yer almak isteyenlerle irtibat halindeyiz. Gelecekte bünyemizde görev ve sorumluluk almak isteyen gönül erlerini, aramıza katılmaya ve bizimle kol kola girmeye çağırıyorum. Gücünüz gücümüzdür. Şeffaflık hesap verebilirlik, meşveret ve liyakat temel prensiplerimizdir. Siyaseti asla zenginlik ve nüfuz aracı olarak kullanmayacak, kullananlara izin vermeyeceğiz.”</strong> Diyerek Şahlanış Hareketi bünyesinde görev ve sorumluluk almak isteyenlere çağrıda bulundu.</p>
<p>Şahlanış Hareketi Genel Başkan Mehmet Mahmut Yıldız, basın açıklamasında şu ifadelere yer verdi:</p>
<p><strong>ŞAHLANIŞ HAREKETİ DİYOR Kİ;</strong></p>
<p>Dünyada dört mevsimi aynı anda yaşayabileceğimiz, toprağı bereketli,  üç tarafı denizle çevrili, nüfusu genç bir ülkenin vatandaşlarıyız. Bu nedenlerle en şanslı ülkelerden biridir Türkiye. Peki, bu ülkenin vatandaşları kendilerini çok şanslı hissedebiliyorlar mı?  Maalesef hayır. Bir avuç tuzu kurunun dışında hemen herkes borç sarmalında, işsizlik diz boyu. Kalemi elinde tutanlar kafalarına göre enflasyon, işsizlik rakamları açıklasalar da açıklamalarına kendileri de inanmıyor.</p>
<p>Türkiye kötü yönetiliyor da demiyorum, yönetilemiyor. Zaten olumsuz şartlarda debelenirken Corona salgınıyla işler iyice sarpa sardı. Destek paketlerine bakıyoruz. Borç öteleme, faizi düşürüp vade uzatarak vatandaşı yıllarca sürecek bir borç sarmalına sokma. Kredi kartlarında taksit artırma. Yaklaşık bir milyon kişi son üç ay içinde ilk kez kredi kullanmış. İşgücüne katılım oranı % 50’nin altında. Yüz binlerce işyeri kapalı, çalışanlar evde işsiz bekliyor; ama mucizeye bakın ki işsizlik azalıyor.</p>
<p>İktidar cilala parlat yöntemiyle vatandaşı kandıramayınca baskıyı artırıyor. Suçluyu salıyor, yerine onun suçunu ortaya çıkaranı koyuyor. Eleştiren herkes terörist, vatan haini. Partili cumhurbaşkanı halkın tamamının cumhurbaşkanı olamıyor. Yapısı buna müsait değil. Kürsüde birlik beraberlik nutukları atsa da ayrımcılıktan beslendiği için toplumu birleştirmek gibi bir gayesi yok.</p>
<p>İktidar böyle de muhalefet nerde? Ya iktidarın kuyruğuyla oynuyor, ya kendi kuyruğuyla. Hareket var da bereket yok. ANA muhalefet lideri, CHP’yi muhafazakâr seçmenle barıştırma çabasında. İki adım ilerliyor, tepeden inme mebus yaptığı bir Hukukçu Prof. kalkıyor, hangi akla hizmetse” Ayasofya müze olarak kalmalıdır; hatta gerekirse Sultanahmet de müze yapılmalıdır.” deyiveriyor. Al sana birileri için en az 50 yıl daha çiğnenecek sakız.</p>
<p>Türkiye kötü yönetiliyor, hatta yönetilemiyor dedim; ama garip olan memlekette iktidar boşluğu yok. Muhalefet boşluğu var. Muhalefet iktidarın uygulamalarını kötülüyor. Haklı da; ama kendi ne yapacak, nasıl yapacak, sorusunun cevabı boşlukta kalıyor.</p>
<p>Memleketin en önemli meselesi, çare diye yutturulan başkanlık sistemi, tek adam rejimi. Memleket frensiz bir kamyon gibi, deposunda mazot olmadan yokuş aşağı gidiyor. Şoförse herkese makas atma peşinde. Bu memleket acilen kuvvetler ayrılığına dayalı, güçlü ve iki kademeli  parlamenter sisteme geçmeli. Bunun için parlamento zemininde bir ortak akıl devreye sokulmalı.</p>
<p>Mecliste var olan partiler, umudu bilahare var olmak kavgası veren DEVA ve GELECEK partilerinde arıyor. İktidarın günahına yıllarca ortak olmuş kişilerden medet ummak acı bir tezat da olsa kaçınılmaz gerçek.</p>
<p>Türkiye’nin merkezi temsil eden, topluma saygılı, onu bölmeyecek, devlet malına saygılı, emanete hıyanet etmeyecek kadrolara ihtiyacı var. Kâğıtta adları yazılı; ama toplumda karşılığı olmayan 80 kadar parti var memlekette. 2011’den beri onlarca kez görüştük, ortak bir çalışma zemini aradık bu oluşumlarla. Birleşme umudu göremedik. BİZ olmak çabası, BEN’lere toslayıp geri düştü.</p>
<p>Memleketin dört yanından çare arayan eller bize uzanıyor. “Bunca yıl düşünce olarak varsınız; ancak bu yetmez. Artık parti olarak da var olmalısınız.” diyor, bizi sorumluluk almaya çağırıyorlar. Bu çağrılar kulak arkası edilemeyecek kadar çoğaldı. Bu yüzden Şahlanış Hareketi olarak partileşmenin ilk adımlarını atmaya karar vermiş bulunuyoruz. Programımız, çalışma esaslarımız hazır. Pek çok ilde, ilçede kadromuzda yer almak isteyenlerle irtibat halindeyiz. Gelecekte bünyemizde görev ve sorumluluk almak isteyen gönül erlerini, aramıza katılmaya ve bizimle kol kola girmeye çağırıyorum. Gücünüz gücümüzdür. Şeffaflık hesap verebilirlik, meşveret ve liyakat temel prensiplerimizdir. Siyaseti asla zenginlik ve nüfuz aracı olarak kullanmayacak, kullananlara izin vermeyeceğiz.</p>
<p>Bizim için hiçbir vatandaşımızın etnik kökeni, inancı asla bir övgü ya da yergi nedeni olamaz. Biz vatandaşın ne olduğuyla ilgili değiliz. Kim olduğuyla ilgiliyiz. Ölçümüz hizmettir, görevini hakkıyla yapmaktır. Unvanın, makamın değil, hizmetin büyüttüğü mütevazı insanlar makbulümüzdür.</p>
<p>Bu prensipler çerçevesinde memleketimizin yarınlarında söz sahibi olmak isteyecek, elini taşın altına sokmaktan kaçınmayacak, çıkar değil de gönül birliği içinde bizimle birlikte yürüyecek herkese kapımız açıktır. Gayret bizden, destek sizden, takdir Allah’tandır.</p>
<p>Allah yâr ve yardımcımız olsun. EN KALBİ SAYGILARIMLA 15 Haziran 2020</p>
<p>ŞAHLANIŞ HAREKETİ BAŞKANLIK KURULU ADINA GENEL BAŞKAN MEHMET MAHMUT YILDIZ</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ŞAHLANIŞ HAREKETİ&#8217;NİN BAYRAM MESAJI</title>
		<link>http://www.beykozolay.com/2020/05/23/sahlanis-hareketinin-bayram-mesaji/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Beykoz Olay]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 23 May 2020 20:45:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Sür Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Beykoz Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Mahmut Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[Mesaj]]></category>
		<category><![CDATA[Ramazan Bayramı]]></category>
		<category><![CDATA[Şahlanış Hareketi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.beykozolay.com/?p=33227</guid>

					<description><![CDATA[İnsanların dostluğun sırrına ereceği; Çıkarsız kol kola gireceği; Birbirlerine yürekten &#8220;Can kardeşim!&#8221; diyeceği; Kendilerinden çok başkalarını, özellikle...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İnsanların dostluğun sırrına ereceği;</p>
<p>Çıkarsız kol kola gireceği;</p>
<p>Birbirlerine yürekten &#8220;Can kardeşim!&#8221; diyeceği;</p>
<p>Kendilerinden çok başkalarını, özellikle garipleri düşüneceği;</p>
<p>Allah&#8217;a kulluktan başka kulluk tanımayacağı,</p>
<p>Gücün değil de yalnız hakkın önünde baş eğeceği;</p>
<p>Hayat yolunda hamlıktan sıyrılıp kemale ereceği;</p>
<p>Büyük küskünlerin küçük küskünlerden önce birbirleriyle barışıp kucaklaşacağı;</p>
<p>Vatan sathında ve milletimizin hissiyatında, kin- nefret yerine sevgi ve saygının; &#8220;Sen,ben, o&#8221; yerine, &#8220;biz&#8217;in hakim olacağı;</p>
<p>Her koyunun kendi bacağından asılmayacağı;</p>
<p>Devlet malının deniz; yemeyenlerin domuz olarak görülmeyeceği;</p>
<p>Kimsenin&#8221;Sana ne, bana ne?&#8221; demeyeceği;</p>
<p>Üzüm yiyenin, yemeden önce hangi bağdan nasıl üretildiğini sorgulayacağı;</p>
<p>Kısaca; insanımızın ve özellikle de İslam âleminin İNSAN OLMA yolunda giderek yüceleceği nice bayramlara erişmek dilekleriyle RAMAZAN BAYRAMIMIZ kutlu olsun.</p>
<p>EN KALBİ SAYGILARIMLA…</p>
<p>MEHMET MAHMUT YILDIZ- ŞAHLANIŞ HAREKETİ GENEL BAŞKANI</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ŞAHLANIŞ HAREKETİ’NİN YENİ YIL MESAJI</title>
		<link>http://www.beykozolay.com/2019/12/28/sahlanis-hareketinin-yeni-yil-mesaji/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Beykoz Olay]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 28 Dec 2019 14:25:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Sür Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Beykoz Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Başkan]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Mahmut Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[Mesaj]]></category>
		<category><![CDATA[Şahlanış Hareketi]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Yıl]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.beykozolay.com/?p=31445</guid>

					<description><![CDATA[31 Aralık gecesi yatacak, 1 Ocak sabahı nasipse uyanacağız. Bu gecenin, günün diğerlerinden bir farkı yok elbette....]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>31 Aralık gecesi yatacak, 1 Ocak sabahı nasipse uyanacağız. Bu gecenin, günün diğerlerinden bir farkı yok elbette.</p>
<p>Yeni yıl kutlaması, hele gelenek, görenek ve değerlerimizle çelişir biçimde yapılıyorsa, çok anlam taşımıyor belki. Yine de insanlar yarınlara, umutla bakmak istiyor. Doğacak her güneşin çevreyi daha çok aydınlatacağına, her yeni yılın müjdeler getireceğine inanmak istiyor.</p>
<p>Şahlanış Hareketi olarak bu umuda saygı duyuyoruz. İnsanların hiç değilse belli günlerde hediyeleşmesini, birbirleriyle irtibat kurmasını önemsiyoruz.</p>
<p>1 Ocak Hz. İsa’nın doğum günü değildir. Din ayrımına bakılmaksızın pek çok ülkede farklı biçimlerde kutlanır. Burada dikkat edilmesi gereken “Başkalarına benzememek” olmalıdır.</p>
<p>Bu manada yeni yılı kul hakkına girmeden, kimseye zarar ve rahatsızlık vermeden, taşkınlık yapmadan güzel karşılamaya çabalayan, dostlarını akrabalarını arayan, yarınlara güzel bakan, geleceği içtenlikle güzelleştirmeye çalışan herkese saygı duyuyoruz.</p>
<p>Bu duygularla 2020 yılının vatanımıza, milletimize ve tüm insanlığa huzur ve mutluluk getirmesi dilekleriyle, en kalbi hislerle tüm vatandaşlarımızın yeni yıllarını kutluyor, saygılarımız sunuyoruz.</p>
<p>MEHMET MAHMUT YILDIZ-ŞAHLANIŞ HAREKETİ GENEL BAŞKANI</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ŞAHLANIŞ HAREKETİ TÜRK ORDUSU HAKKINDA DİYOR Kİ?</title>
		<link>http://www.beykozolay.com/2019/06/13/sahlanis-hareketi-turk-ordusu-hakkinda-diyor-ki/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Mahmut YILDIZ]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Jun 2019 12:18:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Beykoz Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Başkan]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazarları]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Mahmut Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[Şahlanış Hareketi]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.beykozolay.com/?p=28536</guid>

					<description><![CDATA[Fethullah Gülen Cemaatine mensup bir grup askerin gerçekleştirdiği 15 Temmuz 2016 Askeri Darbe girişiminin sonunda alınan acil...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Fethullah Gülen Cemaatine mensup bir grup askerin gerçekleştirdiği 15 Temmuz 2016 Askeri Darbe girişiminin sonunda alınan acil ve radikal kararlarla Türk Ordusuna adeta darbe indirilmiştir…</p>
<p>Günümüzde yurtiçinde ve yakın çevremizde ülkemizin bekasını ilgilendiren küresel odaklı bir seri tehlikeli olay cereyan ederken, şehit kanlarıyla sulayarak vatanlaştırdığımız topraklarımızı her türlü tehdide karşı koruyup kollayacak milli ordumuz “terörle mücadele ediyoruz” kavramının arkasına sığınılarak etkisizleştirilmiştir…</p>
<p>Bu kapsam içinde ordunun komuta yapısı değiştirilerek emir-komuta birliği bozuldu. KKK’nın genel ihtiyatı olan Jandarma Genel Komutanlığı ordunun bünyesinden çıkarıldı. Türk askerleri devletin önemli kurumlarındaki temsil ettiği makamlardan uzaklaştırıldı. İki yüz yıla yaklaşan bilgi yuvaları askeri okullar kapatıldı. Askeri Hastaneler kaldırıldı ve Ordu Sağlık Sistemi dağıtıldı. Askeri hukuk sistemi lav edildi. Ve ordunun generallerinin yarısı önce Ergenekon Kumpası ile bilahare 15 Temmuz FETÖ kalkışması sonucunda terörist sıfatı ile hapsedilerek devre dışı bırakıldı. Asırlık çınarlar Harp Okulları ve Harp Akademileri kapatıldı. Yeni sistemde aynı görevleri bir çatı altında organize edecek Milli Savunma Üniversitesi kurularak başına askerlikle hiç ilgisi olmayan bir sivil profesör getirildi.</p>
<p>Bunlar ilk anda akla gelen ve üzerinde etraflıca düşünülmeden yapılan çok radikal değişikliklerdir. Şimdide halen TBMM’de görüşülmekte olan “Yeni Askerlik Kanunu”na göre Bedelli Askerlik hizmeti kalıcı hale getirilip askerlik süresi kısaltılarak adeta savaşın tam ortasında iken ordunun yarısı terhis edilmek istenmektedir. Bir başka deyişle, maçın 56. dakikasında yöneticimiz 11 oyuncusundan 5 tanesini saha dışına almakta ve maça 6 kişiyle devam etmektedir. Bunun mantıki bir açıklamasını yapmak mümkün değildir.</p>
<p>Devletlerin ömürleri ordularının ömürleri kadardır. Güçlü ordulara sahip olmayan milletlerin devlet olarak egemenliklerini muhafaza etmeleri asla mümkün değildir.</p>
<p>Biz biliyoruz ki;</p>
<p>Türk Milleti; kutsal vatan topraklarını bugüne kadar kendi bağrından çıkardığı ve MEHMETÇİK olarak ölümsüzleştirdiği öz evlatları ile yani ”Vatan Borcu” olarak görev verdiği askerleri ile korumuştur. Binlerce yıllık Türk sosyal yaşamı ORDU-MİLLET kavramında yaşam bulmuş ve Türk ailesi MEHMETÇİK’le bütünleşmiştir. Bedelli askerlik ile vatan borcunu yapmayan ve vatan topraklarının güvenliği için devre dışı bırakılan Türk gençlerinin de şehit ve gazi olarak Türk toplumun her kesiminde itibar gören MEHMETÇİK’ler kadar bu toplumda değerinin olması gerekmektedir. Şurası asla unutulmamalıdır ki Asker Ocağı Türk toplumun şekillenmesinde ve milletleşmemizde en üst düzeyde bir eğitim kurumudur. Ve her Türk Erkeği ancak bu ocakta aldığı kültür değerleri ile Cumhuriyete ve vatan topraklarına sahip çıkar.   Her Türk erkeği mutlaka bu ocaktan feyz almak zorundadır.</p>
<p>Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün askerlerin ülkedeki temel işlevi hakkındaki görüşü şöyledir; “ Ülkemiz şu iki şeyin ülkesidir: Biri çiftçi diğeri asker. Biz çok iyi çiftçi ve asker yetiştiren bir ulusuz.</p>
<p>İyi çiftçi yetiştirdik.</p>
<p>Çünkü topraklarımız çoktur.</p>
<p>İyi asker yetiştirdik.</p>
<p>Çünkü o toprakları isteyen düşmanlar çoktur&#8230;</p>
<p>Bundan sonra da daha iyi çiftçi ve asker olacağız. Ancak bundan sonra asker oluşumuz artık eskisi gibi başkalarının hırsı, şanı, şöhreti ve keyfi için değil; yalnız ve yalnız bu aziz topraklarımızı korumak içindir.” .(1923)</p>
<p>ŞAHLALANIŞ HAREKETİ Diyor ki;</p>
<p>Şehit kanı ile sulanarak kazanılan kutsal vatan topraklarını savunmak, Asil Türk milletinin hürriyet ve istiklâli ile şeref ve haysiyetini korumak görevini üstlenen Türk Silahlı Kuvvetleri; Türk milletinin tarih sahnesinde göründüğü andan itibaren hizmet veren kutsal bir ocaktır. Bu ocağa katılan Türk erkekleri, namus ve şerefleri üzerine vatanı koruyacakları ve canlarını bu uğurda severek vereceklerini belirterek yemin ederler. Bu yemin Türk Silahlı Kuvvetlerinin manevi ve moral gücünü temsil eder…</p>
<p>Türk subayları; komuta ettikleri birliklerin her şeyidir. Onlar maiyetindeki bütün askerlerin, barış ve savaşta hem eğiticisi, hem öğreticisi, hem gözeticisi ve hem de yöneticisidir. Her seviyedeki komutanlar; askeri bilgisi ile, kuvvetli iradesi ile, dağıttığı adaleti ile, tutarlı tutum ve davranışları ile, üstün cesareti ile kıtasına sahip olabilen ve onları peşinden ölüme sürükleyebilen kimselerdir.</p>
<p>Bilelim ki; muharebeyi tank, top, tüfek, uçak, gemi, ve araçlar değil, muharip er ve erbaşlar değil, onları yöneten Türk subayları kazanır.</p>
<p>Tarih boyunca devlet ve milletin varlığını, dirlik ve düzenini, birlik ve beraberliğini, güçlü ve disiplinli bir ordunun ayakta durması ile kaim gören kutsal bir inanış her zaman toplumda geçerli olmuştur. İşte bu yüzden Türk milletini kendi evlatlarının oluşturduğu ordusundan ve Türk ordusunu Türk milletinden ayrı düşünemezsiniz.</p>
<p>Uzman asker kişilerin üzerinde anlaştıkları tek husus, bilinen en büyük ve tehlikeli silahın &#8220;ölümü göze almış insan&#8221; olduğudur.  Ancak bu insanlar, hayatından bezdiği için veya deli olduğu için ölüme giden insanlar değildir. Onlar, atası ve ailesinden aldığı tarihi ve köklü Türk kültür değerlerinin ordu saflarında üstün bir eğitim anlayışıyla pekiştirilmesi sonucunda gözünü kırpmadan ölüme giden Türk askerinde şekillenmiştir. Bu köklü kültür mirası ordu saflarında Türk insanını bizzat en tesirli silah haline getirmektedir.</p>
<p>Daha çok küçük yaşlardan itibaren bütün Türk erkeklerine &#8220;Ölünce askerin en büyük rütbesi olan “mertebesine erişeceği, eğer ölmez de sağ kalırsa toplumdaki diğer en değerli mevkii olan Gazi olmak ve Şehitlik mertebesine ulaşılacağı, bunun için askere gönderildiği&#8221; hususu aileleri tarafından aşılanmakta, adeta beyinleri yıkanmaktadır. Alınan İslami terbiye ile de bu mevhum zihinlerde iyice yer etmektedir.</p>
<p>İşte bu yüzden; o çok basit, sakin, tamamen gösterişsiz ve son derece mütevazı görünüşlü saf ve temiz Türk askeri, muharebede bir yıldırım, şimşek, kasırga misali coşmakta, gözünü kırpmadan üzerine atıldığı düşmanlarının korkulu rüyası olmaktadır. Bu değişmez karakter ve nitelik, Türk askerine atadan kalan şanlı mirastır ve MEHMETÇİK sözcüğü ile temsil edilir</p>
<p>Türk Silahlı Kuvvetlerinin asli gücünü ve moral kaynağını oluşturan disiplinli bir ordu olma vasfı, bütün dünya milletlerinin de malûmlarıdır. Türk askeri denince akla hemen disiplinli bir ordu gelir. Tabiidir ki disiplin ancak iyi bir eğitimle sağlanır. Türk askeri bu disiplini korku ile değil, vicdanı sesine uyarak geliştirir. Bu disiplin, ondaki inanç ve ruh halinin, vatan sevgisinin ve kendisine emanet edilen kutsal vatan topraklarının korunması idealine daha iyi hizmet yapabilme aşkının bir belirtisidir. Bu ruh mutlaka muhafaza edilmelidir.</p>
<p>Türkiye Cumhuriyeti’nin ilgi ve tesir sahasına giren Balkanlar, Kafkasya ve Ortadoğu’da küresel çıkarların meydana getirdiği büyük risk ortamında her an savaşa hazır çok güçlü bir orduya sahip olmamız coğrafyamızın kaçınılmaz gereğidir.</p>
<p>82 milyon Anadolu Türkü’nün tamamını tek yumruk ve tek silah haline getirmemiz, bu silahı milli çıkarlarımızı sağlayacak milli hedefler istikametinde kullanmamız kaçınılmazdır. Biz bunu geçmişte çok iyi yaptık, bugün de yapabilecek güce sahibiz. Ülkemize dışarıdan vaki saldırılara karşı milletimizin bütün kaynakları ile tek bir vücut halinde bir araya geldiğine dünya çok sık şahit olmuştur. Yeter ki kendimize ve ordumuza inanalım.</p>
<p>Çevremizde Türkiye’nin ilgi sahasına giren Balkanlar, Ortadoğu ve Kafkaslarda benzeri terör olaylarının meydana getirdiği büyük risk ortamında her an muharebeye hazır güçlü bir orduya sahip olmamız coğrafyamızın değiştirilemez gereğidir.</p>
<p>82 milyon Anadolu Türkü’nün tamamını tek bir yumruk gibi, tek bir silah haline getirmemiz ve bu silahı milli menfaatlerimizi sağlayacak milli hedefler doğrultusunda kullanmamız kaçınılmazdır.</p>
<p>Türk Ordusu; Türkiye Cumhuriyeti Devletinin bel kemiğidir. Ordumuz olmadan bu coğrafyada yaşamamız asla mümkün değildir. Bugün ülkemize yönlendirilen küresel saldırılara karşı iyi eğitilmiş ve teçhiz edilmiş her zamankinden güçlü, her an harbe hazır dinamik bir orduya ihtiyacımız vardır.</p>
<p>Bu ordu asla paralı askerlerden kurulu profesyonel bir ordu olmamalıdır.  Bu ordu Mehmetçik kavramını benimsemiş amatör ruhla vatan borçlarını ifa eden vatan evlatlarının görev yaptığı kendi imal ettiği silah ve teçhizatı kullanan milli bir ordu olmalıdır. Atatürk döneminin ordusu tam anlamı ile milli bir ordudur.</p>
<p>Sonuç olarak; Türk askerleri cumhuriyetin bekasının gerçek  teminatıdır. Kutsal askerlik ocağını özenle korumalı ve kollamalıyız. Aksi halde cumhuriyeti koruyup kollamamız mümkün olmayacaktır.</p>
<p>En kalbi Saygılarımla</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>YAPILAN ŞEY SEÇİM DEĞİL KANDIRMACA</title>
		<link>http://www.beykozolay.com/2019/06/13/yapilan-sey-secim-degil-kandirmaca/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Mahmut YILDIZ]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Jun 2019 07:28:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Beykoz Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Başkan]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazarları]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Mahmut Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[Şahlanış Hareketi]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.beykozolay.com/?p=28533</guid>

					<description><![CDATA[31 Mart yerel seçimlerinden sonra, aklı başında hiç kimsenin anlam veremediği biçimde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimleri...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>31 Mart yerel seçimlerinden sonra, aklı başında hiç kimsenin anlam veremediği biçimde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimleri iptal edilmişti.</p>
<p>Güya sandık kurulları usulsüz oluşturulmuştu, bu usulsüzlük seçim sonuçlarını etkilemişti; ama nedense kimse nasıl etkilediğine dair bir delil göstermemişti. Hem nasıl olmuşsa bu usulsüz teşkil edilen kurullar, yalnız iktidar partisinin çiftliği olan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimini etkilemiş, seçmenin zarfa attığı diğer üç oy pusulasına değmemişti.</p>
<p>Dememiz odur ki 23 Haziran seçimleri aslında seçim falan değildir. 17 gün başkanlıktan sonra mazbatası resmen gasp edilen Ekrem İmamoğlu’nun o koltuğa yeniden oturup oturamayacağının test edilmesidir.</p>
<p>23 Haziranda yapılacak olan şey seçim değildir de 31 Mart 2019 dahil, ondan öncekiler ne kadar seçimdir? Biraz da ona bakmak gerek.</p>
<p>Vatandaşın sandığa giderek özgürce oy kullanması, ya da kullandığını sanması, bir eylemi seçim yapar mı? Vatandaş oy verirken neyi seçmektedir. Neye ve kime oy verdiğini ne kadar bilmektedir, seçtiğini ne kadar tanımaktadır.</p>
<p>Öncelikle ülkemizde son yıllarda seçim atmosferi asla adil biçimde yürütülmemektedir. İktidarı elinde bulunduran parti, helal-haram, kul hakkı, beyt-ül mal demeden devletin tüm imkânlarını, araçlarını sınırsızca, fütursuzca kullanmaktadır.</p>
<p>Medya % 90 oranında ele geçirilmiştir ve bu sahibinin sesi medya, muhalefete tümüyle kapalıdır. Partili cumhurbaşkanı, hiçbir seçim yasağına tabi değildir. Muhataplarına istediğini, istediği gibi söyleme, hatta kalay çekme hakkı sınırsızdır. Ama nasıl oluyorsa Türkiye’de adil bir seçimden söz edilebilmektedir.</p>
<p>Seçmen partiye oy vermektedir ama adayı kendi seçmemiş, belki yüzünü bile görmediği kişileri meclise vekili diye göndermiştir. Adayı seçen parti lideri ise vatandaş neyi seçmiştir ve seçtiğinden gerektiğinde nasıl hesap soracaktır? Vatandaşla bir kez bile yüz yüze gelmeyen ve meclise girmesini tümüyle genel başkanına borçlu olan bir vekil, kendini kime karşı sorumlu hissedecektir?</p>
<p>Vatandaşın küçük bir bölümünün oyunu alan, programı güçlü, liderleri mevcutlardan daha donanımlı olan siyasi partilerin bu günkü seçim barajlarıyla meclise girmelerine imkân var mıdır?</p>
<p>Bugün seçimler, siyasilerin, özellikle iktidar kanadının her şeyini borçlu olduğu, ama yalancıktan karaladığı 12 Eylül cuntasının armağanı olan bir sistemle yapılmaktadır ve asla adil olmadığı gibi, adından başka hiçbir şeyi de seçim değildir.</p>
<p>Bugünkü siyasi partiler kanunu ve seçim kanunları, tümüyle hukuk dışıdır. Bir sistemin kanuna uygunluğu, hukuka uygun olduğu anlamına gelmez. Eğer bu ülkenin yarınları için gerçekten kaygı duyuluyorsa bu iki yasa acilen değiştirilmelidir. Seçimler iki turlu yapılmalı; partiler, genel başkanın belirleyip güttüğü delegelerin sultasından kurtarılmalıdır. Adayları, parti liderleri değil, önseçim marifetiyle, seçmen belirlemelidir.</p>
<p>Bu, yasama organının lider sultasından kurtulmasını, vekillerin özgürleşmesini; lidere değil  topluma hizmeti hedeflemesini sağlayacak bir uygulamadır. Şu anki parlamento, ön seçimle belirlenmiş bazı istisnalar dışında; iktidarıyla, muhalefetiyle, oturdukları koltukları lidere borçlu olan bir kuru kalabalıktır.</p>
<p>Kaldı ki aslında ÇORBA yasa olan TORBA yasalar ve Sayın Erdoğan’ın “ALLAHIN BİR LUTFU” olarak gördüğü 15 Temmuz kalkışmasından sonra icat ettiği KHK’lar yoluyla bu işlevsiz parlamento bile, tümüyle devre dışı bırakılmaktadır.</p>
<p>Şu an ülkemizde yasama bağımsız olmadığı gibi yargı da bağımsız değildir. Memleketin yargıç ve savcıları, en yüksekleri dahil; zincirsiz kölelerdir. Hiçbiri cumhurbaşkanının arzusu hilafına karar verecek konum ve cesarete değildir.</p>
<p>Bu ülkede mutlak biçimde özgürlük bir mevki, bir kişi için söz konusudur. O da hem partinin, hem yürütmenin hem de her şeyin başı; tüm iyi şeylerin sahibi, tüm kötülüklerden masum ve sorumsuz olan sayın Cumhurbaşkanıdır.</p>
<p>Oturduğu Türkiye otobüsünün şoför koltuğunda, ”YALLAH ŞOFÖR!” müziği eşliğinde, kafasına göre direksiyon sallamakta, istediği gibi şerit değiştirmekte; hatta canı eğlenmek istediğinde drift bile yapmaktadır. Otobüsün gazında sorun yoktur da freni olduğu oldukça şüphelidir. Şoförün özel beslediği bazı seyirciler, kenardan durmadan tezahürat yapmakta, “Bas gaza, bas gaza!” diye ona fazladan gaz vermektedirler. Muhtemel bir kaza durumunda” Ben sana söylemiştim.” diyenler de ilk yol göstericiler de kesinlikle onlar olacaktır.</p>
<p>Bu ülkede ilk yapılması gereken iş, o otobüse münasip bir fren takmak; o sürücüyü kurallara uygun araç kullanmak konusunda ıslah etmek; olmazsa direksiyondan indirmek olmalıdır.</p>
<p>Türkiye’de kuvvetler ayrılığına dayalı, yargı bağımsızlığını ve yargının yürütme üzerindeki denetimini sağlayacak bir sistemin kurulması elzemdir.</p>
<p>Yasama organı, Senato ve Büyük Millet Meclisi olmak üzere, birbirini tamamlayacak ve denetleyecek iki basamaklı bir sisteme oturtulmalıdır.</p>
<p>Bütün bunlar yapılmadıkça bu ülke seçmeninin sandıkla münasebeti asla gerçek anlamda bir seçim olmayacaktır. Vatandaş seçer-miş gibi yaparak avunacak; güya seçil-mişler ise kendilerini seçen gerçek seçmenleri, liderlerin kapıkulları olarak vatan sathında arz-ı endam eyleyeceklerdir.</p>
<p>Bunları göremezsek demokrasiyi, refahı, huzuru ve her bakımdan gelişmiş bir Türkiye’yi ancak rüyada görür, iktidar beslemesi televizyonlardaki reklamlarda izleyebiliriz.</p>
<p>En kalbi saygılarımla…</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>DERS ALMAK ÇOK MU ZOR</title>
		<link>http://www.beykozolay.com/2019/04/22/ders-almak-cok-mu-zor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Mahmut YILDIZ]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Apr 2019 09:23:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Beykoz Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Başkan]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazarları]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Mahmut Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[Şahlanış Hareketi]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.beykozolay.com/?p=27262</guid>

					<description><![CDATA[Tarih övünme değil, günümüzün tarihini yazacaklara ders verme aracıdır. Ne var ki bizi yönetenler tarihten ders, ibret...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tarih övünme değil, günümüzün tarihini yazacaklara ders verme aracıdır. Ne var ki bizi yönetenler tarihten ders, ibret almaktan uzaktırlar ve bu yüzden tarih hep tekerrür eder.</p>
<p>Çok eskiye gitmeden 50 yaş üzeri hemen herkesin az-çok acısını çektiği 12 Eylül 1980 darbesine uzayan yolculuğu hatırlatmak gerek. Ve elbette ki 11 Eylül 1980’de en kanlı biçimde süren eylemlerin, bir gün sonra 12 Eylül günü nasıl olup da şıp diye kesildiğini sorgulamak gerek. Her gün toprağa düşen pek çok gencimizin, Çorum olaylarının, K. Maraş olaylarının acısını yeniden yüreğimizde hissetmek gerek.</p>
<p>Bugün geçmişe bakan herkes o günlerde yaşanan olayların büyük bölümünün provokasyonlar sonucunda yaşandığını, hatta bizzat provokasyon amaçlı olduğunu söylemekte, yazmaktadırlar.</p>
<p>Provokasyonlar her zaman olmuştur, olacaktır, ancak bunların meyve vermesi için, uygun ortam gerekir. O dönemde yazık ki böyle bir ortam vardır. Dönemin egemen siyasetçileri arasındaki polemikler, aylarca cumhurbaşkanı seçilmemesi; “Benim gencim iyidir, seninki kötüdür.” yaklaşımıdır ki o kanlı günlerin ve ardından da darbenin acılarını yaşamamıza neden oldu. Darbe sonrası inşa edilen sosyal ve ekonomik yapının acı meyvelerini ise bugün bile yemeye devam etmekteyiz.</p>
<p>Darbeden sonraki dönemlerde de bitmedi acılar. Madımak, Başbağlar katliamları; açılımlar, saçılımlar; masa kurmalar, devirmeler bitmeyen dertlerle yoğrulduk yıllarca.</p>
<p>O günkü siyasetçilerin yanlışlarını görmek marifet değil elbet. Asıl marifet, onların hatalarına düşmemek; aynı yolun taşlarını gafletle, ihanetle döşememektir.</p>
<p>2002 yılında topluma umut veren, geçmişin hatalarını tekrar etmemek vaadiyle onun gönlünü kazanan iktidar partisi bir süre barış dilini sürdürmeyi başarsa da özellikle ekonomik açmaza girdiğinde topluma zehir saçmaya başladı. Tüm seçim stratejilerini ötekileştirme üzerine kurdu. “Benim yüzde ellim” bu iktidarın en önemli icadı oldu. Bu iş muhalefete de yaradı elbet. Onlar da diğer yüzde ellinin korku ve kaygıları sayesinde, zahmetsizce % 25-30 oy alabildiler. Özellikle Sayın Tayyip Erdoğan yaptı bu ayrıştırıcı dilin bayraktarlığını. Seçim öncesi bağırdı, çağırdı, kırdı, döktü; seçimde istediğini alınca da balkona çıkıp kucaklama nutku attı. Attı; ama bu nutuklar, öteki % 50’nin içine ısınmadı.</p>
<p>31 Mart seçim kampanyası, bu saldırgan, nefret saçan dilin en yoğun kullanıldığı dönem oldu. Bu kez Devlet Bahçeli de girdi devreye. Ortalık, illetten, zilletten, FETÖ’den PKK’dan, hainden geçilmez oldu. Hele memleketin asayişinden sorumlu SOYLU bakanın kendine çok yakışan sözleri(!)Bu sayede Cumhura dahil olmayan herkes de az buçuk hain, terörist olduğunu öğrendi.</p>
<p>İktidarın,  ÖZ-ÇİFTLİKBANK’ı, İstanbul’u vermeme çabası dışında, seçim bitti. Erdoğan, bu kez balkona çıkmadan “DEMİRİ SOĞUTMAKTAN, TÜRKİYE İTTİFAKI”ndan bahsetmeye başladı. Bahçeli ise halen savaş davulları çalmaya devam ediyor.</p>
<p>Bunca vatansever(!) gayret meyve vermeseydi yazık olurdu. Gemi su almaya başladı. İktidar en büyük kalelerini kaybetti. Ardından yandaş sendikalara gönülsüz eklenenler gitti. Sırada on binlerin olduğu da bir sır değil.</p>
<p>Ve hepsinin üstüne tüy diken Ankara-Çubuk’ta, şehit cenazesinde Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik vahim linç girişimi. Şimdi iktidar kanadı kınama kuyruğunda. Hele “CHP’lileri şehit cenazelerine almayın.” diye barış cevherleri yumurtlayan İçişleri Bakanı Soylu’nun kınası müthişti.</p>
<p>Ey koltuk sevdalıları! Zatınız, koltuğunuz bu büyük milletten, bu büyük devletten, bu cennet vatandan daha mı büyük, daha mı değerli ki onu korumak için toplumu zehirlediniz, zehirliyorsunuz. Göreviniz bu ülkeyi, milleti bölmek değilse eğer susun biraz. Bağırıp çağırmayın. Karşınızdaki herkes düşmanınız değil. Asıl düşmanı, içinizde,  alkışçılarınızın; yaktığınız ateşe benzinle seğirten sahte dostlarınız arasında arayın.</p>
<p>Siz kendinizi, çevrenizi değiştirmezseniz yine millet söyleyecek son sözü. Çok geçmeden benzerlerinizle dolu siyaset mezarlığına gömecek sizi.</p>
<p>BENDEN SÖYLEMESİ.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>FEDAKÂRLIK KİME DÜŞER</title>
		<link>http://www.beykozolay.com/2018/08/18/fedakarlik-kime-duser/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Mahmut YILDIZ]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 18 Aug 2018 07:05:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Beykoz Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazarları]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Mahmut Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[Şahlanış Hareketi]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.beykozolay.com/?p=16351</guid>

					<description><![CDATA[Ülkemizi yönetenlerin kadim bir alışkanlığı vardır. Her haltı bildiklerini sanırlar. Ehil kadrolarla değil, yağcı ve yalakalarla doldururlar...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ülkemizi yönetenlerin kadim bir alışkanlığı vardır. Her haltı bildiklerini sanırlar. Ehil kadrolarla değil, yağcı ve yalakalarla doldururlar çevrelerini. Gerçekleri değil de işlerine gelenleri, hoşlarına gidenleri söyleyenleri yüceltirler durmadan.</p>
<p>Bu marazi yaklaşımın doğal sonucu olarak da seçim kazanmayı başarsalar da ülkeyi yönetmekte başarısız olur, memleket arabasını çamura batırır, hatta duvara toslatırlar.</p>
<p>Bu noktaya vardıklarında, önce kendilerini sorgulamaları, çöküşteki veballerini kabul etmeleri beklense de onlar bunu asla kabul etmezler. Memlekette hasbelkader iyi, güzel giden ne varsa, tümü onların hünerli ellerinin, müthiş yeteneklerinin eseridir. Ancak hiçbir olumsuzluğun faturası asla onlara havale edilemez.</p>
<p>İşi bu noktaya vardırdıklarında günah keçileri vardır onların. Teröristlerdir, faiz lobisidir, üst akıldır, küresel güçlerdir olan bitenin sebebi. Bizim melek yöneticilerimizi, onların memleket sathına döktükleri boz betonları kıskandıkları için ayağımıza dolanmaktadırlar.</p>
<p>Borçlanmayı dolarla yaparlar. Övünerek Çin’den borç bulduklarını söylerler de borç, TL ve Yuan olarak değil de dolar olarak alınmıştır nedense.</p>
<p>Her şeyleri yerli ve milli olduğu için(!) vatan toprağındaki tüm ihaleleri dolarla yaparlar. Doğalgazı vatandaşa dolar üzerinden satarlar. Sanki petrol denizi üzerinde yüzüyormuşuz gibi doğalgaza dayalı elektrik santralleri kurar ve dünyanın en pahalı elektriğini üretirler. Devleti yağmalama modelinin kibar adı olan ‘KÖİ’ (kamu özel işbirliği) ile köprü, tünel, şehir hastanesi yaparlar. Belli bir kullanımı garanti ederler üstelik. O rakama ulaşılamayınca, aradaki farkı dolar olarak geçenden geçmeyenden; yatandan, yatmayandan alır, o koruyup kolladıkları küresel şirketlerin banka hesaplarına aktarırlar.</p>
<p>Bu küresel şirketlerin amacı elbette ki daha fazla kârdır. Kârlarının katlanması için de doların yükselmesi gerekir. Haliyle doların olabildiğince yükselmesi için çalışmalarında hiçbir gariplik yoktur. Tabii ki onlara yalancıktan kızar gibi davranmanın da hiçbir kıymet-i harbiyesi olmaz. Çünkü felakete giden yolun taşlarını, o yalancıktan bağıranlar döşemişlerdir kendi elleriyle.</p>
<p>Son günlerde ülkemizin içinde bulunduğu döviz krizini, yanlış yöne parmak sallamadan, bu gerçekler ışığında değerlendirmek gerekir. Öncelikle gerçek şu. Euro, dolar dünya çapında fazlaca değer kazanmıyor. TL değer kaybediyor. Üçbeş yıl öncesinde nerdeyse TL ile eşit değerde olan Gürcistan Lari’si 2 lirayı, Bulgar Levası 3 lirayı aştı.</p>
<p>Durum oldukça vahim. Ülkeyi yönetenler, halen hatalarını kabul etmeseler de bu krizden çıkmak için can havliyle tedbirler arıyorlar. Bu tedbirlerin başında da vatandaştan fedakârlık beklemek, istemek var:</p>
<p>Çağrılar standart. Yastık altındaki dolarlarınızı, çeyiz sandıklarının dibindeki, bileğinizdeki altınlarınızı çıkarın.  Hatta yazmanıza düğümlediğiniz kefen paralarını da bize verin ki düze çıkalım. Vatandaşın asırladır fedakârlık yapmaktan anası ağlamış. Asker istemişler vermiş, aşar istemişler vermiş, malından davarından pay istemişler vermiş. Dağdaki eşkıya yetmemiş kravatlı eşkıya göz koymuş rızkına.</p>
<p>Vatan toprağına düşman ayağı bastığında; saraylarda, köşklerde, konaklarda, yalılarda oturanlar; rahatları bozulmasın diye “Gelene ağam, gidene paşam!” demişler. Göğsünün sol  tarafında vicdan değil de cüzdan taşıyan zenginler, ”Yaşasın vatan, yaşa var ol  millet!” diye ayaklanmak yerine; “Zito Venizelos…! Yassu vire…!” diye naralar atmışlar servetlerinin hatırına. Akıllarına vatan için malla, canla cihad gelmemiş.</p>
<p>Vatan için fedakârlık yine yoksulun garibanın payına düşmüş. Üç beş yürekli aydın, gözü kara mert insanın önderliğinde canla başla küller arasından yeni bir devlet çıkarmışlar el ele. Şimdi de aynı senaryo sergilenmekte vatan sathında. Onlarca köşke, saraya, üç beş uçağa, onlarca yabancı marka lüks otomobile sığamayanlar, mübarek(!) vücutlarına markalı urbadan başkasını yakıştıramayanlar, israfla, gösterişle itibar kazanacaklarını sanan tersine vizyonerler; kendi keyiflerinden zerre fedakârlık yapmadan vatandaşa çevirdiler gözlerini. O vizyonerlerle birlikte ülkeyi yağmalayanlardan, millete alenen küfrederek yağmaladıkları paraları dövize çevirip istifleyenlerden de tık yok. Hâlâ bankaların kapısında yapılandırma peşindeler. Vizyonerlerimiz, hâlâ vergi borçlarını silerek kıyak çekmekteler suç ortaklarına. Faturayı, asıl suçlular ve sorumlular değil de vatandaş ödesin istiyorlar sıkılmadan.</p>
<p>Ülkeyi bu durma vatandaş getirmedi efendiler. Doymaz gözünüzle, dev kibrinizle, her şeyi bildiğini sanan ve meşvereti terk eden egonuzla asıl sorumlu sizsiniz. Olmayandan fedakârlık olmaz. Düşün artık vatandaşın yakasından. Garibanı silkeleyecek yerde kendiniz silkinin. Atın safralarınızı. Vicdanınızın pası silinsin. Elbiseleriniz, paralarınız, arabalarınız, parlak koltuklarınız değil de insanlığınız görünsün.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
