<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Prof. Dr. Gülten Kaptan &#8211; Beykoz Olay</title>
	<atom:link href="http://www.beykozolay.com/tag/prof-dr-gulten-kaptan/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.beykozolay.com</link>
	<description>Beykoz Olay Gazetesi</description>
	<lastBuildDate>Thu, 25 Feb 2021 08:54:57 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Pandemi döneminde böbrek hastalarına özel tavsiyeler</title>
		<link>http://www.beykozolay.com/2021/02/25/pandemi-doneminde-bobrek-hastalarina-ozel-tavsiyeler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Beykoz Olay]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 Feb 2021 08:54:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Sür Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Beykoz Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Beykoz Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Covit-19]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Böbrek Günü]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Sağlık Örgütü]]></category>
		<category><![CDATA[Meslek Yüksekokulu]]></category>
		<category><![CDATA[Pandemi]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Gülten Kaptan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.beykozolay.com/?p=35877</guid>

					<description><![CDATA[Her yıl mart ayının ikinci perşembe günü ‘Dünya Böbrek Günü’ olarak anılıyor. Türkiye’de 9 milyona yakın kronik...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Her yıl mart ayının ikinci perşembe günü ‘Dünya Böbrek Günü’ olarak anılıyor. Türkiye’de 9 milyona yakın kronik böbrek hastası var. Dünya Sağlık Örgütü bu yıl, 11 Mart Dünya Böbrek Günü temasını ‘böbrek hastalığıyla iyi yaşamak’ olarak belirledi. </strong></p>
<p>Böbrek hastalarının hastalığa değil yaşama odaklanması gerektiğini belirten Beykoz Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Gülten Kaptan, “Dünya Sağlık Örgütü, bu yılki belirlediği temayla; hastaların, toplumdan, ailelerinden ve sevdiklerinden izole olmadan tedavi ve bakıma katılımlarının önemini vurgulamak istiyor. Covit-19 salgını nedeniyle böbrek hastaları yüksek risk altında olsalar da alacakları tedbirlerle tedavilerine devam etmeliler” diyor.</p>
<p>İnsan vücudunun en kimyacı organları, şüphesiz böbrekler… Kandaki atıklar ve fazla sıvı böbrekler vasıtasıyla filtrelenip, idrarla vücuttan atılıyor. Kronik böbrek hastalığı ileri bir aşamaya ulaştığında, vücuttaki tehlikeli seviyelerde sıvı, elektrolit ve atık birikiyor. Bu da böbrek fonksiyonlarının kademeli olarak kaybedilmesine neden olur. Sağlık Bakanlığı’nın 2018-2023 yıllarını kapsayan ‘Türkiye Böbrek Hastalıkları Önleme ve Kontrol Programı Eylem Planı’na göre, ülkemizde yaklaşık 9 milyon kronik böbrek hastası olduğu, yani her 6-7 erişkinden birinde böbrek hastalığı bulunduğu belirlenmiş durumda. Ancak böbrek hastalıklarının farkındalık düzeyi ise sadece yüzde 2 olarak biliniyor. Bu farkındalığın artırılması, bireylerin böbrek sağlığının korunmasında önemli rol oynuyor.<img fetchpriority="high" decoding="async" class="aligncenter size-medium wp-image-35879" src="http://www.beykozolay.com/wp-content/uploads/2021/02/Prof.-Dr.-Gulten-Kaptan-1.jpg" alt="" width="640" height="453" /><strong>“Böbrek hastaları hayattan kopmamalı”</strong></p>
<p>Her yıl mart ayının ikinci perşembe günü, tüm dünyada “Dünya Böbrek Günü” olarak anılıyor.</p>
<p>Dünya Sağlık Örgütü, bu yıl Dünya Böbrek Günü temasını, “Her yerde herkes için böbrek sağlığı-böbrek hastalığıyla iyi yaşamak” olarak belirledi. Beykoz Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Gülten Kaptan, “Böbrek hastalığı teşhisi konulması hem hasta hem de etrafındakiler için büyük zorlukların habercisidir. Böbrek hastalığı olanlar; yorgunluk, ağrı, depresyon, bilişsel bozukluk, gastrointestinal problemler ve uyku gibi birçok problemle mücadele ederlerken; iş, seyahat ve sosyalleşme gibi günlük aktivitelere katılma olanakları kısıtlanır; kendilerinin ve ailelerinin hayatları da ciddi oranda etkilenir” diyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün bu yılki temasının hastalığa değil yaşama odaklanmak olduğunu vurgulayan Kaptan, “Dünya Sağlık Örgütü’nün bu yılki belirlediği temayla, hastaların; toplumdan, ailelerinden ve sevdiklerinden izole olmadan tedavi ve bakıma katılımlarının önemi vurgulanmak isteniyor. ‘Hastalık yok hasta var’ ilkesinden yola çıkarak hastalar, tedavi ve bakımın içinde olmalı. Kendileriyle benzer hastalığı olanlarla iletişim kurmalı, hatta onlara yardımcı olmaya çalışmalı” diye konuşuyor.<img decoding="async" class="size-medium wp-image-35880" src="http://www.beykozolay.com/wp-content/uploads/2021/02/saglikli_yemek.jpg" alt="" width="640" height="427" /><strong>“Sağlıklı yaşam biçimini seçmeliler”</strong></p>
<p>Uzmanlık alanı ‘iç hastalıkları hemşireliği’ olan Prof. Dr. Gülten Kaptan, şeker hastalığı, yüksek tansiyon, kalp ve kan damarı (kardiyovasküler) hastalığı, sigara içmek, obezite, ailede böbrek hastalığı öyküsü, anormal böbrek yapısı gibi faktörlerin kronik böbrek hastalığı riskini artırdığını söylüyor. “Her ne kadar dışlanamaz faktörler olsa da sağlıklı yaşam biçimi tüm hastalıklardan olduğu gibi böbrek hastalıklarından da korur” diyen Kaptan, kişinin yaşamında bazı önlemler alarak böbrek hastalığına yakalanmaktan kurtulabileceğini belirtiyor. Tuzun böbrek sağlığının en büyük düşmanı olduğunu söyleyen Kaptan, şöyle konuşuyor: “Tuz, düşmandır. Böbrek sağlığı için şarküteri ürünlerinden uzak durmak gerekir. Mesela pizzaya sucuk yerine brokoli, ıspanak veya lor peyniri konulmalı. Böylece obezite gibi önemli bir risk faktörü de azaltılabilir. Sigara ve alkol, böbreklerin sevmediği kötü alışkanlıklar&#8230; Bunlardan vazgeçin, azaltın, mümkünse bırakın. Sağlık Bakanlığımızın sigarayı bırakma merkezlerine başvurun, yardım alın. Böbrek sağlığınız için yiyecekleri kızartmayın, haşlayın ya da fırınlayın.”</p>
<p><strong>“Risk var ama tedaviler devam etmeli”</strong></p>
<p>Pandemi döneminde böbrek hastalarının yüksek risk altında olduğunu belirten Prof. Kaptan, şu uyarılarda bulunuyor: “Covit-19 salgını döneminde böbrek hastaları sağlık merkezlerine gitmekten korkuyor olabilirler. Diyaliz hastalarının bağışıklık sistemleri zayıflayabilir ve bu da enfeksiyonlarla savaşmayı zorlaştırabilir. Ancak böbrek hastalarının düzenli olarak planlanan diyaliz tedavilerine devam etmeleri ve sağlık ekiplerinin önerdiği şekilde gerekli önlemleri almaları önemli. Covit-19 yeni bir virüstür; üzerinde araştırmalar daha yeni başladı. Yaşlı yetişkinler, böbrek hastalığı veya diğer ciddi kronik tıbbi sorunları olan kişiler, Covit-19 için daha yüksek risk altında görünmekte. Dolayısıyla böbrek hastaları, iki ve daha fazla kat maske takmaktan, kendilerini daha çok izole etmeye kadar bir dizi önlemleri de alarak tedavilerini sürdürmeliler. Böbrek hastalığınızın tedavisi ister ilaç ister diyalizle devam etsin; her zaman sağlık profesyonelleri ile birlikte adım atın. Semptomlarınızın yönetiminde doktorun yönlendirdiği şekilde semptomları yöneten hemşirenizin en büyük yol gösterici olduğunu unutmayın.”<img decoding="async" class="size-medium wp-image-35882" src="http://www.beykozolay.com/wp-content/uploads/2021/02/yuruyus_yapmak-1.jpg" alt="" width="640" height="427" /></p>
<p><strong>Böbrek sağlığınızı korumak için 6 öneri</strong></p>
<p>1-) Fazla tuz tüketiminden ve özellikle şarküteri ürünlerinden uzak durun.</p>
<p>2-) Sigara ve alkol gibi kötü alışkanlıklardan vazgeçin.</p>
<p>3-) Yiyecekleri kızartmak yerine haşlayın ya da fırınlayın.</p>
<p>4-) Haftada üç gün açık havada yürüyüş yapın.</p>
<p>5-) Derin soluk alma egzersizlerini öğrenin. Her yürüyüşte günlük olarak nefes egzersizlerini uygulayın.</p>
<p>6-) Günde 7-8 saat fizyolojik uykunun, en iyi korunma yöntemlerinden biri olduğunu unutmayın.<img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-35878" src="http://www.beykozolay.com/wp-content/uploads/2021/02/el-yikama.jpg" alt="" width="640" height="427" /><strong>Pandemi döneminde böbrek hastaları kendini nasıl korumalı? </strong></p>
<p>*Covit-19’dan korunmak için iki veya daha fazla katmanlı bir maske takın.</p>
<p>* Maskeyi burnunuzu ve ağzınızı kapatacak şekilde takın ve çenenizin altına sabitleyin.</p>
<p>* Soğuk havalarda maskenizi atkınızın veya kar maskenizin altına takın.</p>
<p>* Maskenizin nefesinizdeki nemden, kardan veya yağmurdan ıslanması ihtimaline karşı yedek bir maske bulundurun.</p>
<p>* Ellerinizi sık sık yıkayın.</p>
<p>* Sık sık dışarı çıkmamak için evinizde sarf malzemelerini stoklayın.</p>
<p>* Halka açık bir yere çıktığınızda, hasta olanlardan uzak durun, yakın teması sınırlayın.</p>
<p>* Mümkün olduğunca kalabalıktan kaçının.</p>
<p>* Bölgenizdeki bir salgın sırasında mümkün olduğunca evde kalın.</p>
<p>* Dışarı çıkarsanız sosyal mesafe önlemlerini alın ve temas mesafenizi 2 metrede tutmaya çalışın.</p>
<p>* Dışarı çıktığınızda düzenli olarak ellerinizi yıkamayı unutmayın.</p>
<p>* Diyalizdeyseniz tedavilerinizi kaçırmamanız gerektiğini unutmayın.</p>
<p>* Kendinizi hasta hissederseniz, herhangi bir sorununuz veya endişeniz varsa kliniğinizle iletişime geçin.</p>
<p>* Böbrek nakli geçirdiyseniz, anti-ret ilaçlarınızı almaya devam edin.</p>
<p>* Siz veya evinizdeki herhangi biri Covit-19 semptomları gösteriyorsa, evinizden ayrılmayın. Böyle bir durumda diyalize veya diğer randevulara gitmeden önce böbrek ünitenizi arayın.</p>
<p>* Olabildiğince evden çalışın, diğer insanlarla teması sınırlayın.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sigarayı hemen bırakmak için 10 neden!</title>
		<link>http://www.beykozolay.com/2021/02/02/sigarayi-hemen-birakmak-icin-10-neden/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Beykoz Olay]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Feb 2021 07:09:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Sür Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[9 Şubat Dünya Sigarayı Bırakma Günü]]></category>
		<category><![CDATA[Beykoz Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Beykoz Üniversitesi Meslek Yüksekokulu]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Gülten Kaptan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.beykozolay.com/?p=35672</guid>

					<description><![CDATA[9 Şubat Dünya Sigarayı Bırakma Günü, birçok insanın en büyük düşmanı olan sigaradan kurtulmak için ideal bir...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>9 Şubat Dünya Sigarayı Bırakma Günü, birçok insanın en büyük düşmanı olan sigaradan kurtulmak için ideal bir gün. </strong></p>
<p><strong>Beykoz Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Gülten Kaptan, sigaranın kemiklerden dişlere, akciğerden damarlara kadar vücudumuza büyük zararlar verdiğini söylüyor. Sigara içenlerin kanserden ölme oranlarının içmeyenlere göre 15-20 kat daha fazla olduğunu belirten Kaptan,  “</strong><strong>Sigarayı bırakmanın yaşı yok. 65 yaşın üzerinde olsa bile, sigarayı bırakmak insanların daha uzun yaşamasına ve daha iyi bir yaşam kalitesine sahip olmasına yardımcı olabilir” diyor.</strong><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-35673" src="http://www.beykozolay.com/wp-content/uploads/2021/02/Prof.-Dr.-Gulten-Kaptan.jpg" alt="" width="640" height="453" />Yıllarca sigara içmiş olsanız bile, sigarayı bırakmak için asla geç değil… Hatta tam zamanı diyebiliriz… Dünyadaki ve Türkiye’deki birçok tiryaki, 9 Şubat Dünya Sigarayı Bırakma Günü’nü kendine milat edinerek sigarayı bıraktı. Bugünün katkılarıyla bu yıl da binlerce insanın, 9 Şubat’tan itibaren sigarayla arasına mesafe koyacağı ümit ediliyor. Beykoz Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Gülten Kaptan, “9 Şubat, sigara gibi maddi, fiziksel ve ruhsal zarar veren bir bağımlılık ya da alışkanlıktan kurtulmak için bir başlangıçtır. Bırakınca ne olacak demeyin. Bilimsel kaynaklara göre, sigarayı bıraktıktan 5 ila 15 yıl sonra inme riskiniz sigara içmeyenlerin seviyesine düşer. 10 yıl içinde ise akciğer kanseri riskiniz, sigara içen kişinin yaklaşık yarısına düşer. Sigarayı bırakmak birçok etkiyi tersine çevirebilir. Öyleyse sigarayı bırakmanın yaşı yok. 65 yaşın üzerinde olsa bile, sigarayı bırakmak insanların daha uzun yaşamasına ve daha iyi bir yaşam kalitesine sahip olmasına yardımcı olabilir” diyor.</p>
<p><strong>“Sigaradaki kimyasallar kanser yapıyor”</strong></p>
<p>Sigara alışkanlığı genç-yaşlı demiyor. Sigara içenlerin büyük çoğunluğu tütün ürünlerini 18 yaşından çok önce kullanmaya başlıyor. İstatistikler, 13-15 yaş arası öğrencilerin herhangi bir şekilde tütün kullanımının yüzde 10&#8217;dan fazla olduğunu ortaya koyuyor.  “Her sigara ömürden çalıyor” diyen Prof. Dr. Gülten Kaptan, içilen her sigaranın insan ömründen 12 dakika çaldığının hesaplandığını söylüyor. İstatistiklere göre dünyada her yıl 4 milyon, Türkiye’de ise 100 bin insanın sigaradan hayatını kaybettiğini belirten Kaptan, şöyle konuşuyor:</p>
<p>“Sigaralar, çoğu puro ve nargile de bulunabilen yaklaşık 600 bileşen içerir. American Lung Association&#8217;a göre, bu bileşenler yandığında 7 binden fazla kimyasal üretirler. Bu kimyasalların çoğu zehirlidir ve en az 69’u kansere neden oluşturabilecek maddelerdir. Sigara kullanan kişilerin kanser nedeniyle ölüm oranı, kullanmayanlardan 15 &#8211; 25 kat daha fazla. Amerika Birleşik Devletleri&#8217;nde sigara içenlerin ölüm oranı, hiç sigara içmeyenlerin üç katı kadar. Aslında, Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC), sigara içmenin Amerika Birleşik Devletleri&#8217;nde en yaygın ‘önlenebilir ölüm nedeni’ olduğunu söylüyor.”</p>
<p><strong>“Kolay değil ama başarabilirsiniz”</strong></p>
<p>Sigara içindeki bağımlılık yapan bileşen nikotin… Nikotininin ruh halini değiştiren bir tür ilaç olduğunu söyleyen Profesör Kaptan, “Sigara içtiğinizde nikotin beyninize sadece saniyeler içinde ulaşır ve bir süre kendinizi daha enerjik hissetmenizi sağlar. Ancak bu etki geçtikçe, kendinizi yorgun hissedersiniz ve daha fazlasını istersiniz. Nikotin aşırı derecede alışkanlık oluşturur. Bu yüzden insanlar sigarayı bırakmakta zorlanır” diye nikotinin bağımlılık etkisini açıklıyor. Sigarayı bıraktıktan sonra bazı geçici güçlüklerin yaşanabileceğini de belirten Kaptan, şu değerlendirmeyi yapıyor:</p>
<p>“Birkaç saatte bir doz nikotin solumaya alışkınsanız, vücudunuz daha fazlasına ihtiyacı olduğunda size haber verecektir. Vücudunuza nikotin sağlamayı bıraktığınızda, geri çekilme sürecinden geçeceksiniz. İlk birkaç gün en zor olanıdır, ancak bir süre sonra istek azalır ve sonunda kaybolur. Sigarayı bıraktığınızda bir süre üzgün, endişeli hissedebilirsiniz ve uykularınız bozulabilir ancak irade ve kaliteli yaşam daima zararı yener. Siz de başarabilirsiniz. Kaynaklar, sigara bırakılınca kilo alımının artabileceğini ve kadınların yeniden başlama oranının yüksek olduğunu söylüyor. Oysa sigarayı bıraktıktan sonra gelişmiş damak zevki, daha az yemekle doygunluk sağlıyor. Daha sağlıklı bir gelecek için fırsat bulduğumuzu akıldan çıkarmadan yaşama adım atarsak başarırız. Gelin hep birlikte 9 Şubat &#8216;Dünya Sigarayı Bırakma Günü&#8217;nü bir başlangıç olarak kabul ederek sigarayı bırakalım ve sağlıklı bir yaşama ilk adımı atalım.”<img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-medium wp-image-35675" src="http://www.beykozolay.com/wp-content/uploads/2021/02/sigarayi_birakin.jpg" alt="" width="640" height="427" /><strong>Bu nedenler sigarayı bıraktırır!</strong></p>
<p>1- Sigara içenlerde, nefes alma zorluğu, yorgunluk ve halsizlik sık görülüyor.</p>
<p>2- Sigara içmek tüm kardiyovasküler sisteminize zarar verir. Nikotin, kan damarlarının daralmasına neden olarak kan akışını kısıtlar. Zamanla, devam eden daralma, kan damarlarının hasar görmesiyle birlikte periferik arter hastalığına neden olabilir.</p>
<p>3- Sigara içmek, kan basıncını yükseltir, kan damarı duvarlarını zayıflatır ve kan pıhtılarını artırır. Bu da inme riskini artırır.</p>
<p>4- Sigaranın neden olduğu akciğer hastalıkları, amfizem ve kronik bronşiti içeren KOAH&#8217;ı içerir. Sigara içenlerin sigara içmeyenlere göre KOAH nedeniyle ölme olasılığı 12 ila 13 kat daha fazladır.</p>
<p>5- Sigara içmek vücudun hemen hemen her yerinde kansere neden olabilir. Sigara içmek ayrıca kanser hastalarında ve hayatta kalanlarda kanserden ve diğer hastalıklardan ölme riskini artırır. Akciğer kanseri vakalarının çoğunluğuna sigara içmenin neden olduğu biliniyor.</p>
<p>6- Sigara içmenin kadınlar üzerinde ürkütücü etkileri var. Sigara içmek bir kadının hamile kalmasını zorlaştırabilir. Ayrıca kadınlarda doğum kusurları ve düşük yapma risklerini artırabilir.</p>
<p>7- Annenin sigara içmesi, bebeğinin doğumdan önce ve sonra sağlığını da etkileyebilir. Preterm (erken) doğum, ölü doğum (bebeğin doğumdan önce ölmesi), düşük doğum ağırlığı, ani bebek ölümü sendromu (SIDS veya beşik ölümü olarak bilinir) ve ektopik gebelik gibi durumlara sigara içen kadınlarda daha çok rastlanıyor.</p>
<p>8- Sigara içmek erkeklerin spermini de etkileyerek doğurganlığı azaltabilir.</p>
<p>9- Sigara içmek kemik sağlığını etkileyebilir. Çocuk doğurma yıllarını geçmiş sigara içen kadınların kemikleri, hiç sigara içmeyen kadınlardan daha zayıftır. Ayrıca kemik kırılmaları için daha büyük risk altındadırlar.</p>
<p>10- Cinsiyet ve yaş ayırmaksızın sigara içmek dişleri olumsuz etkiliyor. Özellikle ön dişleri sarartıyor ve diş taşlarını artırıyor. Kötü koku ve tat alma bozukluğu ise sigara içmenin diğer olumsuz etkileri…</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Farkındalık ve önlemle hedef, kansersiz bir gelecek!</title>
		<link>http://www.beykozolay.com/2021/01/29/farkindalik-ve-onlemle-hedef-kansersiz-bir-gelecek/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Beykoz Olay]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 29 Jan 2021 10:34:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Sür Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[4 Şubat Dünya Kanser Günü]]></category>
		<category><![CDATA[Beykoz Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Beykoz Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Meslek Yüksekokulu]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Gülten Kaptan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.beykozolay.com/?p=35642</guid>

					<description><![CDATA[Her sene 4 Şubat’ta gerçekleşen Dünya Kanser Günü’nün 2021 yılı teması, “Kararlıyım ve Yapacağım”.  Beykoz Üniversitesi Meslek...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Her sene 4 Şubat’ta gerçekleşen Dünya Kanser Günü’nün 2021 yılı teması, “Kararlıyım ve Yapacağım”.  Beykoz Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Gülten Kaptan, dünyada her yıl 10 milyondan fazla insanın kanser nedeniyle hayatını kaybettiğini belirtiyor. Kaptan, kanserle ilgili farkındalık artırılıp, önlemler alınırsa, kanser vakalarının üçte birinin önlenebileceğini söylüyor.</strong></p>
<p>Şimdilerde hastalık denilince akla ilk Covid-19 geliyor ama hayatımızda varlığını sürdüren başka hastalıklar da var. Bunların başında da kanser geliyor. Dünyada her yıl 10 milyondan fazla insan kanserden ölüyor. Bu sayı, HIV/AIDS, sıtma ve tüberküloz hastalıklarından kaynaklanan ölümlerin toplamından fazla… Kanserle ilgili yeterli önlemler alınmaz ve tedaviler gelişmezse, 2030 yılına kadar kanser ölümlerinin yılda 13 milyona çıkacağı tahmin ediliyor. Bu nedenle kanserle mücadelede, bireysel ve toplumsal farkındalığın artması çok önemli. 4 Şubat 2021 Dünya Kanser Günü de kansere karşı farkındalığın artması için yeni bir fırsat sunuyor. Bu yıl ‘Kararlıyım ve Yapacağım’ teması etrafında gerçekleştirilecek Dünya Kanser Günü’nde, Uluslararası Kanser Kontrol Örgütü (UICC) ve ortak kuruluşlar kanseri önleme konusunda toplumsal bilincin arttırılması açısından birçok büyük ya da küçük kampanyalar yürütüyor.<img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-35643" src="http://www.beykozolay.com/wp-content/uploads/2021/01/4-Subat-Dunya-Kanser-Gunu-1.jpg" alt="" width="658" height="439" /><strong>Hedef, kansersiz bir gelecek!</strong></p>
<p>4 Şubat Dünya Kanser Günü nedeniyle açıklama yapan Beykoz Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Gülten Kaptan, Dünya Kanser Günü’nün küresel bir olay olduğunu ve bugünde mümkün olduğunca dünya nüfusunun çoğuna ulaşmanın hedeflendiğini söylüyor. Kanserin dünya çapında önemli bir halk sağlığı sorunu olduğunu vurgulayan Kaptan, “Burada en büyük hedef; kansersiz bir gelecek yaratmak, sağlıklı toplum ve dünyada yaşayabilmek, bunu da gelecek nesillere miras bırakmaktır. Harekete geçilmezse uzmanlar, 2030 yılına kadar kanser ölümlerinin yılda 13 milyona çıkacağını tahmin ediyor. Harekete geçildiğinde ise kanser vakalarının üçte birinden fazlasının önlenebileceği; erken tespit edilmesi ve uygun şekilde tedavi edilmesi durumunda ise diğer üçte birlik kısmın iyileşeceği tahmin ediliyor” diyor.</p>
<p><strong>Az gelişmiş ülkelerdeki kanser daha çok öldürüyor</strong></p>
<p>Dünyada kanser ölümlerinin yarısından fazlası, yaklaşık yüzde 65’i, az gelişmiş ülkelerde gerçekleşiyor. Kansere bağlı ölümlerin, hizmet, eğitim ve tedavi koşullarının az gelişmiş bölgelere götürülememesinden kaynaklandığını söyleyen Profesör Kaptan, “Kanseri önleme, teşhis, tedavi ve bakıma eşit erişim, hayat kurtarabilir. Ayrıca kamusal ve politik okuryazarlığı artırıp, kanserle ilgili yanlış anlamaları ortadan kaldırarak davranışları ve tutumları değiştirebiliriz” diye konuşuyor.</p>
<p><strong>“Sosyal medya etkin kullanılmalı”</strong></p>
<p>Günümüzde kanserle mücadelede sosyal medyanın da etkin kullanılması gerektiğini düşünen Kaptan, şu önerilerde bulunuyor: “Bireylerin ve toplumun kanser farkındalığının artırılmasında sosyal medya etkin kullanılmalı ve öz yönetimi destekler nitelikte olmalı. Sosyal medya araçları, kanserin önlenmesi ve yönetimi için müdahalelerin yapılmasında etkili olma potansiyeline sahip. Kanser tedavisinde sosyal medya kullanımı; hastalar, bakım verenler ve klinisyenler arasında daha iyi iletişim, destek ve hasta bakımının kolaylaştırılmasına da yardımcı rol oynayabilir. Sosyal medyada; bireylerin bakış açılarını, içerikleri, iç görüleri, deneyimleri, fikirleri paylaşmaları için platformların artırılması gerekiyor.”</p>
<p><strong>“Değiştirilebilir risk faktörlerinden kaçın”</strong></p>
<p>Prof. Dr. Gülten Kaptan’a göre, kanserin üçte birinden fazlası; tütün, obezite, fiziksel hareketsizlik, enfeksiyonlar, alkol, çevre kirliliği, mesleki karsinojenler ve radyasyon gibi risk faktörlerine maruz kalınması azaltılarak önlenebilir. Kansere neden olan yaş, genetik etken ve bağışıklık sistemi gibi bazı faktörleri değiştirmenin mümkün olmadığını vurgulayan Kaptan, değiştirilebilir risk faktörleri üzerinde durulması gerektiğini söylüyor. Kaptan, kanserle mücadele etmek için şunları öneriyor: “Bazı kanserlerin önlenmesi, sırasıyla karaciğer kanseri ve rahim ağzı kanserine karşı korunmaya yardımcı olan Hepatit B Virüsüne (HBV) ve İnsan Papilloma Virüsüne (HPV) karşı aşılama yoluyla da etkili olabilir. Çevre kirliliği, mesleki kanserojen maddeler ve radyasyon gibi diğer kanserojen maddelere maruziyetin azaltılması, kanserin önlenmesine yardımcı olabilir.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Gülten Kaptan’dan kansere yakalanmama formülü&#8230;</strong></p>
<p>Alkolden uzak durun: Her tür alkollü içkinin bir dizi kanserin nedeni olduğuna dair kanıtlar günümüzde her zamankinden daha güçlü. Alkol; bağırsak, meme, ağız ve ağız ve boğaz, yemek borusu, karaciğer ve mide dahil olmak üzere altı tür kanser riskini artırmakta.</p>
<p>Düzenli beslenenin: Aşırı kilolu veya obez olmak, özellikle yetişkinlerde daha fazla kilo alımı, daha büyük kanser riskleri ile ilişkilendiriliyor. Uzmanlar; özellikle işlenmiş etler, tuzlu yiyecekler, meyve ve sebzeler bakımından zengin diyetler ve besin alımının, kolon rektum, nazofarenks ve mide gibi kanser riskleri üzerinde etkili olduğunu öne sürüyorlar.</p>
<p>Fiziksel aktiviteye zaman ayırın: Düzenli fiziksel aktivite sadece aşırı vücut yağını ve bununla ilişkili kanser risklerini azaltmaya yardımcı olmakla kalmaz; kolon, meme gibi kanser gelişme risklerini azaltmaya da yardımcı olabilir.</p>
<p>Sigara kullanmayın: Tütün dumanı en az 80 farklı kansere neden olan madde (kanserojen maddeler) içeriyor. Kanser riskini artıran tütün ürünlerinden uzak durulması gerekiyor.</p>
<p>İşyeri tehlikelerine dikkat edin: Bazı insanlar yaptıkları iş nedeniyle kansere neden olan bir maddeye maruz kalabilirler. Örneğin, kimyasal boya endüstrisindeki işçilerin normalden daha yüksek bir mesane kanseri insidansına sahip olduğu saptandı. İzolasyon alanında kullanılan ‘asbest’ maddesinin kansere neden olduğu belirlendi.</p>
<p>Enfeksiyon ajanlarındaki risklerden kaçın: Enfeksiyon yapıcı ajanlar olan bakteri, virüs ve parazitler insanlarda kansere neden olabilmektedir. Dünya genelinde enfeksiyon ajanlarına bağlı kanser vakaları ise yüzde 15-20 arasındadır. Bulaşıcı ajanların, yılda yaklaşık 2,2 milyon kanser ölümünden sorumlu olduğu da belirtilmektedir.<img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-medium wp-image-35644" src="http://www.beykozolay.com/wp-content/uploads/2021/01/4-Subat-Dunya-Kanser-Gunu-2.jpg" alt="" width="659" height="439" /><strong>Kanserin en çok görülen belirtileri nelerdir?</strong></p>
<p>Pek çok kanser türünde hastalığın bulunduğu yere göre semptomları farklı olsa da kanserlerin genel olarak bazı önemli belirtileri vardır. Prof. Dr. Gülten Kaptan kanser belirtileri ile ilgili şu uyarılarda bulunuyor:</p>
<p>* Vücut organlarında görülen olağandışı şişliklere dikkat edin.</p>
<p>* Öksürük, nefes darlığı veya yutma güçlüğü gibi belirtilerin farkında olun.</p>
<p>* Bağırsak alışkanlığındaki değişikliklerin (kabızlık, ishal) ve dışkıda kan görülmesinin riskli bir durum olduğunu hatırlayın.</p>
<p>* Vajinada, idrarda veya öksürürken bulunan kan gibi beklenmeyen kanamaları önemseyin.</p>
<p>* Açıklanamayan kilo kaybı risk içerir. Kısa bir süre içinde (birkaç ay) büyük miktarda açıklanamayan ve kasıtsız kilo ve iştah kaybını dikkate alın. Uzun süre yemek yemediği halde kişinin kendini az aç hissetmesi önemli belirtiler arasındadır.</p>
<p>* Aşırı yorgunluk ve şiddetli enerji eksikliği görülebilir. Yorgunluk kansere bağlıysa, bireylerin normalde başka semptomları da olabileceğini unutmayın.</p>
<p>* Açıklanamayan, devam eden ya da ara ara gelip giden ağrıları önemseyin.</p>
<p>* Ciltte yeni ben oluşumunu veya var olan benlerde boyut, şekil veya renk değişikliklerini küçümsemeyin. Benlerde kabuklu veya kanamalı bir durum oluştuğunda doktora başvurun.</p>
<p>* İdrar yapma ile ilgili komplikasyonları da önemseyin.  Daha sık idrara çıkma ihtiyacı veya ihtiyaç duyulduğunda gidememe veya idrar yaparken ağrı hissetmek tehlike habercisidir.</p>
<p>* Memedeki olağandışı boyut, şekil veya his, cilt değişiklikleri ve ağrılar, kanser habercisi olabilir.</p>
<p>* İyileşmeyen bir yara veya ülser (nokta, yara veya ağız ülseri dahil) kansere neden olabilir.</p>
<p>* Kalıcı, ağrılı mide ekşimesi veya hazımsızlık belirtiler arasında yer alır. Bu belirtileri göz ardı etmeyin.</p>
<p>* Yoğunlaşan gece terlemelerine dikkat edin.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Virüsler farklı; ders ortak!..</title>
		<link>http://www.beykozolay.com/2020/11/24/virusler-farkli-ders-ortak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Beykoz Olay]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Nov 2020 14:58:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Sür Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[1 Aralık Dünya AIDS Günü]]></category>
		<category><![CDATA[Beykoz Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Beykoz Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Gülten Kaptan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.beykozolay.com/?p=34932</guid>

					<description><![CDATA[Dünya Sağlık Örgütü, 1 Aralık Dünya AIDS Günü’nün temasını “Küresel dayanışma, paylaşılan sorumluluk’ olarak belirledi. Beykoz Üniversitesi...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Dünya Sağlık Örgütü, 1 Aralık Dünya AIDS Günü’nün temasını “Küresel dayanışma, paylaşılan sorumluluk’ olarak belirledi.</strong></p>
<p>Beykoz Üniversitesi MYO Müdürü Prof. Dr. Gülten Kaptan, Covid-19 salgınının insanlık için bir uyanma çağrısı olduğunu, toplumların güç birliği oluşturarak bu tür krizleri yönetebileceğini söylüyor. Kaptan, “Covid-19, bizlere şunu öğretti; bu süreçte herkes güvende olana kadar kimse güvende değildir! Covid-19 salgınıyla mücadelede ayrımcılığı ortadan kaldırmak, insanı merkeze koymak, insan hakları ve cinsiyete duyarlı yaklaşımlara dayandırılan stratejiler oluşturmak hem HIV hem de Covid-19 virüslerine son vermenin anahtarı olacaktır ve olmalıdır” diyor.</p>
<p>Dünya Covid-19 virüsüyle mücadele ederken, insanlığın hayatına giren diğer virüsler de iş başında… Bunların en korkunçlarından biriyse, HIV (Human Immunodeficiency Virus) yani İnsan Bağışıklık Yetmezliği Virüsü olarak adlandırılan ve AIDS hastalığına neden olan virüs… Dünyada halen yaklaşık 40 milyon kişinin HIV ile enfekte olduğu düşünülüyor. Kan yoluyla ve cinsel ilişki sırasında bulaşan bu virüsün vücuda girmesiyle hastalıklarla savaşmamızı sağlayan bağışıklık sistemi zarar görüyor ve yok oluyor.<img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-medium wp-image-34936" src="http://www.beykozolay.com/wp-content/uploads/2020/11/1-Aralik-Dunya-AIDS-Gunu-4.jpg" alt="" width="697" height="493" /><strong>Gün, dayanışma günü!</strong></p>
<p>Her yıl 1 Aralık Dünya AIDS Günü olarak kabul ediliyor. Dünya Sağlık Örgütü bu yıl, Dünya AIDS Günü&#8217;nün temasını “Küresel dayanışma, paylaşılan sorumluluk” olarak belirledi. 1 Aralık Dünya AIDS Günü, HIV / AIDS konusunda farkındalık yaratmak ve pandemi karşısında uluslararası dayanışma göstermek için dünyanın her yerinden insanları bir araya getiriyor; getirmeyi amaçlıyor.</p>
<p>Prof. Dr. Gülten Kaptan, “Covid-19 krizi aynı zamanda insanlık için bir uyanma çağrısı da olmuştur. Toplumlar birlikte bir güç oluşturarak bu tür krizlerin yönetiminin önemini anlamışlardır. Bu yılki Dünya AIDS Günü&#8217;ne eşitsizliklere ışık tutarak ve bu eşitsizlikleri gidermeye yardımcı olmak için üzerimize düşeni yaparak katılmalıyız. Bu sorumluluk sadece hükümetlerin değil, sivil toplum kuruluşları, sağlık çalışanları ve her düzeyde bireye düşen toplumsal bir sorumluluktur” diye konuşuyor. <img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-34933" src="http://www.beykozolay.com/wp-content/uploads/2020/11/1-Aralik-Dunya-AIDS-Gunu-1.jpg" alt="" width="697" height="697" srcset="http://www.beykozolay.com/wp-content/uploads/2020/11/1-Aralik-Dunya-AIDS-Gunu-1.jpg 697w, http://www.beykozolay.com/wp-content/uploads/2020/11/1-Aralik-Dunya-AIDS-Gunu-1-500x500.jpg 500w, http://www.beykozolay.com/wp-content/uploads/2020/11/1-Aralik-Dunya-AIDS-Gunu-1-400x400.jpg 400w, http://www.beykozolay.com/wp-content/uploads/2020/11/1-Aralik-Dunya-AIDS-Gunu-1-150x150.jpg 150w" sizes="auto, (max-width: 697px) 100vw, 697px" /><strong>Virüslerle başa çıkmanın anahtarı ne?</strong></p>
<p>1 Aralık Dünya AIDS Farkındalık Günü nedeniyle bir açıklama yapan Beykoz Üniversitesi MYO Müdürü Prof. Dr. Gülten Kaptan, “Covid-19, bizlere şunu öğretti; bu süreçte herkes güvende olana kadar kimse güvende değildir! Covid-19 salgınında toplumlarımızda var olan yerleşik eşitsizliklere tanık olundu; salgından en çok yoksul ve savunmasızların olumsuz etkilendiği ortaya çıktı. Bu nedenle, damgayı ve ayrımcılığı ortadan kaldırmak, insanı merkeze koymak, insan hakları ve cinsiyete duyarlı yaklaşımlara dayandırılan stratejiler oluşturmak, çarpışan HIV ve Covid-19 salgınlarına son vermenin anahtarı olacaktır ve olmalıdır” diyor.</p>
<p><strong>Pandemiden alınacak dersler</strong></p>
<p>Pandemiyle mücadelenin dünyaya HIV gibi diğer virüslerle başa çıkmak için önemli dersler verdiğini belirten Kaptan, şöyle konuşuyor: “Covid-19 mücadelesinde yaşadıklarımız; dünya çapında HIV / AIDS önleme, tedavi ve bakımında ilerlenmesini teşvik etmekte. 2020&#8217;de dünyanın tüm dikkati Covid-19 salgını nedeniyle sağlığa odaklandı. Ancak geçim kaynaklarının ve ekonominin de ne denli önemli olduğu ortaya çıktı. Bu durum HIV ortaya çıktığında da geçerliydi ve hala geçerliliğini korumakta. Covid-19 tüm dünyaya; sağlıkta eşitsizliğin azaltılması gerekliliğini, insan haklarının önemini, kadın-erkek eşitliği, sosyal koruma ve ekonomik büyüme gibi diğer kritik konularla pandeminin bağlantılı olduğunu bir kez daha göstermiş oldu. Aynı durum HIV ortaya çıktığında da geçerliydi.”<img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-medium wp-image-34937" src="http://www.beykozolay.com/wp-content/uploads/2020/11/1-Aralik-Dunya-AIDS-Gunu-5.jpg" alt="" width="697" height="497" /><strong>HIV virüsü nasıl bulaşıyor?</strong></p>
<p>Prof. Dr. Gülten Kaptan’a göre, AIDS’in erken dönemde saptanması ve diğer insanlara bulaşının önlenmesi çok önemli. Bu nedenle belirti ve bulguların bilinmesi gerekiyor. HIV’li kişilerden kan, sperm, vajinal salgı gibi vücut sıvılarının sağlıklı kişilere aktarılmaması toplumun tüm kesimlerine öğretilmeli. “HIV, HIV taşıyan bir kişiden yalnızca belirli vücut sıvılarıyla bulaşıyor. Bu sıvılar kan, meni, pre-seminal sıvılar, rektal sıvılar, vajinal sıvılar ve anne sütü…” diyen Kaptan, şu bilgileri veriyor: “HIV bulaşması ancak bu sıvılar bir mukoza veya hasarlı doku ile temas ederse veya doğrudan kan dolaşımına (bir iğne veya şırıngadan) enjekte edilirse mümkün. Mukoza zarları rektumun, vajinanın, penisin açıklığının ve ağzın içinde bulunur. Ayrıca; HIV; hamilelik, doğum (doğum sancıları ve doğum olarak da adlandırılır) veya emzirme sırasında HIV&#8217;li bir kadından çocuğuna geçebilir. Buna HIV&#8217;in anneden çocuğa geçmesi deniyor.”<img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-medium wp-image-34934" src="http://www.beykozolay.com/wp-content/uploads/2020/11/1-Aralik-Dunya-AIDS-Gunu-2.jpg" alt="" width="697" height="522" /><strong>Önce eğitim, sonra korunma</strong></p>
<p>HIV riskinizi azaltmak için, cinsel ilişkide prezervatifi doğru kullanmak çok önemli. Her açıdan zararlı olan uyuşturucu kullanımı, uyuşturucu enjekte etmek, HIV bulaşımı yönünden de en büyük risklerden biri… AIDS&#8217;ten korunmada bilimsel verilerin ışığında tüm dünyanın kabul ettiği tek yöntemin “eğitim” olduğunu vurgulayan Profesör Kaptan, “Tüm toplum hastalığın bulaşma yolları ve korunma yöntemleri hakkında bilinçlendirilmeli” diyor. Bu noktada başta hekim ve hemşire olmak üzere tüm sağlık personeline önemli görevler düştüğünü belirten Kaptan, sözlerini şöyle sürdürüyor:</p>
<p>“Hemşirelerin önemli görev ve sorumlulukları arasında özellikle AIDS’li bireyin gözlem ve değerlendirilmesi ile verilecek bakımın planlanması ve uygulanması var. Ancak tüm sağlık personelinin yanı sıra hekim ve hemşireler bu hastalığın önlenmesinde, eğitim vermede başrolde… Bu eğitim öncelikle korunma ve yayılmayı kapsamakta ve bu ilke ve uygulamaların öğretilerek bireylerin bilinçlenmesinin sağlanmasını içermekte. Aynı zamanda hemşireler AIDS’in yayılmasını önleme ve AIDS’ten korunma konusunda bireylere gerekli bilgi ve deneyimlerin kazandırılmasında sağlık eğitimcisi olarak anahtar role sahip.”</p>
<p><strong>“HIV’lilerin sağlık hizmetlerine erişimi azaldı”</strong></p>
<p>Prof. Dr. Gülten Kaptan’a göre, Covid-19 krizi, HIV ile yaşayan insanların, hayat kurtaran sağlık hizmetlerine erişimleri de dahil olmak üzere karşılaştıkları zorlukları daha da şiddetlendirdi. Kronik hastalığı olanlar, HIV’le yaşayanlar özellikle kadın, yaşlı, çocuk risk grupları gibi marjinal risk grupları, HIV&#8217;e karşı daha da savunmasız hale geldi.  Bununla birlikte, Covid-19 krizi aynı zamanda insanlık için bir uyanma çağrısı da olmuştur. Toplumlar birlikte bir güç oluşturarak bu tür krizlerin yönetiminin önemini anlamışlardır” diyen Kaptan, sözlerini şu şekilde sürdürüyor: “Birçok açıdan, bir halk sağlığı tehdidi olarak AIDS&#8217;in yenilmesi, dünyanın Covid-19&#8217;a nasıl tepki verdiğine bağlıdır gibi bir teoride ortaya çıkmıştır. Aynı zamanda başta hekim ve hemşireler olmak üzere tüm sağlık çalışanlarının zincirin en uç noktasında olan kişisine kadar ne denli önemli oldukları, onlara yönelik korunma, barınma ve ücret politikalarının yeniden gözden geçirilmesi de vurgulanmıştır.”<img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-34935" src="http://www.beykozolay.com/wp-content/uploads/2020/11/1-Aralik-Dunya-AIDS-Gunu-3.jpg" alt="" width="697" height="464" /><strong>HIV’in bulaşmasını önlemek için neler yapılmalı?</strong></p>
<p><strong>*</strong>Cinsel ilişkide prezervatifi doğru kullanmak önemli…</p>
<p><strong>*</strong>Uyuşturucu kullanmak, enjekte etmek HIV bulaşımı yönünden en büyük risk.</p>
<p><strong>*</strong>HIV kapma riski olanlar, mutlaka bir sağlık profesyoneliyle iletişime geçmeli ve korunmak için neler yapması gerektiğini öğrenmeli.</p>
<p><strong>*</strong>HIV herkese bulaşabilir, ancak HIV&#8217;den korunmak için HIV testi yaptırılabilir.</p>
<p><strong>*</strong>AIDS ile mücadelede tek eşlilik önemli bir yaşam şeklidir. Bu yaşam şekli benimsenerek HIV’den korunmak mümkün.</p>
<p><strong>*</strong>HIV hastası olanlar her gün HIV ilaçlarını almayı ihmal etmemeli.</p>
<p><strong>*</strong>AIDS’le mücadele “eğitim” çok önemli. Eğitim vermekte de etkin rol alan doktor ve hemşire gibi sağlık personeline yardımda bulunulmalı.</p>
<p><strong>*</strong>AIDS’le mücadele sorumluluk sadece hükümetlerin, sivil toplum kuruluşları ve sağlık çalışanlarının değil… Her düzeyde birey de bu mücadelede sorumluluk almalı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>4 Şubat’ın amacı toplumsal farkındalık yaratmak</title>
		<link>http://www.beykozolay.com/2020/02/01/4-subatin-amaci-toplumsal-farkindalik-yaratmak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Beykoz Olay]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 01 Feb 2020 13:04:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Sür Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[4 Şubat Dünya Kanser Günü]]></category>
		<category><![CDATA[Beykoz Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Beykoz Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Gülten Kaptan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.beykozolay.com/?p=31998</guid>

					<description><![CDATA[Kanser, dünyada her yıl 10 milyona yakın can alıyor. 4 Şubat Dünya Kanser Günü nedeniyle açıklama yapan...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kanser, dünyada her yıl 10 milyona yakın can alıyor. 4 Şubat Dünya Kanser Günü nedeniyle açıklama yapan Beykoz Üniversitesi MYO Müdürü Prof. Dr. Gülten Kaptan, “Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre; “Kanser her yıl dünyada 10 milyona yakın can alıyor ancak kanseri önleme, erken teşhis ve tedavi için kaynağa uygun stratejiler uygulanarak her yıl birçok kişinin hayatı kurtulabilir. Kanserden korunma ve kontrol amacı doğrultusunda kanser insidansını ve mortalitesini azaltmak ve kanser hastalarının ve ailelerinin yaşam kalitesini iyileştirmek gerekir” dedi.</strong></p>
<p>Asrın hastalığı olarak bilinen kanser, her yıl dünyada 10 milyona yakın can alıyor. Türkiye’de ise her yıl ortalama 163 bin kanser vakası görülüyor. 2015 yılında her 100 bin kadından 177&#8217;sine, her 100 bin erkekten 247&#8217;sine kanser teşhisi konuldu.  Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, 2018 yılında dünyada 9 milyon 600 bin kişi kanserden yaşamını kaybetti. Kanserden ölümlerin yaklaşık üçte biri yetersiz beslenme, fiziksel aktivite eksikliği, tütün ve alkol kullanımından kaynaklanıyor. Kanser ölümlerinin yüzde 70&#8217;i ise düşük ila orta gelirli ülkelerde meydana geliyor.<img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-31999" src="http://www.beykozolay.com/wp-content/uploads/2020/02/unnamed-9.jpg" alt="" width="697" height="493" /><strong>4 Şubat’ın asıl amacı ne?</strong></p>
<p>4 Şubat Dünya Kanser Günü nedeniyle bir açıklama yapan Beykoz Üniversitesi MYO Müdürü Prof. Dr. Gülten Kaptan, “Dünya Kanser Günü, her yıl 4 Şubat&#8217;ta farkındalık yaratmak amacıyla tüm dünyada gündeme getiriliyor. Bu günün asıl amacı, kanserin nasıl önleneceği, tedavileri konusunda farkındalık oluşturmak,  insanları bu konuda eğitmek, başta hekim ve hemşireler olmak üzere tüm sağlık çalışanlarına düşen görev ve sorumlulukları harekete geçirmek ve toplum bilinci yaratmaktır” diyor.</p>
<p><strong>Yılın sloganı: Kararlıyım ve Yapacağım</strong></p>
<p>Uluslararası Kanser Kontrol Birliği bu yıl tema olarak “#IAmAndIWill”, “Kararlıyım ve Yapacağım” sloganını seçti. Gülten Kaptan bunun harekete geçirici bir mesaj olduğunu söylüyor. “Bu harekete geçme taahhüdü kanserin küresel etkisini azaltmada güçlü bir ilerlemeye yol açacak beklentisi ile oluşturulmuş. Kansersiz bir dünya yaratma taahhüdüne ihtiyacımız var” diyen Kaptan, kanser hastalığının tanımını şöyle yapıyor: “Kanser, vücuttaki bir grup normal hücredeki değişiklikler, tümör adı verilen bir yumru oluşturan kontrolsüz, anormal büyümeye yol açtığında ortaya çıkan bir hastalıktır. Bu lösemi (kan kanseri) hariç tüm kanserler için geçerlidir. Tedavi edilmezse, tümörler büyüyebilir ve kan dolaşımı ve lenfatik sistemler yoluyla çevredeki normal dokuya veya vücudun diğer bölgelerine yayılabilir. Hatta sindirim, sinir ve dolaşım sistemlerini etkileyebilir veya vücut işlevini etkileyebilecek hormonları serbest bırakabilir.”<img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-medium wp-image-32000" src="http://www.beykozolay.com/wp-content/uploads/2020/02/unnamed-10.jpg" alt="" width="697" height="464" /><strong>En büyük risk, sigara!</strong></p>
<p>Kanserin birçok nedeni var ve bunların bazıları önlenebilir. Sigara en büyük risk faktörlerinden birisi olarak görülüyor. Sigaraya ek olarak; fazla alkol tüketimi, obezite, fiziksel hareketsizlik, yetersiz ve dengesiz beslenme gibi risk faktörleri de sayılabilir. Şu anda önlenemeyen en önemli risk faktörünün yaş olduğu ve bunun da 50 yaş ve üzeri kişilerde daha fazla olduğu belirtiliyor. Prof. Dr. Gülten Kaptan, Dünya Sağlık Örgütü’nün araştırmalarına göre; kanseri önleme, erken teşhis ve tedavi için kaynağa uygun stratejiler uygulanarak her yıl birçok insanın hayatının kurtulabileceğini söylüyor. Kaptan değerlendirmelerini şöyle sürdürüyor: “Tütün, obezite, fiziksel hareketsizlik, enfeksiyonlar, alkol, çevre kirliliği, mesleki karsinojenler ve radyasyon gibi risk faktörlerine maruz kalmak azaltılarak tüm kanserlerin üçte birinden fazlası önlenebilir. Çevre kirliliği, mesleki karsinojenler ve radyasyon gibi diğer karsinojenlere maruziyetin azaltılması da başka kanserlerin önlenmesine yardımcı olabilir.”</p>
<p><strong>“Hemşireler daha çok sorumluluk üstlenmeli”</strong></p>
<p>Hekim ve hemşireler başta olmak üzere tüm sağlık çalışanları tüm dünya ve ülkeleri için kanser önleme ve bakımda anahtar rol oynamakta. Sağlık hizmeti sunumunun merkezinde yer alan hemşirelerin kanseri önleme ve tedavisinde önemli sorumluluklar üstlenmesi gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Gülten Kaptan, “Dünya Sağlık Örgütü (WHO), 2020&#8217;yi Florence Nightingale&#8217;nin 200. doğum yıldönümü şerefine “Hemşire ve Ebe Yılı” olarak belirledi. 2020 yılı Dünya Sağlık Örgütü için ‘evrensel sağlık” kapsamında hemşirelik ve ebelik güçlendirme bağlamında önemlidir. Bu güçlenme kanser ve diğer hastalıkların önlenme, bakım ve tedavisine büyük ölçüde katkı sağlayacaktır” diye konuşuyor.  Kaptan, değerlendirme ve önerilerini şöyle sürdürüyor: “Hemşireler, yaşam süresi boyunca kanser önleme ve kontrolünde sağlık ekibinin önemli üyeleridir. Hemşireleri bu önemli role hazırlamak için tüm hemşirelere kanser önleme ve tespitinde eğitim programları başlatılmalıdır. Onkoloji hemşiresinin ana görevi kanser hastalarını denetlemek ve hemşirelik bakımını sağlamaktır. Kanserden korunma ve kontrol amacı doğrultusunda kanser insidansını ve mortalitesini azaltmak ve (kanser) kişilerin ve ailelerinin yaşam kalitesini iyileştirmek gerekir. İyi tasarlanmış bir Ulusal Kanser Kontrol Programı hazırlanması, bilgi ve uygulama arasındaki boşluğu doldurmak ve bu hedefe ulaşmak için en etkili araç olarak hemşirelerin ön plana alınması son derece önemlidir.”</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>AIDS’le mücadelede ‘Topluluklar fark yaratır!’</title>
		<link>http://www.beykozolay.com/2019/11/27/aidsle-mucadelede-topluluklar-fark-yaratir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Beykoz Olay]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 27 Nov 2019 09:45:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Sür Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[1 Aralık Dünya AIDS Günü]]></category>
		<category><![CDATA[Beykoz Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Beykoz Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[HIV]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Gülten Kaptan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.beykozolay.com/?p=30920</guid>

					<description><![CDATA[1 Aralık Dünya AIDS Günü, son 35 yılda 35 milyondan fazla insanı öldüren bu bulaşıcı hastalıkla mücadelenin...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>1 Aralık Dünya AIDS Günü, son 35 yılda 35 milyondan fazla insanı öldüren bu bulaşıcı hastalıkla mücadelenin yollarını hatırlamak için yeni bir fırsat sunuyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün bu yıl “topluluklar fark yaratır” temasıyla gerçekleştireceği Dünya AIDS Günü’nde kırmızı kurdele takarak farkındalık oluşturulabilir.</strong><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-30924" src="http://www.beykozolay.com/wp-content/uploads/2019/11/Prof.-Dr.-Gulten-Kaptan.jpg" alt="" width="627" height="387" />Beykoz Üniversitesi MYO Müdürü Prof. Dr. Gülten Kaptan, “HIV’in bulaşma riski günlük yaşamda düşük. Örneğin öpüşme ile bulaşma olmaz ancak kan alışverişi olması gerekir. Ya da sosyal yaşamda tokalaşma dediğimiz el sıkışmak da bir bulaşma nedeni değildir. HIV virüsü, enfekte olmuş bireyin vücut sıvılarına temas edilmesiyle bulaşır. Sağlık çalışanları yaptıkları etkinliklerle toplumda farkındalık oluşturabilirler. Bir kırmızı kurdele takmak bile çok şeyi değiştirebilir” diyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-medium wp-image-30923" src="http://www.beykozolay.com/wp-content/uploads/2019/11/AIDS-gorsel-3.jpg" alt="" width="480" height="480" srcset="http://www.beykozolay.com/wp-content/uploads/2019/11/AIDS-gorsel-3.jpg 480w, http://www.beykozolay.com/wp-content/uploads/2019/11/AIDS-gorsel-3-400x400.jpg 400w, http://www.beykozolay.com/wp-content/uploads/2019/11/AIDS-gorsel-3-150x150.jpg 150w" sizes="auto, (max-width: 480px) 100vw, 480px" /></p>
<p>AIDS, dünya tıbbının halen başa çıkmaya çalıştığı bulaşıcı bir hastalık… Dünyada ilk kez  1980’li yıllarda ortaya çıkan AIDS’ten bugüne kadar 35 milyondan fazla hasta hayatını kaybetti. Diğer bir ifadeyle Kanada’nın nüfusu kadar insan AIDS nedeniyle yaşamını yitirdi. Birleşmiş Milletler AIDS Programı (UNAIDS), 2018 yılında dünya genelinde AIDS hastası 770 bin kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı. UNAIDS’in raporuna göre, 2000 ile 2017 yılları arasında HIV virüsüne yakalanan kişi sayısında yüzde 36&#8217;lık düşüş yaşandı. HIV kaynaklı ölüm oranları da yüzde 38 oranında azaldı. Rakamlardaki bu olumlu gelişmeye rağmen hastalıkla mücadele için halen yapılması gerekenler var.<img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-30921" src="http://www.beykozolay.com/wp-content/uploads/2019/11/AIDS-gorsel-1.jpg" alt="" width="627" height="470" /></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>“Topluluklar fark yaratır”</strong></span></p>
<p>1 Aralık Dünya AIDS Farkındalık Günü nedeniyle açıklama yapan Beykoz Üniversitesi MYO Müdürü Prof. Dr. Gülten Kaptan, “Bu yıl 1 Aralık 2019 Pazar gününe denk gelen 30’uncu Dünya AIDS Günü, Dünya Sağlık Örgütü’nün belirlediği ‘topluluklar fark yaratır’ temasıyla gerçekleştirilecek” diyor. Hükümetlerden sivil toplum kuruluşlarına üniversitelerden sağlık kurumlarına kadar toplumun tüm kesimlerinin AIDS ile ilgili farkındalık yaratmak için harekete geçtiğini söyleyen Prof. Dr. Gülten Kaptan, şöyle konuşuyor: “AIDS, İnsan İmmün Yetmezlik Virüsü (HIV) enfeksiyonundan kaynaklanan pandemik bir hastalıktır. Dünya AIDS Günü,  uluslararası alanda en çok tanınan sağlık günleri arasında yer almaktadır. Bu özel günde dünya çapındaki insanların HIV ile mücadelede bir araya gelmesi, HIV ile yaşayan insanlara destek vermesi ve AIDS kaynaklı hastalıktan ölenleri anması için fırsat oluşturulması ve toplum bilincinin artırılması amaçlanmaktadır.”<img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-medium wp-image-30922" src="http://www.beykozolay.com/wp-content/uploads/2019/11/AIDS-gorsel-2.jpg" alt="" width="627" height="448" /><span style="color: #ff0000;"><strong>Bulaşma riski düşük ama…</strong></span></p>
<p>Hekim ve hemşireler başta olmak üzere sağlık çalışanlarının bu hastalıkla ilgili farkındalık oluşturabileceğini söyleyen Beykoz Üniversitesi MYO Müdürü Prof. Dr. Gülten Kaptan, AIDS’ten korunmak için şu değerlendirmelerde bulunuyor: “ HIV’in bulaşma riski günlük yaşamda düşük. Buna rağmen AIDS’in neden olduğu ölümler ve bulaşıcılığı insanların bu konuda çok zor ikna olmalarına neden oluyor. Örneğin öpüşme ile bulaşma olmaz ancak kan alışverişi olması gerekir.  Sosyal yaşamda tokalaşma dediğimiz el sıkışmak da bulaşma nedeni değildir. HIV virüsü, enfekte olmuş bireyin vücut sıvılarına temas edilmesiyle bulaşır. Başka bir deyişle temel bulaşma prensibi vücut sıvılarının transferidir.”<img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-30928" src="http://www.beykozolay.com/wp-content/uploads/2019/11/1-aralik-dunya-aids-gunu-1.jpg" alt="" width="1280" height="720" srcset="http://www.beykozolay.com/wp-content/uploads/2019/11/1-aralik-dunya-aids-gunu-1.jpg 1280w, http://www.beykozolay.com/wp-content/uploads/2019/11/1-aralik-dunya-aids-gunu-1-768x432.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 1280px) 100vw, 1280px" /><span style="color: #ff0000;"><strong>Kırmızı kurdele takın!</strong></span></p>
<p>HIV/AIDS hakkındaki bilgi eksikliğinin korunmayı engellediğini belirten Profesör Kaptan, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Bilgi eksikliği virüsün daha hızlı bulaşmasına yol açıyor. Ayrıca bu hastalık konusundaki önyargılar da HIV’li bireyleri damgalamaya neden olabiliyor. Sağlık çalışanları hekim ve hemşireler başta olmak üzere, Dünya AIDS Günü kapsamında forumlar, bilgilendirme toplantıları, etkinlikler yaparak farkındalık yaratabilirler, toplumu bilinçlendirebilirler. Bir kırmızı kurdele takmak bile çok şeyi değiştirebilir!”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Meme kanseri erken evrede durdurulabilir</title>
		<link>http://www.beykozolay.com/2017/10/06/meme-kanseri-erken-evrede-durdurulabilir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Beykoz Olay]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Oct 2017 15:03:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Sür Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Beykoz Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Beykoz Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[mamografi]]></category>
		<category><![CDATA[meme kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Gülten Kaptan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.beykozolay.com/?p=5702</guid>

					<description><![CDATA[Dünyada yaygın bir hastalık olan meme kanseri, Batı ülkelerinde her 8 kadından birinde görülürken, ülkemizde her 12...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Dünyada yaygın bir hastalık olan meme kanseri, Batı ülkelerinde her 8 kadından birinde görülürken, ülkemizde her 12 kadından birinde görülüyor. Kadınların korkulu rüyası olan meme kanserine karşı erken teşhisin önemine dikkat çeken Beykoz Üniversitesi Meslek Yüksek Okulu Müdürü Prof. Dr. Gülten Kaptan, aktif yaşamın meme kanseri riskinden koruduğunu söyledi</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-5704" src="http://www.beykozolay.com/wp-content/uploads/2017/10/meme_kanseri.jpg" alt="" width="1604" height="1170" srcset="http://www.beykozolay.com/wp-content/uploads/2017/10/meme_kanseri.jpg 1604w, http://www.beykozolay.com/wp-content/uploads/2017/10/meme_kanseri-768x560.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 1604px) 100vw, 1604px" /></p>
<p>Dünyada yaygın olarak görülen meme kanserinde erken teşhis hayati önem taşıyor. Batı ülkelerinde her 8 kadından birinde meme kanseri vakası görülürken, ülkemizde de her 12 kadından birinde görülüyor. Meme kanseri farkındalığı ayı olan 1-31 Ekim tarihleri arasında uzmanlar meme kanserine karşı alınması gereken önlemleri anlatarak, farkındalık oluşturmaya çalışıyor.</p>
<p>Meme kanserine karşı korunmada bazı önlemlerin alınmasının hayati önem taşıdığını vurgulayan Beykoz Üniversitesi Meslek Yüksek Okulu Müdürü Prof. Dr. Gülten Kaptan, özellikle menopoz döneminde fazla kilo alımının kadınlarda tehlike yarattığının altını çizdi. Kaptan, şunları söyledi: “Fazla kilo, bel çevresinde yağlanmanın artmış olması, özellikle menopoz sonrasında kadınlarda riski artırıyor. Menopozdaki hormonal değişim ve fazla kilo-insülin ilişkisi bu riskin artmasında etken. Yaşa uygun spor, yürüyüş gibi aktiviteler formu korumada vazgeçilmez olmalı. Bunu yapın. Aktif yaşam meme kanserinden korur. Sigarasız hayat riski azaltır.”</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-5703" src="http://www.beykozolay.com/wp-content/uploads/2017/10/Beykoz-Universitesi-MYO-Muduru-Prof.-Dr.-Gulten-Kaptan.jpg" alt="" width="627" height="430" /></p>
<p><strong>Türkiye’de her 12 kadından birinde görülüyor</strong></p>
<p>Kadınlarda sıklıkla görülen kanser türleri arasında akciğer ve meme kanserinin olduğunu söyleyen Gülten Kaptan, şu bilgileri verdi: “Dünya Sağlık Örgütü verileri ölümlerin en önemli nedenini 2030 yılı itibarı ile kanser olarak ön görmektedir. Bu verilere göre kanser nedeni ile ölümler 17 milyon civarında olacak. Batı ülkelerinde meme kanserinin her 8 kadından birinde görülüyor olması, durumun ciddiyetini gösteriyor. Bu kanser türü ülkemizde de 12 kadından birinde görülüyor.”</p>
<p><strong>Erken teşhis hayat kurtarır</strong></p>
<p>Kanserin diğer hastalıklara göre yaşamı tehdit etmesi nedeniyle daha elim algılandığını dile getiren Gülten Kaptan, kanserden korkulmaması gerektiğini ve erken teşhisin bu noktada hayat kurtardığına dikkat çekti. Meme kanserine karşı birtakım önlemlerin bilinmesi ve uygulanmasının, kanseri erken evrede yakalamanın, tedavi edilebilirliği kolaylaştırdığını vurgulayan Kaptan, “Önlemek birey açısından hayatı kolaylaştırır; daha ucuz, daha kolay, daha ağrısızdır. Bireyin aile yaşamını ve işini sürdürmesi yönünden de önem arz eder” dedi.</p>
<p><strong>Meme muayenesine 20 yaşından sonra başlamalı</strong></p>
<p>Meme kanserinde ihmal edilen bir diğer önemli konunun da sağlık taraması olduğunun altını çizen Gülten Kaptan, Türk halkının sağlık taraması yaptırmaktan kaçındığına dikkat çekti. “Oysa bir şeyi önlemenin yolu hastalanmadan önce korunabilmekten geçer” diyen Kaptan, “Kadınlar kendi kendine meme muayenesine 20 yaşından sonra başlamalıdır. 40 yaş üzerindeki her kadının, her yıl düzenli olarak mamografi çektirmesi önerilmektedir. Beslenme önemli, az kırmızı et, bol yeşil sebze, meyve. Güneş ışığından korunma önemli. Emzirme de korunma da çok önemli bir faktör. Emzirme mutlak olmalı” bilgisini verdi.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
